Alp Erhan Aslan ile “çeviri sektörü” üzerine yaptığımız röportajın yayınıdır.

  • 16 Şubat 2013 tarihinde, tarafından yazılmıştır.

Alp Erhan Aslan ile “çeviri sektörü” üzerine yaptığımız röportajın yayınıdır.
Soru 1- Çeviri sektöründe ulusal meslek standardının yayınlanmasının sektöre katkısının olacağını düşünüyor musunuz? Özellikle hangi alanlarda bir etkisi olabilir sizce ( fiyat iyileştirmesi, kalitenin artması, çeviri çalışma saatlerinin düzenlenmesi vs)?
Cevabınız: Bunun için çok bile geç kalındı. Çeviri kritik bir alan olduğu için, tüm ayrıntılar belirlenmeli. Diğerlerinin yanı sıra, mesleğin saygınlığının da artmasına neden olabilir. Çevirmenim dendiğinde, insanların bir öğrenci boş zaman etkinliği ile uğraşılmadığını düşünmesini sağlayacak şekilde standartların yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Soru 2-Çeviri sektöründe ülkemizde 450’den fazla çeviri işletmesi, 10’dan fazla faal dernek ve 100’den fazla dilde 15.000’den fazla çevirmen ve her yıl mezun olan 500 genç çevirmen adayı mevcut. Sizce çevirmenlere gerekli değer verilmekte mi?
Cevabınız: Tabii bu değer öncelikle maddi olarak kendini göstermiyor. Kendi adıma ben 18 yıldır çeviri yapıyorum, ama her fırsatta, parası iyiyse, başka işlere yönelmeye çalışıyorum. Bir hiyerarşi var sanırım. O genç çevirmen adayları ile ben çalışmıştım. Sanırım eğitimden çok, deneyim ve pratik önemli. İşin kalitesine göre ödeme yapılabilir. İşler zorluk derecesine göre fiyatlandırılabilir ve altından kalkacak tercümana teslim edilebilir.
Soru 3- MYK’nın standardında 2.5 maddesinde
“Yazılı çeviride çalışma ortamının, havalandırma-ısıtma-soğutma sistemlerini içeren, yeterli aydınlatma sistemine sahip, ergonomik ofis araç ve gereçleri ile donatılmış, gerekli iletişim imkânlarını sunan alt yapıya sahip (internet bağlantısı, telefon, faks vb.) özellikte olması gerekir. Ardıl çeviri yapan çevirmen, çalışma ortamında konuşmacıyı rahat duyabileceği bir konumda bulunmalı; simültane çeviride ise çalışma ortamı, ilgili TSE standartlarına uygun olmalıdır.
yazmaktadır. Sizce 450 çeviri işletmesinin ne kadarı bu maddeye uymaktadır. ( Senem Kobya’nın kişisel notu: Bildiğiniz var ise isim verebilirsiniz, kaliteli firmalar rakibimiz değil, aynı amaçla yola çıktığımız arkadaşlarımızdır, isimlerini yayınlamaktan onur duyarım) Bunu denetleyen bir kurul veya otokontrol mekanizması mevcut mu?
Cevabınız: Ben her zaman, Cadde, Şimşek ve Dijital Tercümenin bu işe yaklaşımlarını ve bana karşı toleranslarını takdir etmişimdir. Eskiden sigara dumanları içerisinde, han bürolarında bu işleri yapardık. O zamanlar şirket şeklinde işletmeler azdı sanırım. Geçmişe göre ilerleme var sanki.
Soru 4- Çevirmenlerin kazançları konusunda ne düşünüyorsunuz? “Sayfası 5 TL’den günde 100 sayfa çevirsen ( !) ayda 15.000 TL kazanırsın hem de oturduğun yerden” mantığı ile yaklaşılan çevirmenler sizce bu kadar kazanıyorlar mı?
Cevabınız: Cevap basit. 100-120 sayfa çevirdiğim olmuştur. Ama 3-4 gün bu şekilde yapsam, o 15 bin TL ancak doktor masraflarına yeter. Öyle düşünenler, halen çevirinin hayati ciddiyette bir iş olduğunu ve titiz davranmanın şart olduğunu anlamamışlar sanırım. Ama 10 bin k çevirip o parayı kazanan Avrupalı, Kanadalı vs. kişilere imrenmiyor değilim.
Soru 4: Çeviri sektöründeki fatura konusunda ne düşünüyorsunuz? Çevirmenlerin kazançları emek sayılacağı için vergiden muaf tutulmalı mı? Yoksa belli bir limitin üstüne çıktıklarında mı vergilendirilmeli?
Cevabınız: Kazançlar iyileştirildiği takdirde vergilendirilmeli bence. Bir de herkes aynı fikirde mi bilmiyorum ama bu işin biraz da, tıp, hukuk vs. gibi “yıpranma” ya yatkın meslek gruplarından biri olduğunu düşünüyorum. Hem risk faktörü çok fazla, hem de stresli ve bedenen yorucu bir iş ve bu nitelikteki iş grupları arasında en az kazanılan alanlardan biri olsa gerek. Örneğin bir doktorun muayene ücreti 100-150-250 TL olabiliyorken, çevirmen saatte 20-30-40 ancak kazanıyordur.
Soru 5: Çeviri sektöründe ücretler düşük olduğu için faturasız çalışmayı tercih eden serbest çevirmenlerin bu durumlarından faydalanıp ücretlerini ödemeyen çeviri işletmelerine ne gibi bir yaptırım uygulanmalı?
Cevabınız: Genel olarak, ücreti ödememek sadece bundan dolayı değil pek çok nedene dayalı olabilir. Facia çeviri yapılması gibi haklı sayılabilecek bir nedene dayanarak da ödeme yapmayanlar oluyor. Ancak bürolar profesyonelleştikçe, daha fazla kural koyuyorlar ve ona göre de kendilerini ödeme konusunda disipline ediyorlar. Bu nedenle, yaptırım değil belki ama zaman içerisinde kendi sonlarını getireceklerini düşünüyorum. Fakat bu tip çevirmenler, kendilerini paralarını almak zorunda hissederlerse, adli süreç başlatılabilir. O zaman, bilirkişi karşısında çevirilerinin tam ve doğruluğunu kanıtlamaları gerekir; aksi takdirde, yasal masraflar, alabilecekleri bedeli çok daha fazla aşacaktır. Bu nedenle de, çevirmenler işin üzerine gitmekten kaçınabiliyor. Böyle bir uygulama var mı bilmiyorum, ama ben şunu isterdim: çeviri dernekleri, yeteri kadar ciddilerse, bir kurul oluşturabilirler. Hakkı yendiğini iddia eden kişi bu kurula başvurabilir ve kurul da, ödeme yapmayan kuruluşa, durum hakkında bilgi talep eden bir yazı yazabilir, çevirinin geri dönüp dönmediğini, yeniden yaptırılıp yaptırılmadığını sorgulayabilir ve gerekirse kendileri incelemeye alabilir. Ayrıca meslek grubu olarak sendikalaşma vs. gibi detaylara girmek istemiyorum.
Soru 6: Standartta yer alan çalışma süreleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bir çevirmen kaliteyi en yüksek düzeyde tutarak günde kaç saat çeviri yapabilir? Bu çeviri saatleri süresince kaç sayfa çeviri meydana çıkar?
Çevirmen (Seviye 6), sahada yapılan sözlü çeviri faaliyetlerinde, iş sağlığı ve güvenliğini tehlikeye atacak eylem ve ortamlardan uzak durur ve yetkililerden gerekli koruyucu önlemleri almasını talep eder.
Çeviri çalışmalarında, genel olarak analitik inceleme, konsantrasyon, araştırma ve bilgi edinme ve iletişim yoğunluklu faaliyetler söz konusudur. Bu tarz çalışmaya bağlı olarak yoğun bilgi iletişim teknolojisi araçları kullanılmaktadır. Çeviri süreçlerinin yönetimi iş yoğunluğuna ve süreçte ortaya çıkan güçlüklerin çözümlerine göre esnek çalışma saatlerini gerekli kılar. Sözlü çeviride, ISO/TSE standartları ve Avrupa Birliği normlarında belirtilen azami çalışma süreleri ve koşullarına riayet edilmelidir.
Cevabınız: Bu konuda, kişinin kendi standartlarını, zaman içerisinde, kendisinin oluşturacağını düşünüyorum.
Soru 7: Mesleki standartta yer alan aşağıdaki madde zorunlu hale getirilmeli midir?
B.4 Çeviri sözleşmesi yapmak
Cevabınız: Evliliğe kadar girmiş olan sözleşmeler neden çeviri alanında da yapılmasın? Modern yaşam bize lonca uygulamalarından sıyrılarak, kimseye güvenmememizi ve aramızdaki ilişkiyi akde bağlamamızı empoze ediyor. Bir mecburiyet. Bu nedenle de zorunlu hale getirilmeli. Ayrıca sözleşmelerin önleyici, uyarıcı, önlem aldırıcı ve bağlayıcı bir niteliği de var elbette.
Soru 8: Genç çevirmenlere çeviri işletmelerinin ya da sektörün yardımcı olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda örnekler verebilir misiniz?
Cevabınız: Şu denge her zaman her iş alanında var: bana para kazandır, ben de sana kazandırayım. Genç çevirmenler işletmeye fayda sağlıyorlarsa, onlar da gereken desteği sağlıyorlardır sanırım. Benim şu ana kadar gördüğüm durum böyle idi. Ancak duyduğuma göre, Dijital genç çevirmenleri desteklemeye yönelik bir misyoner bir uygulama başlatmış. Detaylarını bilmiyorum ama bu tip uygulamaların gelecekte sektöre büyük fayda sağlayacağına eminim. Belki bu konuda eğitimler verilebilir, workshop çalışmaları yapılabilir. Ben de bu eğitim ve workshoplarda gönüllü yer alabilirim.
Soru 9: Bir çevirmen sizce kendini nasıl geliştirebilir veya kişi kendini çevirmenliğe nasıl hazırlar? Nerelerde eğitim alabilir?
Cevabınız: Benim açımdan, teoride; yetişkin eğitimi alanında İngilizce dersler verirken, her şeyden önce, 2 Amerikan sözünü dile başlangıç olarak tahtaya yazardım. “No pain no gain” (Acı yoksa kazanç da yok) ve “Practice makes perfect” (Pratik mükemmel hale getirir)… Pratikte ise; çeviri bakımından, yeni başlayan çevirmenler için, tıpkı zanaat ustaları ve çırakları gibi, masa başında iyi bir çevirmenin yanında oturmaları ve izlemeleri en iyi öğrenme yoludur. Geliştirme aşamasında bol bol ve hızlı bir şekilde çeviri yapmak şart. Cümlelerin detayları içinde boğulmayacak, cümleyi genel olarak görerek, diğer dildeki anlamı hızlıca verebilecek hale gelmeliler.
Soru 10: Çeviride kaliteyi arttırmak için çeviri işletmeleri neler yapabilir? ( Lütfen onayladığınız şıkları belirtiniz veya yeni şık ekleyiniz)
– Fiyat indirmemek ve çevirmenlere de fiyat indirim talebinde bulunmamak
– Ortak fiyat belirlenmesi
– Çeviride sözleşme yapılması
– Çevirinin editör ve yazım denetmeni desteği ile kontrolü
Cevabınız: Bence çevirmenle çok ama çok ciddi bir sözleşme en baştan yapılmalı ve şartlar ortaya konmalı, işin ciddiyeti ve profesyonelliği vurgulanmalı. Google tercüme ile çeviriyi yapıp, parasını alıp ortadan kaybolanlar var. Kesinlikle eksiksiz ve doğru çeviri yapılması gerektiği vurgulanmalı. Bir de, çok eskiden yemin ettiğim için, şu andaki durumu bilmiyorum ama Avrupa’da bir ülkedeki yemin belgesinde, “…bilerek hatalı çeviri yapmayacağıma…” ifadesi vardı. Bu “bilerek” ya da “kasten” ifadesinin noter metinlerine konması gerektiğini düşünüyorum. Bu durum hem notere, hem tercüme bürosuna, hem de çevirmene faydalı olacaktır.
Soru 11- Çeviride uzmanlık alanı konusunda ne düşünüyorsunuz? Çevirmen belli bir alanda uzmanlaşmalı mı yoksa her çeviriyi yapabilmeli mi?
Cevabınız: 1999 yılında, “çeviri ve tercüme bürolarının şirketleşme altyapıları” üzerine yaptığım tez çalışmasında, çevirinin, her gün gelen ayrı ayrı alanlara ait çevirilerden dolayı, çevirmeni kültürel açıdan çok iyi donattığını vurgulamıştım. Sanırım bu soru, genel entelektüel alanda da tartışılabilir bir konu. Örneğin Sartre gibi, her alana hâkim yazarların ardından, belli alana çok çok hakim yazar ve araştırmacıların dönemi başladı. Ben bir kez yaşayan kişinin alabildiğince çok şey öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Uzmanlaşan kişilerden de yararlanmak uygun olabilir. Yani burada dile getirdiğiniz, benim burada net bir yanıt veremeyeceğim, uzunca bir tartışma konusu… Kişisel taraftan çok, çeviri tarafında, eğer bir kişi tek bir alana ait şeyleri çevirebiliyor, diğerlerini (isteksizlikten dolayı kaçınma dışında) çeviremiyorsa, o kişi zaten daha fazla deneyime gereksinim duymaktadır. Belki tıp gibi düşünülebilir. Bir doktor her hastalığı teorik olarak öğrenir ama bir alanda uzmanlaşabilir. Ancak bana göre, çeviride, uzmanlaşılan şey terminoloji değil, dilbilgisidir. Dolayısı ile, sözlükten doğru sözcükleri bulup, gerekli bağlantıyı kurabilen dil uzmanı, her türlü çeviriyi yapabilmelidir.
Soru 12- Çeviride “alaylı” –“ mektepli” tartışması hakkında fikriniz nedir?
Cevabınız: O tartışmanın olduğunu bilmiyordum. Ama okulun bu konuda pek işe yaramadığını düşünüyorum. Okul, bilgisayarı kitaplardan öğrenmek gibi bir şey. 3 saatlik çeviri dersinde yarım paragraf çeviriyi yapmaya çalışırdık. Çevirinin başına oturup, yeteri kadar pratik yapan kişi alaylı da olabilir mektepli de.
Soru 13: Önerileriniz/ ek görüşleriniz
Bir zamanlar, akademik bir nedenden dolayı GRE sınavına hazırlanmak zorunda kalmıştım. GRE Amerikalıların ALES’idir. Ancak tam bir kaos dönemidir ve içinden çok az kişi sıyrılabilir. Onun ardından İngilizce yazma konusunda hiçbir problemimin kalmadığını gördüm. Önceden, savruk ve dağınık olma eğilimindeki cümlelerim, bir “native writer” kadar anlaşılır, keskin ve etkili hale geldi. İngilizce için GRE, diğer diller için benzer üst düzey sınavlara hazırlanılmasını, o kaosa girilmesini öneririm. GRE’nin birkaç bin tane kendine özgü sözcüğü vardır. Bunları çevirmenler bilmediği için, asla ABD’de istenen keskinlikte ve isabette cümleler kuramazlar. Internette, GRE için pek çok araç mevcut.

Pin It on Pinterest

Share This