ÇEVBİR ve Çeviri Derneği’nin “Fareler ve İnsanlar” konusunda ortak açıklamasını kamuoyuna sunarız.

ÇEVBİR ve Çeviri Derneği’nin “Fareler ve İnsanlar” konusunda ortak açıklamasını kamuoyuna sunarız.

ÇEVBİR ve Çeviri Derneği olarak, çeviri yapıtların yargı ve sansürle, çevirmen meslektaşlarımızın kovuşturma ve aşağılamalarla karşılaştığı örneklere geçtiğimiz yıllar içerisinde çok kez tanık olmuş ve bu konudaki tutumumuzu kamuoyu önünde dile getirmiştik. Yayın, çeviri ve kültür dünyamıza bu tür müdahelelerin yinelendiğini üzülerek görüyor ve bu durumu kınıyoruz.

1962 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi John Steinbeck’in kaleme aldığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın 100 Temel Eser’i kapsamında yer alan Fareler ve İnsanlar adlı kitap Eylül 2012’de Sel Yayıncılık tarafından yayımlanarak kitap raflarında yerini almış, dilimize yeniden kazandırılmıştı. Kitap daha önce farklı yayınevleri tarafından da dilimize kazandırılmıştı. Ancak, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nun İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kültür Bölümü’nde yaptığı 3 Aralık 2012 tarihli toplantının raporu ve tutanağı, söz konusu yapıtın “Ahlâki olmayan bölümler” içermesi sebebiyle “sakıncalı” olduğunu İzmir İl Milli Eğitim Şube müdürünün ve komisyon üyesi dört öğretmen ve okul yöneticisinin imzalarıyla dile getirmektedir. Dilekçede yapıt “eğitime uygun olmayan bölümler” ve “öğrencilerin eğitimine uygun olmayan bölümler” içerdiği yargısıyla niteleniyor. Söz konusu dilekçe İnkılap Kitabevi, Sel Yayıncılık, Varlık Yayınları ve Remzi Yayınevi’nin yayımlamış olduğu kitapların ilgili sayfalarını da ”sakıncalı” ifadesiyle tutanak altına alıyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim öğrencilerine önerdiği 100 Temel Eser’in 14-17 yaşlarındaki gençlere yönelik olduğu düşünülürse, Batı dünyasında “klasik”leşerek merkezi konuma yerleşmiş bu yazınsal yapıtın, üniversite çağına yaklaşmakta olan öğrencilere kültürel açıdan katkı ve zenginlik sağlayacağı kuşku götürmez. Ayrıca, yapıt tiyatro ve sinema uyarlamalarının yanı sıra radyo oyunu olarak farklı dillerde ve dönemlerde uyarlanmış, dünyanın birçok ülkesinde 11 yaştan itibaren öğrencilerin okuması gerekli görülerek ders programlarına zorunlu ders materyali olarak alınmıştır. Yapıt, betimlemelerinin zenginliği, olay örgüsünün anlaşılırlığı ve toplumsal sorunları etkili bir biçimde dile getirişi açısından öğrencileri yazınsal ve toplumsal açıdan eğitici nitelik taşımaktadır.

Kendi değerini ve meşruiyetini, kültürler ve diller arasındaki yolculuğu sırasında kazanmış bu tür yapıtları “görülen olumsuzluklar” başlığı altında incelemeye alıp yargılamak, kültürel alışverişi engelleme ve yeni kuşakları kültürel yoksunluğa sürükleme işlevinden öteye gitmeyecektir. Yeni kuşakların etkin bir eğitim süreci geçirmesi için yetkililerin yoksunlaştırıcı değil zenginleştirici, yargılayıcı değil teşvik edici, yasaklayıcı değil sorgulatıcı bir eğitsel ve kültürel yaklaşım benimsemelerini dileyerek, kültür ve yayın dünyamızın bu tür yapıtların çevirileri aracılığıyla zenginleşeceği görüşünü yinelemek istiyoruz. Özellikle genç kuşakların söz konusu olduğu bu tür durumlarda, böyle bir yaklaşım, yalnızca yazınsal değer taşıyan yapıta, yazarına ve çevirmenine değil, dünya standartlarında yetişmesini dilediğimiz genç okurlara biçtiğimiz değer ve saygının da bir ifadesi olacaktır.

Kültür, yazın ve çeviri dünyamızı zedeleyecek her türlü kararın takipçisi ve sorgulayıcısı olacağımızı saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

Çeviri Derneği ve Çevirmenler Meslek Birliği

Bir Cevap Yazın