Çevirmen ve Çikolata

  • 12 Aralık 2012 tarihinde, tarafından yazılmıştır.

Ümit Yakup Dural’ın kaleminden
ÇEVİRMEN VE ÇİKOLATA

Hepimizin bildiği gibi, çevirmenin iki sadık dostu vardır; çevirinin zamanında teslim edilmesi için gereken zamanı çevirmene cömertçe bağışlayan uzun geceler, çalışma masasının üzerinde moral ve enerji vermek için bekleyen atıştırmalıklar, özellikle yazımıza adını ve kokusunu veren çikolata, kimi meslektaşlarımız için ise balkonun soğuğuna çıkmaya değecek kadar sevilen sigara…

Hayır… Hayır… Size sigara kullanmanın zararlarından bahsedip bir sürü öğütte bulunmayacağız. Çünkü burası yeri değil… Bizler de bu konunun uzmanları değiliz. Bu konunun değerlendirmesini değerli hekimlerimize ve kullananlara bırakmanın en doğru yaklaşım biçimi olduğuna inanıyoruz. Ayrıca, sigara kullanmayan birisi olarak, insanların bir şekilde sahip oldukları alışkanlıklarını tartışıp yargılamak bana göre her zaman haksızlık ve saygısızlığın ötesine gitmeyen bir davranış biçimidir. Dahası, sigara kullananlara bırakmalarını telkin etmekle, kullanmayan bir kişiye başlamasını tavsiye etmek arasında bir fark yok görmüyoruz.

Amacımız sadece çeviri yaparken metabolizmamızda meydana gelen birtakım zararlı etkilerin önüne geçmek, ayrıca çeviri performansımızı artırabileceğini umduğumuz besinlerle ilgili genel bir bilgilendirmede bulunmak…

Gelelim yazımızın sevimli konuğu çikolataya… Fındık, kakao, yağ, şeker ve o baştan çıkaran kokusuyla çikolataya ve çevirmenle olan tutkulu ilişkisine…

Gerçekten de, çikolata, hem çeviri sürecinde yaşadığımız stresi önemli düzeyde azaltarak dolaylı yoldan, hem de başarılı bir çeviri için gereksinim duyduğumuz birçok maddenin salgılanmasını sağlayarak doğrudan önemli ve tadına doyulmaz bir katkı sunmaktadır.

Söze çikolatanın yenmesiyle birlikte beynimizde adeta gezmeye çıkan “mutluluk hormonu” serotonin ile başlayalım. Serotonin demişken ortağı ve yakın çalışma arkadaşı endorfinden bahsetmemek olmaz. Beyin içi morfin olarak da adlandırılan, aslında morfinden 20 kat daha güçlü endorfin, sinir hücrelerini uyuşturarak acıyı kamufle eder sızıyı azaltır, kalpteki periferik vasküler direnci düşürerek, çeviri sürecinde yaşanılan stresin kalbimize zarar vermesini de engellemiş olur.

Çikolatanın içerdiği bir diğer önemli madde ise penilatilamindir. İnsanı adeta bulutların üzerine çıkarak bu maddenin tek kusuru bulutlardan inerken yardımcı olmaması…

Çikolata, tüm bu besinlerin yanı sıra, yeşil çay ve sebze-meyvelerde bulduğu bilinen “flavonoid” adlı maddeye de ev sahipliği yapar. Bu madde kanı sulandırarak kalp hastalıkları riskini de azaltır. Aspirin gibi kanı sulandırarak, “emboli atma” olarak adlandırdığımız kanda pıhtı oluşumunu dolayısıyla kalpte enfarktüs, beyinde ise inme veya felç gibi ciddi durumları önemli oranda önler. Çikolatanın bir diğer etkisi ise “kötü kolesterol” olarak adlandırılan LDL nin damar çeperine yapışmasını önlemesidir.

Çikolatanın tüketimi ile ilgili olarak da birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum izninizle. Çikolata yemek yerine tüketim sözcüğünü kullanmamın nedeni ise çikolatanın en verimli ve seri etkisini emildiğinde göstermesi… Gerçekten de, çikolata ısırarak yenildiğinde doğal sindirim sistemi sürecine giriyor ve etkisini göstermesi ciddi zaman gerektiriyor. Ayrıca, karaciğerin kontrolünde kana verildiğinden beklediğimiz verimi almamız için sabırlı olmamız gerekiyor.

Oysaki çikolatayı, özellikle son dönemde piyasaya verilen kalem çikolata şeklindeki ürünleri emerek tükettiğimizde, içeriğindeki özellikle beynin gereksinim duyduğu şeker ve kakao, dildeki reseptörler aracılığıyla, sindirim sistemi döngüsüne girmeden doğrudan beyne ulaşıyor. Böylece, çikolata beklenen stres azaltıcı ve rahatlatıcı etkisini çok kısa bir zaman diliminde gösterdiği gibi, ayrıca, beynin anlama, kavrama, hafıza ve dikkat bütünlüğü şeklinde sayabileceğimiz önemli işlevlerini de çeviri sürecinde ihtiyaç duyduğumuz mükemmellikte gerçekleştirmesinde önemli rol oynar.

Ne dersiniz, çikolatayla yıllardan beri süregelen flörtümüzde haksız mıymışız?

Bu arada, streslerini sigara kullanarak azaltmaya çalışan değerli meslektaşlarımıza da çikolatamızdan daha fazla pay ayıralım. Yalnız, aramızda kalsın, onların payını balkonda sigaralarını içip içeri geldiklerinde verelim… Ağızları tatlanır… Fena da olmaz hani… Sizce de öyle değil mi?

Nerede benim çikolatam? Yoksa siz mi yediniz? İnanmıyorum ya….

Pin It on Pinterest

Share This