“Kuran Meallerindeki Çeviri Hataları” semineri hakkında

İşimiz çeviri dünyasından son haberleri vermek, katılmak, kınamak veya desteklemek. Aşağıdaki haber de çeviri sektörü için önemli bir haber. Özellikle “hatalı yorum”a kesinlikle yer olmayan bu tip konularda çok titiz davranılması gerektiğini düşünüyorum. Bize 3 sene önce dini içerikli bir çeviri gelmişti ve tercümanımıza çok güvendiğim halde bunun altına girmek cesaretini gösteremedim, kimsenin de buna yeltenmemesini düşündüğümden ne kadar iyi olursa olsun bir çeviri bürosu ile çalışacağına, müşterimizi İlahiyat Fakültesi’ne yönlendirmiştim, iyi ki de öyle yapmışım, içim rahat uyuyorum çünkü. Çevirmenlik, benim dünyamda en önemli 5 meslek arasında.

O yüzden paylaşmak istedim.

Kuran Meallerindeki Çeviri Hataları Semineri

Konusu “Kuran Meallerindeki Çeviri Hataları” olan bu seminer, İhsan Eliaçık’ın moderatörlüğünde 13 Şubat 2013 Çarşamba günü saat 20.00’de Fatih’teki İnşa Kültürevi’nde yapıldı. Konuşmacılar; kendilerini “muvahhid” olarak tanımlayan İhsan Eliaçık ve Edip Yüksel’di.
Edip Yüksel’le arkadaşlığının seksen öncesine dayandığını söyleyen İhsan Eliaçık yaptığı açılış konuşmasında, “Hem Edip Yüksel’le hem de kardeşi Metin Yüksel’le seksen öncesinde beraberdik. Metin Yüksel, Kayseri Akıncılarındandır. Edip Yüksel’le seminere gelmeden önce gündüz Süleymaniye Vakfı’nda üçlü bir zirveye katıldık. Edip, ben ve Abdülaziz Bayındır. Edip’le yirmi beşer dakikalık birer konuşma yapacağız, ardından seminer, soru-cevap şeklinde sürecek” dedi.
Yaklaşık 40 dakika süren konuşmasında Edip Yüksel ağırlıklı olarak; 1986’da Reşat Halife ile tanışma serüvenini, bu tanışma sonrasında yaşadığı fikrî dönüşümü ve Türkiye İslamcıları tarafından dışlanmasını ve nihayet Amerika’ya kaçış öyküsünü anlattı:
“Seksen öncesinde ateşli bir Sünni idim. Hatta 1980’de İran’a gittim, orada dinî liderlerle görüştüm. Küfe’den geri döndüm, diyebilirim. 1986’da bir tesadüf eseri Reşat Halife ile tanıştım. Kur’an bana o gün nazil oldu. O günden sonra hadis ve sünneti reddettim. Bana o gün kızanlar, ‘şimdi Buhari ne kadarı sahih’ diye komisyon kuruyorlar. Beni değiştiren temel sebep, Kur’an’ın matematiksel mucizesi oldu. Benim ‘Din nakil dini değil, akıl dinidir!’ diye bir sloganım var. Matematik, insanı rasyonel düşünmeye iter. Reşat Halife ile 1986’da İslam Gençlik Konferansı’nda tanışmıştım. 19 mucizesinin mucidi Reşat Halife’dir. 1989’da Amerika’ya göçtüm. Galile, ‘matematik evrenin lisanıdır’, der. Pisagor, evrende her şeyin özünün sayılar olduğunu söyler. Ben her zaman biraz şüpheciyimdir. Seksende içeri girdim. İçeride Akıncılar davasından yatan arkadaşlarla beraberdik. Onları çalışma gruplarına ayırıp Kur’an’daki harfleri saydırdım. Elifler Kuran’a sonradan konduğu için onları saymadık tabi. Bu mucizeye kendim de bizzat şahit oldum. Bizde maalesef kritik düşünme geleneği yok. Kuran’ı anlamak için iki şey lâzım: bir, akıllı olmak; iki, ‘Kuran yeterlidir’, demek. Mufassal (tafsilatlı) ve mübin (açık) olduğunu Kur’an kendisi söylüyor. Katıldığım bir sempozyumda, ‘Kur’an anlaşılmaz’ diye iddiada bulundular. Tefsir, hadis, siyer, kelam beynimizi kemiren birer Truva Atı virüsüdür. Geçende bir ateist Facebook’ta bir ayet paylaştı. ‘Dedikoduyu kesin’ diyen bir ayeti adam mealinde, ‘dedikodu yapanları kesin’ diye çevirmiş. Felâket! Ateistler çok yararlı böyle durumlarda. Tabiî aralarında lümpen ateistler de var. Aziz Nesin onlardan biridir mesela. Kur’an hocası dövdü diye herif ateist olmuş. Fakat Turan Dursun, entelektüel bir ateisttir. Özellikle kadınlarla ve cezalarla ilgili ayetlerde çok fazla tahrifat var. 4:34 ayeti birçok mealde hatalı çevrilmiş Türkçeye. Ben yüzde yetmiş feministim. Yüzde yüz feminizm aileyi parçalıyor, maalesef. Amerika’da feministler çalışma uğruna çocuk sahibi olamıyorlar. Türkçeye ‘kadınları dövün’ diye çevrilen ayette geçen ‘darabe’ sözcüğünün başka bir sürü anlamı var, getirip bunu kullanıyorlar. Erkek egemen bir toplumuz ya… Kafamız hemen ona çalışıyor. Bu çeviriyi çok münafıkça buluyorum ben. Yine ‘dört kadınla evlenebilirsiniz’ ayetinde de aynı durum var. Orada ‘dul kadınlardan dört tane alabilirsiniz’, diyor. ‘Bakire kız alabilirsiniz’, demiyor. Tabiî ki; koruma, yer temin etme, kadının çocuklarını babasız bırakmama gibi nedenlerle… Afganistan’da dedesi yaşındaki adamlar sekiz-on yaşındaki kızlarla evleniyorlar. Böyle tipler kendilerini misvakla, sarıkla Müslüman zannediyorlar. Madem sünnete inanıyorsunuz, Muhammed Peygamber gibi 6 yaşındaki kadınla nikâhlanın o zaman. Huruf-u mukattalarda da hatalar var. Onlar harf değil harf-rakam, yani rakam. Araplar o dönemde, özellikle tüccarlar, ebced hesabı kullanıyorlardı. Ebced hesabına göre her harfin bir sayısal değeri var. Reşat Halife, bilgisayarına Kur’an’ı yükleyip harflerin frekanslarını araştırırken 1974’te 19 mucizesini keşfediyor. Huruf-u mukatta harfleri Kur’an’a 19 mucizesini sağlamak için konmuş harflerdir, bağımsız ayet değildir. Kur’an, Tanrı’nın keyfi bir dille matematiği iç içe geçirdiği bir mucizedir.”
Edip Yüksel’den sonra konuşma sırası kendine gelen İhsan Eliaçık, Edip’in, ‘hata var’ dediği kendi mealini “yaşayan Kuran” perspektifiyle yazdığını, hata olmadığını söyledi:
“Kuran meallerinde Allah’ın ‘and olsun ki!’ şeklinde güneşe, yıldıza, tan yeline ve kendini kınayan nefse yemin ettiğini görürsünüz. Bu tamamen yanlış bir çeviridir. Çünkü yemin bir üst makamın tanıklığı çağrılarak yapılır. Böyle çevirince ‘Güneş’e and olsun ki!’ derken, haşa, Allah, Güneş’i yüceltmiş oluyor. Ben bunları ‘dile gelsin ki’ diye çevirdim. Bence Allah bu ayetlerde ‘intak’ sanatını uygulamış. Elbette matematiksel çabayı (on dokuz mucizesini) önemsiyorum, meraklısına delil, hüccet olabilir. Ama ‘Kur’an’da her şey vardır’ demek bence yanlış. Kur’an’ın metni değil, mesajı önemlidir, Kur’an’ın lafzından değil, mesajından/manasından hesaba çekileceğiz. Ben Kur’an’daki ‘ibadet’ kelimelerini ‘kulluk’ olarak çevirmedim. Arapçada müthiş bir gırtlak fonetiği var. İbadet, kulun yaptığı ettiği şeyler, demektir. İş ve değer üretmektir. Namaz, oruç, hac anlamına gelmez. Bu saydığımız şeylere ibadet demiyor Kur’an, nüsuk diyor. Tekrarlanan hareket demek. Din bir inanç mıdır, yaşam mıdır? Bu sorunun tek bir cevabı var. Esasen din bir inançtır, yaşam değildir. Servetin ve malın bölüşüldüğü bir yerdir. İnanç ve ritüeller yaşamı besler, manevi dinamiği olur ama ibadet kelimesini karşılamaz. ‘Ben inanıyorum’ diyen biri cennete giremez, bu inancı pratiğe dönüşürse girer. İmanını yaşamında göstereceksin. Mekke’de inanç tartışması yoktur. Maalesef Kuran meallerinde maço bir bakış açısı var. Zenginler Kur’an’a müdahale etmişler, tevil ve tefsirle Kur’an’ın sinirleri alınmış. Kur’an’daki cehennem tehditleri bir öfkeyi anlatıyor, diptekilerin, açların ve ezilmişlerin öfkesini… Fussilet Suresi 30. ayette, ‘eşitçe paylaşın’ diyor. Bazıları bana, bunu böyle çevirirsen komünizm gelir diyor. Gelirse gelsin. Gerçi Kur’an sosyalist değildir. Onun sosyalistliği kendine hastır. Bakara 219’da da, ‘neyi infak edeceğini soruyorlar, de ki: ihtiyaç fazlasını.’ Arabistan’daki kralı rahatsız edecek bu ayeti adam bakın nasıl çevirmiş: ‘Sana ne yapacağını soruyorlar. De ki: İnsanları affedin.’ Alın size en kral meal! Bu ayeti böyle çevirdik diye Hayrettin Karaman Hoca bizi çağırıp ayar çekti. Tevbe suresindeki 34 ve 35. ayetler Müslümanların rahatlık ve rant zamanlarında inmiştir ama ‘Kahrolsun para!’ diye bağırır. Elbette ben Kur’an’ı motamot çevirmiyorum. Bu yüzden beni tarihsellikle suçlayan bir arkadaş, bu ayetin Yahudilere indiğini söylüyor.”
Söyleşide daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.
“Tevbe suresinde, ‘Müşrikleri tuttuğunuz yerde öldürün!’ diye bir ayet var, ne diyeceksiniz?”
Edip Yüksel-Kur’an’ı harekesiz okuyunca o anlam çıkmaz ama yine de şüphe içerisindeyim.
İhsan Eliaçık-Kur’an öldürme konusunda hassastır. O ayet savaş ortamı için söylenmiştir. Savaş ortamında düşmana çiçek verecek değilsiniz herhalde. O zaman savaşmayın kardeşim.
“Bir ayette, ‘Allah’tan başka şefaatçi yoktur’, diyor; bir başka ayette de, ‘şunlar şunlar şefaatçidir’ diyor. Bir çelişki yok mu?”
İhsan Eliaçık-Çelişki yok. O bahsedilen şefaatçiler kişinin kendi nefsidir.
“İhsan Bey, siz zebanileri bir yerde ‘fedai’ olarak adlandırdınız…”
İhsan Eliaçık-Mikrofonu bir başka arkadaşa uzatın. Bu soru değil. Bir “yorum” dinlediniz.
“Edip Bey, on dokuz mucizesiyle nereye varmak istiyorsunuz?”
Edip Yüksel-Bazıları işlerine gelmeyen ayetleri birbiri ile neshettiler. 19 mucizesi bunu bitiren bir mucizedir. Matematiğin, aklın ve bilgisayarın zirvede olduğu bir zamanda Allah, gizlediği bu mucizesini meydana çıkardı, bu kadar. 19 mucizesi Kur’an’ı koruyan bir sayısal koddur.
“Kuran Allah kelamı mı?”
İhsan Eliaçık-Olmasa da yine Kur’an’ı okurdum. Kur’an’ın sosyal içeriği önemli benim için. Bakın duvarlarda İncil’den de ayetler var. Biz Allah’ın kitapları arasında ayrım yapmıyoruz. Eğer bir gün; otorite, güç ve parayı öven bir ayet görürsem Kur’an okumayı bırakırım.
“İhsan bey, Müddesir Suresi 19. ayetteki çevirinizi çok fantastik buldum.”
İhsan Eliaçık-Bence o ayetin 19’la ilgisi yok. 19 kelimesi çokluk belirtir. Arap mitolojisinde 19 bekçiyi ifade eder.
“Edip Bey, siz İhsan Bey’in yaptığı ibadet-nüsuk ayrımına katılıyor musunuz?”
Edip Yüksel-İbadeti ritüele indirgemek bidattır, ama ritüel de gereklidir diye düşünüyorum.
“Maide 51’le Bakara 20 çelişiyor mu?”
Edip Yüksel-Ayetleri bağlamından koparırsanız çelişir tabiî. O ayetleri başka ayetlerle beraber düşündüğümüzde çelişmez.
“Kuran’da bir ayette, ‘mirastan erkek çocuğuna bir pay, kız çocuğuna yarım pay verin’ diyor. Bu bir çelişki midir, yoksa çeviri hatası mı?”
İhsan Eliaçık-Kur’an altı yerde de kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyor, onu niye görmüyorsunuz? O ayet indiğinde ilk defa kadına mirastan pay verildiğini unutmayalım. O zamanın koşullarında bu bir devrimdi. Biz Kur’an’ın lafzına değil, manasına sadığız.
Edip Yüksel-Ben İhsan’a katılmıyorum. Allah burada net bir oran koymuştur. Ve bence de adil bir orandır. Bir defa erkekler evlenirken kadına başlık parası veriyorlar, ikincisi erkek evin geçiminden sorumlu. Dolayısıyla bu oran adil… Bu ayetin bence hikmeti budur.
Söyleşimizi burada bitiriyoruz, ayağınıza sağlık.
Haber: Osman Akyol

Bir Cevap Yazın