Çeviri Sektöründeki Yaban Otlarını Nasıl Ayıklarız? ÇOK ÖNEMLİ BİLDİRİ-ÇEVİRİYE GÖNÜL VERMİŞ HERKES MUTLAKA OKUMALI

Çeviri Sektöründeki Yaban Otlarını Nasıl Ayıklarız?
ÇOK ÖNEMLİ BİLDİRİ-ÇEVİRİYE GÖNÜL VERMİŞ HERKES MUTLAKA OKUMALI
Ülkemizde en çok çeviri ihtiyacı olan Almanca- İngilizce dillerinde yaklaşık on senedir yeminli çevirmen olarak çalışmaktayım. Bu noktada rekabet kuralları gereği ( gerçi bizim mesleğimizde o konuda da yazılı bir çalışma bulunmamakta, yani buradan istediğim büro hakkında istediğim karalamayı özgürce yapabilirim, ama “etik kurallar” diyen bir otokontrol mekanizmasına sahibim ki bu beni engelliyor) tamamen çeviri işletmesi sahibi kimliğimden beni ayrı tutmanızı rica ediyorum, çünkü belli bir yere kadar yazdıklarımı sadece ve sadece çevirmen kimliğimle başıma gelenlerden bahsederek anlatmak ihtiyacı duyuyorum.
Bunun nedeni bana çok değerli bir meslektaşımın bugün yazdığı mektup. Aslında başıma gelenlerden sonra susmaya söz vermiştim ama durum gittikçe kötüleşiyor. Bu yüzden elimden geldiğince her şeyi detayına kadar anlatıp size DURUM TESPİTİ- YAPILANLAR- YAPILABİLECEKLER-KATILIM başlıklı 4 yazı yazacağım. Bugün ilki yani DURUM TESPİTİ yazımız var. Lütfen okumanızı ve paylaşmanızı rica ediyorum. Yapılanlarda da görebileceğiniz gibi başıma gene bin tane iş açacağımı biliyorum ama kimse ellerini kirletmek istemiyor bu konuda, ama genç çevirmenlere çok üzülüyorum ve bir şeyler yapmamız gerektiğine inanıyorum.
“Bu konuda bir sonuç alabilecek sayıda insanın bir araya getirilmesi mümkün mü sizce? Biraz hak-hukuka önem veren şirket varsa aralarında, eminim ki böyle bir durumda bu iş ilişkisini sonlandıracaklardır. Böyle bir çabayı organize etmeye ilgi duyar mıydınız çeviri sektörü konusunda gerçek anlamda iyi bir şeyler yapmaya çalışan biri olarak?
Elbette “rakip” konumunuzun buna etik dışı nitelik kazandırabileceği de düşünülebilir belki ama bir yönlendirme de çok etkili olabilir kanısındayım.” Diye bir mektup aldım bugün. Beni epey sarstı içindekiler. Ben de hem bu değerli meslektaşıma hem de herkese cevap veriyorum:
DURUM TESPİTİ
Almanca-İngilizce dillerinde bahsettiğim gibi sıkça iş geliyor, hatta çapraz çeviri de yapabildiğim için birçok çeviri işletmesi ile ( en az 100) çalışma ve tanışma fırsatım oldu. Kişilerin karakterini, çalışma şartlarını ve sektörün sorunlarını bir kenara bırakıyorum, ödeme konusunda 4 ayrı tip çeviri bürosu ile çalıştım
1- Ödemelerini peşin veya aynı hafta içinde yapanlar
2- Ödemelerini aylık maaş şeklinde tek seferde yapanlar
3- Ödemelerini önce düzenli, sonra yavaş yavaş aksatarak, en sonunda hiç yapmayanlar.
4- Hiç ödeme yapmayanlar.

İlk 2 grubu alkışlıyorum, bunların sayısının da bir elin parmakları kadar olduğunu üzülerek söylemek zorundayım. Tüm tercümanlar artık biliyorlar ki çeviri büroları özellikle büyük işlerin veya büyük firmalara yaptıkları işlerin ödemesini en az 30 gün sonra alıyorlar ve iyi bir vergi ödemek zorundalar. Yani 18 TL’ye bir iş alıyorlar ise ve çevirmene atıyorum, 7 TL veriyorlarsa, 18 TL X 0.20=3.6 Gelir vergisi ödemek, bunun yanında o işi almak için reklam masrafı, katalog, ilan, kağıt basımı, klasik ofis masrafları ( personel, kira, faturalar, SGK, her ay başka bir adla alınan başka bir vergi ( stopaj, kurumlar, geçici vergi vs vs), editör ve imla denetmeni, eğitim giderleri vs ödemek zorundalar.  Artı 7 x 0.2= 1.4 çevirmen stopajı ödemeleri gerekmektedir. Şu anda kalite belgesine sahip ve müşterisine iyi hizmet etmek isteyen bir çeviri bürosunda bunların hepsi olmak zorundadır, aksi düşük verim, düşük kalitedir ve ben müsaadenizle şu anda çevirmen arkadaşların yarı zamanlı olarak evlerinden işlettikleri çeviri bürolarından bahsetmiyorum ( lütfen asla küçümsediğimi sanmayın, bu bizim sektörün olmazsa olmazıdır ve her çevirmen bir gün kendi ofisini açmayı hayal eder, herkese bu konuda başarılar diliyorum ama onlar da şu noktada kendi eksiklerinin farkındadırlar sanırım ve yol göstermemi isterlerse seve seve yardımcı da olurum, yeter ki sektörde kalite artsın) Bu noktada 100 sayfalık işi Perşembe akşamı size iletip yarın sabah 10’a hazır olmasını isteyen ve 5 dakika geciktiğinizde kıyametler kopartabilen müşterilerin 45 gün sonunda ödeme de yapmadıklarını ve sizin buna karşı hiçbir şey yapamadığınız gerçeği de farklı bir konu. Yine de çeviri işletmeleri iş yoğunluğu ve iyi bir idare ile bu işin altından kalkabiliyorlar. Ufak gecikmeleri çevirmenler de normal karşılıyorlar, karşılıklı güvene dayalı bir ekip işi yürütülüyor. Benim sözüm üçüncü ve dördüncü gruba.
Bu tercüme büroları arasından iflas ilan edip ortadan kaybolanlar olduğu gibi( gerçekten iflas edenlerden bahsetmiyorum tabii ki, bu arada 17 tane iflas ilan eden büro gördüm, sadece biri gerçekten iflas etmişti ve o da öyle veya böyle hepimizi arayıp bir sene içinde borcunu kapattı, bu bir istisnadır) hala yüzsüzce çevirmenlere ödemeye yapmamaya devam etmesine rağmen gidip büyükşehirlerin en işlek caddelerinde yeni yeni büro açanlar var. Ben 5 sene boyunca çok yoğun çalıştığım için haliyle çok da fazla zarara uğradım.  Daha fazla bilgisi olan paylaşırsa çok memnun olurum.
NOT: HEPSİ TARAFIMDAN YAŞANMIŞTIR, ŞEHİR EFSANESİ DEĞİLDİR, ARKADAŞIMIN ARKADAŞININ BAŞINA BU GELMİŞLERİ HİÇ ANLATMIYORUM.
Taktik 1- KARINCA KARARINCACILAR: Bunlar her yeni çevirmene 4-5 sayfa iş yaptırıp, onun ödemesinin de az olduğunu, daha sonraki işlerle beraber yatıracaklarını söylerler ve sonra ya çeviri çok kötüydü der ya da havale masraflarından dem vurarak konuyu kapatırlar, siz 50 kere arayıp verdiğiniz telefon parası emeğinizin üstüne çıktığında genelde ufak bir meblağ olduğu için uğraşmayarak Allah’a havale edersiniz. Onlar ay sonunda şampanya patlatırken siz ve binlercesi bir bardak soğuk su içtiğiyle kalır.
Taktik 2- “YATIRDIM, GELMEDİ Mİ” CİLER: Çin’deki bir firmaya yaptığınız çevirinin parası o gün yatarken, alt sokağınızda bulunan bu çeviri bürosunun ödemesi nedense bankada takılır. EFT saati geçtiği için pazartesi geçecek derler, o pazartesi bir türlü gelmez, bu hafta olmadı ama Cuma kesin elinizde derler, ama hangi Cuma olduğu belli değildir, Salı sallanır, Çarşamba çarşafa dolanır, bu böyle sürer gider. Zaman akıp gider, borcu siz unutursunuz, hayat devam eder.
Taktik 3-“MİNİ ÇAKAL”LAR: Önce size küçük küçük iş yaptırırlar, ödemelerinizi de gayet güzel alırsınız, sonra 2-3 ay içinde karşılıklı güveni oluşturup size büyük iş verirler, o büyük işi parasını ise bir türlü alamazsınız. Uğraşanlar yaklaşık 1500 telefon, 850 hiç kale alınmayan e-posta ( msn demiyorum çünkü msnden siliniyorsunuz hemen) ve 5 ofis ziyareti sonrasında ve 2-3 sene içinde sinirleri harap olmuş biçimde parça parça borcunu kapatır. Uğraşmayanlar 500 telefon konuşmasından sonra vazgeçer. Her ay bir büyük proje aldıkları düşünülürse kaldırdıkları parayı siz düşünün.
Taktik 4-“BÜYÜK ÇAKAL”LAR: Mini Çakalların bunu zamana yaymışlarıdır. Bunların genelde kamu ihalelerini çok düşük ücret vererek alanları sürü lideri olurlar, adam zaten tercümana ödeme yapmayacağı için haliyle paranın hepsi “kemiksiz” cebine girer ve siz çeviri işletmeleri bu adamların ihaleye nasıl böyle bir teklif verdiklerini ağzınız açık seyrederken adam 5 milyon sayfalık işi alır, bunu bir de ödeyecekmiş gibi pazarlıkla size ve yaklaşık 100 çevirmene daha kabul ettirir. Kısıtlı zamanda siz gece gündüz uyumadan çeviriyi yaparsınız, teslim edersiniz, devlet işi olduğundan adamı tanımasanız bile paranızı alacağınızı bilirsiniz, ama iş 1 ay sonunda 100 çevirmence yapıldıktan sonra, adam birden ortadan kaybolur. İflas ilan eder, kendisi de Çin’e taşınır. Siz 100 çevirmene ve devlete ulaşırsınız, devlet tabii ki parasını bu aracıya ödemiştir, iş onlardan çıkmıştır, 100 çevirmen birden mahkemeye gider ama adam Çin’de olduğundan hiçbir şey yapılamaz. Sizin bir bardak soğuk su bir damacana olur, afiyetle içersiniz.
Taktik 5- UMURSAMAZ KOVBOYLAR: Bunlar hali hazırda çok değerli bir çevirmen meslektaşımın yazdığı gibi ödeme yapmayan, ödeme yapmadığı herkesçe bilinen, hakkında sosyal medyada bin tane şikâyet olduğu halde hala çeviriyi yaptıracak çevirmenler bulabilen, adları çarşaf çarşaf yazıldığı halde gidip yeni şube açabilen, her gün çevirmenler telefon edip kendilerine hakaret ettiğinde ( 1500 telefondan sonra çevirmenler de deliriyor kardeşim) daha da terbiyesizleşebilen, haktır hukuktur, insanlıktır nedir bilmeyen çeviri büroları. Ama şu da bir gerçek ki, bu çok değerli meslektaşım uyarıyor( isimini kullanmak için izin almadığım için yazamıyorum, izin verirse seve seve yazarım ) “Bu hırsız zihniyetli insanların sitesine giriyorum ve referanslar bölümünde birçok büyük şirket görüyorum. “ Evet, çünkü bu çok değerli büyük şirketler bunu hiç umursamıyor. Daha ucuz hangi şirket çeviri yapıyorsa ona ihaleyi veriyorlar, işleri de temiz hallediliyor ve onlar için sorun kalmıyor. Bu çeviri bürosu da şube üstüne şube aşmaya, iş üstüne iş almaya devam ediyor. Ha, bunların bir de isim değiştirenleri var, çok büyük işlerden sonra atıyorum X tercüme bürosunu kapatıyor, Y tercüme bürosu açıyor, sistem değişmiyor.
Daha dün beni ve 38 ayrı çevirmen arkadaşımızı Taktik 4 ve Taktik 5 ile karışık bir süper plan ile dolandıran bir çeviri bürosu işletmecisi diyeyim artık ne desem bilemedim ( onun hikâyesi de ayrı bir güzeldir, bir gün anlatırım) benimle çalışmak istediğini belirten bir CV gönderdi, benim ofisimde proje yöneticisi olarak çalışmak istiyormuş. Onun taktiği de şu, önce büyük çeviri bürolarında çalışmaya başlıyor, müşterilerin hepsini 6 ay içinde telefonuyla adıyla öğreniyor, sıcak ilişki kuruyor, sonra kendi bürosunu açıyor ve o büyük firmanın müşterilerini daha düşük bir fiyatla kendine bağlıyor, çevirmenleri de birim fiyatı yükselterek benimle de çalışır mısınız diye soruyor? Çevirmen ne bilsin, sizinle de çalışırım diyor. Sonra da bu kişi o büyük firmalardan büyük işler alıp 3-4 ay devam ediyor, çevirmenler de o eski büyük firmada olduğu gibi paralarını alacaklar zannediyorlar, sonra bir gün bir bakıyorlar ki bu kadının açtığı yeni firma kapanıvermiş. 3-4 aylık emek çöpe gitmiş, eski firma mali krizde ve bu kadın 1 sene ortadan kayboluyor, sonra yeniden proje yöneticisi olarak başvuruyor. Düşünsenize benimle 3 sene çalıştı ve beni o zamanın parası ile 2600 TL dolandırdı, hiçbir şekilde ulaşamadım, ofisini kapayıp gitti ve şimdi adımı bile hatırlamıyor, bana iş soruyor. Ben de, 38 kişi de yüz kere aradık oysa bu kadını.
Durum tespitimiz bu yönde. Sektörümüzde ne yazık ki bu yüz karaları var. Şimdi sıra geldi sizin sorunuza “ Bu kadar dolandırıldın da sen de hiçbir şey yapmadın mı? Yaptım, yapmaz mıyım? Arkası yarın…

Bir Cevap Yazın