Çeviribilim: Bir Giriş

  • 25 Şubat 2013 tarihinde, tarafından yazılmıştır.

Çeviriye gönül vermiş, alaylısından mekteplisine, öğrencisinden, ustasına, herkesin okuması gereken ve her konuda aydınlatan bir makale. Lütfen her kelimesini okuyun, bu defa kendinize çevirin :)

Çeviribilim: Bir
Giriş
Bu metin Sâkine Eruz’un İstanbul Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü’nde doktora grubuyla birlikte 2008, bahar döneminde yaptığı bir çalışma sonucunda Neslihan Demez, Filiz Şan, Eylem Alp, Meral Camcı ve Başak Ergil tarafından ortaklaşa hazırlandı.
Son düzeltmeler 2008-2009 arası Neslihan Demez, Filiz Şan, Eylem Alp ve Sâkine Eruz tarafından yapıldı. Bazı aşamalarda Nihal Akbulut’a danışıldı. Metne, çeviribilimsel gelişmelerin bütünsel ele alınması için gerekli görülen bölümler de eklenerek metin 02.02.2009 tarihinde Sâkine Eruz tarafından yayına hazır hale getirildi.

1. ÇEVİRİ VE ÇEVİRİBİLİM
2. ÇEVİRİ TARİHİ
3. ÇAĞDAŞ ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI
3.2. Çoğuldizge Kuramı (Even-Zohar)
4. DİSİPLİNLERARASI BİR BİLİM DALI OLARAK ÇEVİRİBİLİM
5. BATI’DA VE TÜRKİYE’DE AKADEMİK ÇEVİRİ EĞİTİMİ
6. ÇEVİRMENLERİN ÖRGÜTLENMESİ – ÇEVİRMENLİK MEVZUATI
7. ÇEVİRİBİLİMSEL KAVRAMLAR
8. KAYNAKÇA
1.1. Kuramsal Alan
1.2. Betimleyici Alan
1.3. Uygulamalı Alan
2.1. Batı’da Çeviri Etkinliği
2.2. Doğu’da Çeviri Etkinliği
2.2.1. Osmanlı İmparatorluğu’nda Çeviri Etkinliği
3.1. Betimleyici Çeviribilim Çalışmaları (Toury)
3.3. Bir Eylem Olarak Çeviri (Holz-Mänttäri)
3.4. Skopos Kuramı (Vermeer)
3.5. Öteki Yaklaşımlar
8.1. Doğrudan Yararlanılan Kaynaklar
8.2. Dolaylı Olarak Yararlanılan Kaynaklar
8.3. Dergi Seçkisi
8.5. Derleme Yayınlar Seçkisi
8.6. Dış Bağlantılar Seçkisi

1. ÇEVİRİ VE ÇEVİRİBİLİM
1.1. Kuramsal Alan
Çeviribilim, bir sosyalbilim alanı olarak, filoloji ve dilbilim alanlarından dünya ölçeğinde kopuşunu, 1970’lerde gerçekleşti. Bu tarihlerde bir paradigma değişikliği yaşandı, bunun sonucunda, bu bilim alanı bağımsız bir bilim alanı olarak tanımlandı ve bu bilim dalı görgül, betimleyici ve disiplinlerarası bir çalışma yöntemini benimsedi. “Çeviri olgusunu” açımlamak için filolojik, dilbilimsel ve eğitimbilimsel yaklaşımlar yetersiz kalmaktaydı. 1972’de James S. Holmes, “The Name and Nature of Translation Studies” adlı öncü makalesiyle, bu yeni bilimsel alanın adını pekiştirdi ve tartışmaya açtı. Böylece uygulamayla paralel yürütülen çeviriye özgül kuramsal ve betimleyici çalışmalara başlandı.
Çeviribilim üç ana temel alan üzerine yapılandırılır: Kuramsal, Betimleyici ve Uygulamalı Alanlar. Her ne kadar bu üç alan birbirinden bağımsız alanlar olarak adlandırılsa da, çeviri olgularının doğası gereği, bu alanlar birbiriyle iç içedir ve birbirini etkiler.
Kuramsal alan; ürün, süreç ve işlev odaklı kuramsal yaklaşımları barındıran betimleyici çalışmaların (Descriptive Translation Studies-DTS) sonuçlarını, çeviriyle ilişkili alan ve bilim dallarındaki bilgiyle birleştirir; böylece çeviri sürecinin ve çeviri ürünlerin ne olduğu ve ne olacağı konusunu açıklamak ve bu konuda önceden tahminde bulunmak için ilkeler, kuramlar ve modeller oluşturur.
Seksenli yıllarda öncelikle Alman ekolünün çalışmalarıyla çeviri etkinliği kültür tarafından kuşatılan, belirlenmiş bir amaca yönelik, eylem odaklı bir etkinlik olarak ele alındı. Yaklaşık son yirmi yıldır öteki disiplinlerdeki olgulardan da yararlanan çeviribilimsel yaklaşımlarda, ideoloji, güç ilişkileri ve etik gibi kavramlar da önem kazandı.
1.2. Betimleyici Alan
James Holmes, 1972 yılında kaleme aldığı “The Name and Nature of Translation Studies” (Çeviribilimin Adı ve Doğası) başlıklı yazısında çeviribilimi “salt” ve “uygulamalı” olarak iki alana ayırır. Betimleyici alan ve kuramsal alan, “salt” çeviribilimin alt başlıklarıdır. Holmes, betimleyici çeviribilim alanında yapılan çalışmaları da “ürün odaklı”, “işlev odaklı” ve “süreç odaklı” olmak üzere üç alt başlıkta toplar.
Ürün odaklı çeviribilim, metin odaklıdır ve var olan çevirilerin betimlenmesidir. Betimlenen çeviriler, tek bir erek metnin incelenmesi ya da farklı dillerdeki erek metinlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi şeklinde olabilir.
İşlev odaklı çeviribilim, çevirilerin erek dizge içindeki konumlarının betimlenmesiyle ilgilenir. Belli bir dönemde hangi metinlerin çevrildiği / çevrilmediği ve çevrilen metinlerin yarattığı etki bu altalandaki çalışmaların ana konusudur.
Süreç odaklı çeviribilim ise çeviri edimi sırasında çevirmenin karar verme sürecini araştırır.
1.3. Uygulamalı Alan
Çeviribilimin salt araştırma alanı olan iki dalı (kuramsal ve betimleyici alanlar) dışında kalan, üçüncü alanı uygulama alanıdır ve dört ana başlık altında incelenebilir:
1. Çeviri Eğitim-Öğretimi
2. Çeviriye yardımcı malzemeler
3. Çeviri politikası
4. Çeviri eleştirisi
Çeviri eğitimi öğrencilere metin türlerine ve metinlere yönelik farkındalık kazandıran bir eğitimdir. Bu bağlamda öğrenciler donanımlı olmalı ve sürekli kendilerini geliştirmeye hazır bulunmalıdır. Almanya ve Avusturya’da çok dilde çeviri eğitimi veren, öğrenci sayıları binlerle ifade edilen, bir tür çeviri fakülteleri bulunmaktadır. Türkiye’de yirminin üstünde bölümde genelde tek dilde ya da iki dilde çeviri eğitimi veren bölümler vardır. Çeviri eğitimi A (anadil), B (birinci yabancı dil) ve C (ikinci yabancı) dilde verilir. Çevirmen adayı isterse üçüncü bir yabancı dili de öğrenebilir. Eğitimde aldığı çeviri yöntemi aynı olduğundan yöntemi farklı dillere uygulayabilir.
Çeviriye yardımcı malzemeler, bu alandaki ders kitapları ve kaynak kitaplar olabileceği gibi sözlükler, terim bankaları, çeviri için geliştirilen bilgisayar programlarıdır. Bunun dışında çeviride canlı kaynaklar da kullanılır. Bu kaynaklar konu uzmanlarıdır. Örneğin tıp alanında bir rapor çevrilirken bu alanın uzmanına danışılabilir.
Çeviri politikası alanı, çeviriye ilişkin bileşenlerin (çevirmen, çeviri süreci, çeviri ürünler) toplumsal rolünün tanımlanması, belirli bir sosyo-kültürel ortamda hangi yapıtların çevrilmesi gerektiği, çevirmenin toplumsal ve ekonomik konumunun ne olduğu ve ne olması gerektiği, işlevsellik vb. sorunsallarla ilgilidir.
Türkiye’de siyasi partilerin çevirmen ve çeviri etkinliğine yönelik bir politikası olmadığı için çevirmenlik mevzuatına ilişkin düzenlemeler de eksiktir. Oysa örneğin Almanya’da çevirmen hakları çok daha iyi korunur ve çevirmen dernekleri devletle birlikte çalışarak çevirmenin haklarını gözeten yönetmelikler oluştururlar. Son yıllarda Türkiye’de çevirmenler kısmen örgütlenmeye başlamışlardır, ancak genelde ayrı ayrı çatılar altında oluşan bu örgütlenmeler, işlevsel bir mevzuat çıkartmak için yeterli bir sayıya ulaşmalarını olanaklı kılmamaktadır.
Çeviri eleştirisi, eleştiri aracılığıyla çevirinin yorumlanması ve değerlendirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu eleştiri salt yazın metinlerine ya da sanat metinlerine yönelik yapılmaz, piyasada çevirisi yapılan her türlü metnin de eleştirilmesi gerekmektedir. Örneğin Türkiye’de ciddi bir çevirmenlik mevzuatının bulunmaması nedeniyle iki dili bilen herkes çeviri yapabildiğinden halen hatalı ve geri dönen çok sayıda çeviri oluşmaktadır.
2. ÇEVİRİ TARİHİ
Çeviri tarihi bir tür uygarlık tarihidir. Tarih içinde bilimin aktarılmasında çeviriye düşen rolü irdeler ve bunun dışında çeviri bölümü öğrencilerine kendi alanlarına yönelik bilinçli bir kimlik kazanmalarına yardımcı olur.
2.1. Batı’da Çeviri Etkinliği
Batıda çeviri etkinliği genel olarak Eski Yunan ve Roma uygarlıklarına dayandırılır ancak bu etkinlik çok daha eskilere uzanmaktadır. Doğu ile Batı uygarlıkları sürekli etkileşim içinde bulunuyordu. Çeviri etkinliğinin insanlık tarihi kadar eski olduğu bilinse de, yazılı tarihe geçen ilk rakamlar, M.Ö. 3000’li yıllardır. Yazılı kaynaklarda bu tarihlerde Mısır uygarlığında sözlü çevirmenlerin bulunduğu görülmektedir. Batı uygarlığının beşiği kabul edilen Eski Yunan’da ise çeviri etkinliğinin Mısır uygarlığı düzeyinde olmadığı dile getirilir. Üstünlüklerine inanan Yunanlılar başka dilleri öğrenmektense, başkalarının Yunancayı öğrenmesini uygun bulmuşlardır. Yazılı çeviriye ilişkin bildiğimiz ilk metinlerin yaklaşık tümü İbraniceden Yunancaya çevrilen Eski Ahit metinleridir.
Romalılar döneminde ise Yunancadan Latinceye doğru yönetsel ve kutsal metinlerin yanı sıra yazın alanında çeviriler yapıldığı izlenmektedir. Andronicus M.Ö. 240 yılında Odysseia’yı Yunancadan Latinceye çevirmiştir. Çeviri kuramı açısından, çeviri üzerine kişisel görüş ve deneyimlerini ilk kaleme alan isimler olarak Cicero’yu (M.Ö. 106-43) ve Türkiye’de Aziz Jerome diye de anılan Hieronymus’u (340-420) anabiliriz.
Batıda Roma döneminin ışıltısından sonra Ortaçağa değin bir dağılma ve suskunluk dönemi görülürken, Doğu’daki çeviri etkinliği Arapçaya yapılan çevirilerle yoğunlaşmaktadır. Bağdat’ta (Beyt-ül Hikme = Bilgi Evi) yapılan bu çeviriler daha sonra Endülüs Devleti aracılığıyla Doğu’dan Batı’ya, İber Yarımadası’na ulaşmış ve bu metinler Avrupa dilerine çevrilerek Batı’da kurulan ilk üniversitelerde okutulmaya başlatılmıştır.
15. yüzyılda Gutenberg’in dizilebilir harflerle baskı tekniğini geliştirmesiyle birlikte kitaplar daha yaygın kitlelere ulaşmaya başladı.
16. ve 17. yüzyıllarda, öncelikle kilisede Eski Yunan dil ve uygarlığının hâlâ üstünlüğünü korumasına karşın yerel diller de Latince karşısında kendini göstermeye başladı ve yerel dillere uyarlama şeklinde çeviriler yapıldı.
18. yüzyılla birlikte Aydınlanma Çağına gelindiğinde yerel diller gelişim göstermişti. Halkın aydınlanmasında yerel dillerin önemi büyüktü. Bunun dışında yaşanan gelişmelere koşut kitaplar artık geniş kitlelere de ulaşabiliyordu. Bu nedenlerden çeviriler Latince dışında konuşulan yerel dillere yönelik yapılıyor ve Aydınlanma Hareketi’nin bağlamı çerçevesinde erek odaklı çeviriler yeğleniyordu.
19. yüzyılda da, ulusallaşmış dillerin ve yazınların varlığına koşut olarak, çeviriler de bu dillere yapılıyordu. Romantik dönem hem çeviri etkinliği açısından hem de çeviri üzerine yapılan tartışmalar açısından verimli bir dönem olmuştur. Bu dönemde yazınsal yapıtlar kadar bilimsel yapıtlar da çeviri alanında önemli bir etkiye sahip olmuştur.
20. yüzyıla gelindiğinde, öncelikle İkinci Dünya Savaşı sonunda sanayileşme ve uluslararası kurumların oluşturulmasıyla birlikte çeviri giderek artan bir gereksinim olarak yaşamın her alanına yayıldı.
2.2. Doğu’da Çeviri Etkinliği
İki farklı uygarlığın karşılaşmasıyla oluşan çeviri etkinliği tarihin en eski uğraşlarından biridir. Yapılan kazılarda M.Ö. 4500 yıllarında çok dilliliğin egemen olduğu Mezopotamya’ya ait, çivi yazısıyla yazılmış iki dilli ve üç dilli levhalar bulunmuştur. Eski Mısır’da da M.Ö. 3000 yıllarında yoğun bir çeviri etkinliğinin sürdüğü söylenebilir. Burada “dragomane” olarak adlandırılan çevirmenler kervanbaşı veya iş görüşmelerini yürüten, günümüz deyimiyle “uzman” olarak görev almaktadırlar. M.Ö. 2000’li yıllara gelindiğinde ayrı dillerin konuşulduğu, yoğun biçimde ticaretin yapıldığı bir merkez olarak Babil karşımıza çıkmaktadır. Burada Sümerce ve Akadca dillerinde iki dilli sözlüklere de rastlanılmıştır. M.Ö. 1200 yıllarından kalma Hitit ve Eski Mısır dilindeki levhalar ve M.Ö. 2. yüzyıla ait Rosetta Taşı dönemlerinin yaklaşımlarını aydınlatma konusunda yardımcı olabilecek niteliktedirler. Bu iki ya da çok dilli levhalarda yazıların biri çözümlenerek öteki dil de çözümlenmiş ve böylece farklı medeniyetlere ulaşmak olanaklı kılınmıştır.
7. yüzyıla gelindiğinde Doğu’da yoğun bir çeviri etkinliği kendini göstermeye başladı. Bu tarihlerde Araplar ve Museviler Eski Hintçe (Sanskritçe), Farsça ve Yunancadan çok sayıda bilimsel yapıtı Arapçaya çevirmişlerdir. Bu çevirilerle birlikte Arabistan’da ve İran’da bilimsel çalışmalar daha da yoğunlaşmış, 8. ve 10. yüzyıllar arasında Bağdat’ta “Beytü’l-Hikme” adıyla bir bilim merkezi kurulmuştur. Bu bilim merkezinde Yunanca, Farsça, Hintçe ve İbraniceden birçok yapıt Arapçaya aktarıldı. Daha sonra, 8. yüzyılda İber yarımadasının (Bugünkü İspanya) Emevilerin eline geçmesiyle ve Endülüs Devleti’nin kurulmasıyla, bu uygarlık İber yarımadasına taşındı. 12. yüzyılda Toledo kentinin İspanyolların egemenliğine girmesiyle Latince ve yerel dillere yapılan çeviriler aracılığıyla bu bilgi birikimi Batı’ya aktarılmıştır. Batıda bu tarihlerden itibaren çok sayıda üniversiteler kuruldu ve matbaanın da gelişimiyle birlikte kilise/manastırların tekelinde olan bilim daha yaygın kitlelere dağılmaya başladı.
2.2.1. Osmanlı İmparatorluğu’nda Çeviri Etkinliği
Çeviri etkinliğini Selçuklular’da ve çok daha önce yaşayan öteki Türk boylarında da izlemek olanaklıdır. İslam dünyasında 8. yüzyılda başlayan ve 11. yüzyılda yoğunluk kazanan çeviri etkinliği ve bilimsel gelişmeler, 12. yüzyıldan başlayarak duraklama dönemine girmiş ve bu süreç 18. yüzyıla dek sürmüştür. Duraklama dönemi olarak nitelenen altı yüzyıllık bu süreçte, Fatih Sultan Mehmet’in ve Kanuni Sultan Süleyman’ın kurdukları medreselerde fen, tıp ve felsefe gibi zamanın tüm bilim dallarını kapsayacak şekilde eğitim verilmiş, Arapça ve Farsça özgün yapıtlar veya bu dillerden çevrilmiş eserler ders kitabı olarak okutulmuştur. Ancak medreselerin zaman içinde yozlaşarak salt dini konulara yönelmesiyle birlikte, medreselerde uygulanan eğitimin içeriği değişmiş ve birçok bilim dalına ait yapıtlar önemini yitirmiştir.

Bay Colquhoun’un tercümanı (dragoman) Sotiri. Ressam: sör David Wilkie, 1839-40
Osmanlı İmparatorluğu’nda temelleri Fatih Dönemi’ne dayanan çeviri etkinliği 16. yüzyılda Venedik Cumhuriyeti’nin uygun bulduğu tercüman adaylarını İstanbul’a göndermesiyle devam etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’yla ticari ilişki içinde bulunan devletler kendi tercüman okullarını açarak, tercümanlarını kendileri yetiştirmek istemişlerdir. Bunlar sırasıyla Venedikliler, Habsburglular ve Fransızlardır. İstanbul’da eğitim alan çokkültürlü tercümanların yetişmesiyle birlikte Batı’da Doğu Bilimleri Akademileri de açılmaya başlanmıştır. 1754’te Viyana’da Doğu Bilimleri Akademisi kurulmuştur. Fransa, 17. yüzyılda İstanbul’da Dil Oğlanları Okulu’nu açmıştır. Fransa tarafından gerçekleştirilen bu girişim ile Fransızca-Türkçe sözlükler oluşturulmuş, kültürel çalışmalar yapılmış ve Batı dilinde Doğu’ya ilişkin Osmanlı kültürünü inceleyen yapıtlar kaleme alınmıştır. 1831 yılına kadar çalışmalarına devam eden okul, 1795 yılında Fransa’da kurulmuş olan Yaşayan Doğu Dilleri okuluna model oluşturmuş ve Fransa’da “Doğubilim” adlı bir bilim dalının yaşama geçmesine öncülük etmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu özellikle yükselme döneminde elde etmiş olduğu askeri ve siyasi başarılarla da ilintili olarak kendini dışarıya kapatmıştır. 18. yüzyılda askeri ve siyasi alanda güç kaybetmesiyle birlikte Batı’dan yardım isteyen Osmanlı İmparatorluğu Batı dillerinden çeviriler yapmaya başlamıştır. Batı’ya yöneliş hareketinin ilk adımı Lâle Devri’nde (1718–1730) atılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu bu dönemde Batı’yı tanımak ve sorunlarına Batı üzerinden çözüm üretmek için Batı dillerinden birçok alanda çeviri yaptırmaya başlamıştır.
Lâle Devri’nden önce bireysel olarak gerçekleştirilen uzmanlık metinleri çevirileri, Lâle Devri’nde hız kazanmış, ordu ve donanmanın güçlenmesi açısından önemli görülen eserler Osmanlıcaya aktarılmıştır. Askeri alandaki ıslahatların uzantısı olarak açılan mühendislik okullarında uzun yıllar Macar ve Fransız asıllı tercümanlar öğretmenlik yapmış, bir başka ifadeyle eğitim çeviri aracılığıyla gerçekleşmiştir.
1821 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulan ve çalışmaları ile dikkat çekmiş olan diğer bir kurum Tercüme Odası’dır. 1871 yılına kadar çalışmalarına devam eden kurum, Müslümanların yabancı dil öğrenmeleri, stratejik noktalarda istihdam edilmeleri ve devletin işlerliğini sağlaması amacıyla kurulmuş ve birçok bürokrat ve fikir adamı yetiştirmiştir.
1839 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat Fermanı’nın ilan edilmesiyle birlikte II. Mahmut döneminde başlayan reform çalışmaları ivme kazanmış, eğitimden, hukuka, ordudan, kültüre birçok alanda ciddi çalışmalar yürütülmüştür. Bu çalışmaların gerçekleştirilmesinde çevirinin rolü büyüktür. Tanzimat Dönemi’nde yeni eğitim kurumları açılmış, bu kurumların öğretim elemanı eksikliği Batı’dan gelen öğretmenlerle karşılanmaya çalışılmış, bu hocalar Türkçe öğrenene dek ise, dersler çeviri aracılığıyla yapılmıştır. Eğitim alanında gerçekleştirilen çeviri etkinliği öğretmenlere çeviri yapılmasıyla sınırlı kalmamış, bu kurumlarda kullanılacak ders kitapları da Batı dillerinden Osmanlıcaya aktarılmıştır. Yeni kurulan eğitim kurumlarına ders kitabı hazırlamak ve eğitimi desteklemek amacıyla devlet Encümen-i Dâniş, Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye, Telif ve Tercüme Cemiyeti, Daireyi İlmiye gibi kurumlar kurmuş, bu sayede Batı dillerinden birçok bilimsel yapıtı dilimize kazandırmayı başarmıştır.
Tanzimat Dönemi’nde uygulanan reform çalışmaları arasında hukuk alanına ilişkin olanlar da dikkat çekicidir. Hukukun birçok alanına ilişkin köklü çalışmaların yapıldığı bu dönemde çeviri aracılığıyla, bir başka deyişle Batı yasalarının çevrilmesi yoluyla yeni yasalar oluşturulmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun imar ve inşası için Osmanlılar, İngilizler, Fransızlar ve Almanlar ile birlikte çalışmış, 1883 yılında Osmanlı ordusu Prusya askeri heyeti tarafından ıslah edilmiş, bu çalışmaları yürütmek ve yabancılar ile sağlıklı iletişim sağlayabilmek için ise çeviriye başvurulmuştur.
19. yüzyıla dek Arap ve Fars yazınından eserlerin çevirisini gerçekleştiren imparatorluk, Tanzimat’ın ilanı ile birlikte Batı yazınından da eserler çevirerek, roman, öykü, tiyatro gibi yeni yazın türleriyle tanışmış ve bunların yazın dizgemize girmesini sağlamıştır.
Tanzimat Dönemi’nde, Osmanlı İmparatorluğu, Batı’yı tanıyarak, onun ulaştığı seviyeye ulaşmayı hedeflemiştir. Çevirinin kendine uzak olanı tanımanın başlıca araçlardan biri olduğunu fark eden imparatorluk, gerek kendi eliyle gerek bireysel girişimleri destekleyerek yoğun bir çeviri etkinliğinin yaşanmasını neden olmuştur.
3. ÇAĞDAŞ ÇEVİRİ YAKLAŞIMLARI
Çağdaş Çeviribilimsel yaklaşımlar yetmişli yıllarda çevirinin özgül konumuna uygun şekillenmeye başlamıştır. Bu bağlamda filolojik yaklaşımlarda olduğu gibi kaynak metnin dokunulmazlığı konusuna eleştirel yaklaşılmıştır. Çünkü çeviri erek kültür için oluşturulan bir etkinliktir ve bu nedenle çeviribilimin inceleme alanı da çeviri metinlerdir. Erek kültürü kaynak kültür için üretilmiş metin ilgilendirmez, erek kültür metni çevirisi üzerinden alımlar. Kaldı ki, öncelikle yirminci yüzyılın ilk yarısından itibaren çeviri metin türleri çeşitlenmiş ve çeviri olgusu teknolojik gelişmelerle de erek kültürde yerelleşmiştir. Çeviriyi erek kültürdeki bağlamı içinde inceleyen çağdaş çeviri kuramları aşağıdaki gibidir.
3.1. Betimleyici Çeviribilim Çalışmaları (Toury)

Gideon Toury
Betimleyici Çeviribilim Çalışmaları (Descriptive Translation Studies/DTS) Gideon Toury’nin Itamar Even-Zohar’ın çoğul dizge kuramını geliştirmesiyle başladı. Toury, 1980 yılında In Search of A Theory of Translation başlıklı kitabıyla Betimleyici Çeviribilim’i bütünsel olarak tanıtmış, kurama getirdiği yeniliklerle 1995 yılında Descriptive Translation Studies and Beyond başlıklı kitabını yazmıştır. Betimleyici çeviribilim çalışmalarının en önemli özelliği erek odaklı olmaları ve erek kültürde “çeviri” olarak tanıtılan her metni bir çeviri metin olarak kabul etmeleridir.
Bu yaklaşımın çeviribilime en önemli katkılarından biri, çeviri sürecinde çevirmeni kısıtlayan birtakım normlardan söz etmesidir. Gideon Toury normları öncül normlar, süreç öncesi normlar ve süreç normları olarak üçe ayırır.
Betimleyici çeviribilimin ürünü olan “çeviri” kavramı ve çeviribilimde kullanılan öteki kavramları genişletilmiş; çevirmenin çeviri davranışlarını belirleyen normlar üzerinde durarak çeviribilimin görgül araştırma alanına da daha geniş bir açıdan bakılmasını sağlamıştır. Bunun dışında, sunduğu betimleyici yöntem yoluyla daha nesnel bir model önermeyi amaçlamıştır.
3.2. Çoğuldizge Kuramı (Even-Zohar)

Even-Zohar, Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen “2008 Saliha Paker Sempozyumu”nda konuşmasını yapıyor.
Yazın tarihine çoğul bir dizge içerisinde bakarak, çeviri yazına bu dizgenin bir bileşeni olarak yer veren Even-Zohar, çeviri yazının ulusal yazındaki yerini ve işlevsel rolünü yadsımaz. Bu açıdan, çeviri kuramını devingen bir sistem içerisinde ele alan ilk kuram olması bakımından çeviribilimsel bakış açılarına yeni bir açılım sunmuştur.
Bu durumda örneğin yazınsal metinlerin birer bileşeni oldukları dizgeyi yazın dizgesi olarak adlandırırsak (yazın dizgesi de ideoloji ve kültür dizgeleri gibi bir sosyo-göstergesel dizgedir), bu yazın dizgesi içinde çeviri yazınsal metinler de ayrı bir dizge oluştururlar ve hem bu dizgenin kendi içindeki diğer çeviri yazınsal metinlerle hem de ulusal yazın dizgesi içindeki metinlerle etkileşim halindedirler. Dizgeler arasında işlevselliğe bağlı olarak hiyerarşik bir ilişkinin doğduğu önermesiyle Itamar Even-Zohar, dizgelerin çoğuldizge içindeki konumlarının zaman zaman merkezde (centre), zaman zaman çevrede (periphery) olabileceğini vurgular. Bu konumlar arasında geçiş (transfer) olanaklıdır. Bu geçiş genelde farkına varılmadan ya da kaynağı görmezden gelinerek gerçekleşir.
Routledge Encyclopedia Of Translation Studies’in “Polysytem Theory” alt başlığında belirtildiği üzere, çoğuldizge içinde çeşitli katmanlar ve altgruplar baskın konuma geçmek için sürekli bir rekabet halindedir. Bu yüzden de yazınsal çoğuldizge içerisinde de yazınsal türler (literary genres) arasında sürekli devam etmekte olan merkez-çevre gerilimi mevcuttur. Yazınsal tür kavramı, en geniş anlamıyla, yalnız “yüksek” ve “kanonlaşmış” olanları değil, “düşük” ve “kanonlaşmamış” olanları da kapsar. Bu yüzden çoğuldizge yalnız “başyapıtları” (masterpieces) veya (kabul görmüş şiir biçimleri gibi) saygın olanı değil, ayrıca çocuk yazını, popüler kurmaca ve çeviri metinleri de (bunların hiç biri temel yazınsal ürünler olarak düşünülmezler) içerir.
Bu yeni, seçkinci olmayan, formüller sunmayan ve değer yargılarını reddeden bakış açısı çeviri kuramı alanında uzun erimli sonuçlara yol açmıştır.
3.3. Bir Eylem Olarak Çeviri (Holz-Mänttäri)
Almanca yazan Finlandiyalı çeviribilimci Justa Holz-Mänttärri, “Bir Eylem Olarak Çeviri” (Translatorisches Handeln, 1984) adlı kuramında her eylemin bir amacı olduğu gerçeğinden hareket etmektedir. Çevirinin de bir eylem olduğunu ve bu nedenle “bir amaca hizmet etmesi gerektiğini” vurgulayan çeviribilimci, bu amacın içinde yaşadığımız “işbölümüne dayalı toplum” (arbeitsteilige Gesellschaft) tarafından belirlendiğini dile getirmektedir. Bu amaç, kültürlerarası iletişimin sağlanmasından yola çıkılarak, erek kültür ve erek toplum normları dikkate alınarak gerçekleştirilmekte ve çevirmen bu süreçte erek kitlenin beklentileri doğrultusunda, işlevsel kararlar alan bir iletişim uzmanı olarak görev almaktadır. Erek dizge normları çerçevesinde çeviri yöntem ve stratejileri geliştiren yetkin çevirmen, çeviri sürecinde yalnız değildir. İşbölümüne dayalı toplumda çeviri sürecinde çevirmen ile işbirliği içinde olan birçok eyleyen vardır. Çeviri edincine sahip çevirmenin görevi erek metni ve işbirliği içinde olduğu eyleyenleri yönlendirmek ve yararlanabileceği tüm kaynakları ekonomik biçimde kullanarak çevirisini gerçekleştirmektir. İşlevsel bir çeviri ortaya koymak konusunda her türlü kararı alma yetkisi bulunan çevirmen, bu bağlamda tüm sorumluluğu üstlenen bir uzman konumundadır.
3.4. Skopos Kuramı (Vermeer)
Skopos Kuramı, Alman çeviribilimci Hans Vermeer’in, 1978 yayınladığı bir makalede temellerini attığı ve 1984 yılında Katharina Reiss ile birlikte yaptığı ortak bir çalışma sonucunda oluşturulmuş bir kuramdır. Vermeer daha sonra bu kuramı açıklayan ve geliştiren yapıtlar yazmıştır.

Hans Vermeer, 2006 yılında Okan Üniversitesi’nde verdiği seminerden sonra, Elif Daldeniz’le birlikte.
Skopos kuramı uygulamalı alan üzerine kurulmuş olup, Vermeer tarafından çeviriye ilişkin eylemlerden biri olduğu vurgulanmıştır. Eylemi yönlendiren ve sonucuna ulaşmasında belirleyici rol oynayan etmen “amaç”tır. Bu kuramın merkezinde yer alan “amaç”, kuramın adını da belirlemiştir. “Skopos” Yunanca kökenli bir sözcük olup, “amaç”, “sonuç” ve “işlev” anlamına gelmektedir. Vermeer “Skopos” kavramının üç ayrı kullanımı olabileceğini belirtmiştir; çeviri süreci, çevirinin sonucu ve çeviri yöntemi. Bu kullanımlar doğrultusunda, Skopos kuramında çevirmenin hedefi, çevirinin göreceği işlev ve çeviri metnin amacı ön plana çıkmaktadır. Buna göre çevirmen, çeviriyi başlatan işverenle yapacağı görüşmeler sonucunda, erek kitleyi göz önünde bulundurularak, erek metin için belirlenen amaç doğrultusunda çeviri stratejisini belirler. Skopos kuramına göre amaç, çevirmenin hedeflediği son nokta olarak erek kitleye varmak üzere bir dizi eylemin yerine getirilmesidir. Çevirmen, işveren ve alıcı arasında çeviri süreci öncesinden başlayarak, çeviri süreci sırasında alınan kararların ve buna uygun olarak yerine getirilen eylemlerin tümünün bir amacı olup, bu amaçlar zinciri çeviri eyleminde ereğe ulaşmada geçirilen evreler olarak da değerlendirilir.
Bu kurama göre, kaynak metin ve erek metin kendi gerçekleri içinde ele alınır. Dolayısıyla erek metin kaynak metinden bağımsız bir işleve hizmet edebilmektedir. Bu bağlamda Skopos kuramında, “Uzman” olarak çevirmene sorumluluk yüklenmektedir. Çevirinin amacını işveren belirlemektedir. Ancak bu amacı işveren tek başına karar vermemektedir. Erek dizge ve kaynak metin arasında aracılık yapan çevirmenin, dizgelerarası iletişimde uzman bir kişi olarak, işverenin amacını belirlemesinde, ya da istediği amacın erek dizgede gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda onu yönlendirmesi gerekmektedir. Çevirmen bu amacın erek dizgede işverenin amacı doğrultusunda en uygun düzeyde yerine getirilmesinden yükümlü kişidir.
Vermeer Skopos kuramın tüm metinlere uygulanabileceğini savunmaktadır ve dolayısıyla bu kuramla, genel bir çeviri kuramı oluşturmayı amaçlamıştır.
3.5. Öteki Yaklaşımlar
Çevirinin karmaşık doğası ve metin türü olarak tüm metin türlerini kuşatması nedeniyle çeviribilimin uygulama alanında yapılan çalışmalar sürecinde öteki bilim dallarından da yararlanmak olanaklıdır. Son yıllarda bütün bilim dallarında disiplinlerarası çalışmalara önem verilmektedir. Bu tür çalışmalar çeviribilimin özgüllüğü korunarak yapıldığında, çeviribilime de katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda çeviriyi yapan ve alımlayan insan öğesi incelendiğinde örneğin sosyolojik kuramlar önem kazanmaktadır. İnceleme amacına koşut öteki disiplinlerin yaklaşımlardan da yararlanmak olanaklıdır.
Aşağıda sözlü çeviri alanından yola çıkarak geliştirilen bir kuram örneklenmiştir.
Yorumlayıcı Kuram (Anlam Kuramı)
Fransa’da Danica Seleskovitch ve Marianne Lederer tarafından 1960’lı yıllardan itibaren geliştirilen ve kaynağını iki kuramcının sözlü çeviri deneyimlerinden alan bir kuramdır. Uzun yıllar konferans çevirmenliği yapmış olan Seleskovitch, ESİT’te ders vermeye başladıktan sonra kendi deneyim ve birikiminden yola çıkarak çeviri etkinliğini öğrencilerine anlatabilmek amacıyla bu kuramı oluşturmuştur.
Çeviriyi “yorumlayarak” anlama ve aktarma yönteminin eşanlı (andaş/simultane) çeviride kendiliğinden gerçekleştiğini gözlemleyen kuramcılar bu yöntemin diğer çeviri türlerine de uygulanabileceğini belirterek çeviri ediminin bir “anlama” (compréhension), “sözcüklerden sıyrılma” (déverbalisation) ve “yeniden sözcüklere dökme” (revérbalisation) sürecinden geçerek gerçekleştiğini dile getirmektedirler. Çeviri sürecinin metinle birebir ilişki düzeyindeki bu aşamasını neredeyse büyüteç altına alan kuramcılar metnin “doğru” anlaşılması için çevirmenin sahip olması gereken donanımların (bagage cognitif) ve metnin ve bağlamın sağladığı bilgilerin (contexte cognitif) yorumlama (çevirme) aşamasında çevirmene yol gösterdiğini belirtmektedirler. Yorumlayarak anlama aşamasından sonra çevirmenin kaynak dilin bir bakıma “sözlüksel egemenliğinden” kurtulabilmesini başarması gerektiğini vurgulayarak metnin hedef kitle doğrultusunda oluşturulması gerektiğinin altını çizmektedirler. Aktarma aşamasında ise çevirmenin, duruma göre erek dilin en doğal ve yaygın kullanım biçimlerini bulabilecek yetkinlikte olması gerektiği bildirilmektedir.
Yorumlayıcı kuramı öteki çağdaş kuramlardan ayıran özelliği bu kuramın “çeviri sürecini” metinle birebir temas boyutunda ortaya koymaları ve çeviri etkinliğini tüm toplumsal ve ekinsel değişkenlerden bağımsız olarak ele almalarıdır. Aslında kaynağını sözlü çeviriden alıyor olması çeviriyi sadece “kabin ortamıyla” sınırlı görmelerine ve bunun üzerinde yoğunlaşmalarına yol açmış görünüyor. Günümüz kültür kuramlarından etkilenen kimi çeviri kuramlarının metin boyutunu göz ardı etmeleri bu kuramlara yöneltilecek bir eleştiriyken Yorumlayıcı kuramın da çeviriyi toplumsal bağlamdan kopuk olarak ele alması haklı bir eleştiri gibi görülebilir. Ancak her çeviri kuramının çeviri olgusunun farklı bir boyutuna ışık tuttuğunu da düşünebiliriz.
4. DİSİPLİNLERARASI BİR BİLİM DALI OLARAK ÇEVİRİBİLİM
Çeviribilimin göstergebilim, dilbilim, dil felsefesi, kültür sosyolojisi, edebiyatbilim, sözlükbilgisi, terminoloji, uzmanlık dili araştırmaları, bilgi yönetimi, eğitim bilimleri, psikoloji ve iletişimbilim gibi öteki bilim dallarından yararlandığı ve öteki bilim dallarıyla etkileşim içinde bulunmakta ve disiplinlerarası alanlarda çalışmalar yapmaktadır.
Çeviribilimin özerk bir bilim dalı olarak bağımsızlığını ilan etmesi, diğer alanlarla olan ilişkisini farklı bir boyuta taşımıştır. Özerk bir disiplin olan çeviribilim, öteki disiplinlerle kuram ve yöntem bilgisi konusunda bilgi alışverişini arttırmış, bu kuram ve yöntemleri çeviribilimsel bir zeminde ele almıştır. Bu alanda çeşitli yaklaşımlar getirilmiştir. Bazı çeviribilimciler, çeviribilimi disiplinlerarası bir bilim olarak kabul ederken, bazıları bu görüşe karşı çıkmaktadır. Bunun nedeni olarak, “disiplinlerarasılık” (dallar arasılık) kavramının henüz tam anlamıyla tanımlanmamış olması olarak da görülebilir. Çeviribilimsel çalışmalarda disiplinlerarasılığın ilk kez Toury tarafından, “In Search of a Theory of Translation” (1980:33) başlıklı kitabında kullanıldığı düşünülmektedir. Ancak “disiplinlerarasılığın” ayrıntılı olarak ele alınmadığı ve çeviribilimdeki yeri açısından tanımlanmadığı çeşitli çalışmalarda vurgulanmaktadır.

Çeviri Dünyası ve Çeviri Eğitimi (18-19 Aralık 2008): İstanbul Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün düzenlediği konferansta, Eylem Alp, Rana Kahraman ve Esra Özkaya Saltoğlu sunumlarını gerçekleştiriyor. Oturum başkanı Okşan Atasoy.
5. BATI’DA VE TÜRKİYE’DE AKADEMİK ÇEVİRİ EĞİTİMİ
Batı’da akademik çeviri eğitimine geçiş 20. yüzyılın ikinci dönemine rastlar. Bu dönemde, daha önceleri özel okullarda ya da meslek okullarında verilen eğitim üniversite düzeyine aktarıldı ve çeviri bölümleri ya da çeviri fakülteleri oluşturuldu. Özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan sonra çeviri etkinliği büyük bir ivme kazandı ve üniversitelerde bir uzmanlık alanı olarak çeviri eğitimi verilmeye başlandı. Yetmişli yıllarda yeniden yapılanmayla birlikte çeviri fakülteleri ve bölümleri daha da önem kazandı ve on dilin üstünde eğitim verilen çeviri fakültelerinde ya da bölümlerinde 1000 ila 3000 öğrenci arasında öğrenci akademik çeviri eğitimi almaya başladı. Bugün Avrupa’da Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlarla da işbirliği içinde bulunan Çeviri Bölümleri binlerce üyeli çevirmen dernekleriyle de birlikte çalışarak akademik düzeyde çevirmen yetiştirmektedir. Almanya’da en eski bölümlerden biri Saarbrücken ve Heidelberg Üniversitesi Çeviribilim Bölümleridir. Mainz Gutenberg Üniversitesi’ne bağlı Germersheim Çeviribilim Fakültesi’nde ise on üç dilde öğrenciye akademik eğitim verilmektedir. Benzer bir durum Avusturya, Graz Üniversitesi Çeviribilim Bölümü için de geçerlidir.
Günümüzde genelde modüler verilen çeviri eğitimi yazılı ve sözlü olarak ikiye ayrılmaktadır. Öğrenciler eğitim sürecinde yatkınlıkları doğrultusunda bu eğitimden birini tercih etmek zorundadırlar. Avrupa’da Bolonya süreci kapsamında eğitim son yıllarda BA (Bachelor of Arts: Ön Lisans, Lisans arası bir derece: 3 yıl = 6 yarıyıl) ve MA (2 yıl = 4 yarıyıl) olarak ayrılmıştır. BA’yı tamamlayan öğrenciler sınavlara girerek MA yapmaya hak kazanmaktadırlar. MA (Master of Arts: Yüksek Lisans) bölümüne öteki lisans programlarından mezun olan öğrenciler de alınmaktadır. Avrupa’da eğitim bu bağlamda 3 + 2 yıl olarak gerçekleşmektedir. Çeviri Eğitimi genelde üç dilde verilmektedir. Öğrencinin ana dili onun A dilidir, gerek anadiline, gerekse o dile çeviri yaptığı birinci yabancı dil B dili diye adlandırılır, öğrenci B dili dışında eğitim sürecinde ikinci bir yabancı dil daha öğrenmek zorundadır, bu dile de C dili denmektedir. A, B ya da C dili olarak Türkçe BA ve MA yapmak Germersheim ve Graz Üniversiteleri’nde olanaklıdır. Bu iki üniversitede çağdaş çeviri yaklaşımlarına göre Türkçe lisans ve yüksek lisans eğitimi verilmektedir. Bonn’da ve Belçika’da da Türkçe Çeviri Bölümü bulunmaktadır.

Yurtdışından örnek bir yüksek lisans programı: Dilek Dizdar ve Şebnem Bahadır’ın Mainz Üniversitesi’nde başlattıkları yüksek lisans programı.
Türkiye’de çeviri bölümleri 80′li yıllarda kurulmaya başlanmıştır. Boğaziçi ve Hacettepe Üniversiteleri 1983 yılında İngilizce Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı olarak Türkiye’de ilk çeviri eğitimini vermeye başlamışlardır. 1992 yılında Yıldız Teknik Üniversitesinde Fransızca Mütercim-Tercümanlık bölümü ve 1993 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Çeviri Bölümü – Almanca Mütercim Tercümanlık Anabilim Dalı açılmıştır.
Günümüzde Türkiye’de yirminin üstünde Mütercim-Tercümanlık anabilim dalında İngiliz, Alman, Fransız, Rus, Çin ve Bulgar dillerinde yaklaşık 3500 öğrenciye lisans düzeyinde çeviri eğitimi verilmektedir. Mütercim-Tercümanlık eğitimi veren Üniversitelerin büyük bir kısmı yüksek lisans programları da açmaktadır. Öncelikle çok sayıda kurulan bölümler dikkate alındığında çeviribilim alanında akademik personel gereksinimi büyüktür. Bu elemanları yetiştirecek mevcut doktora programları uzun yıllar Boğaziçi Üniversitesi’nde B dili İngilizce olan öğrencilere yönelik verilmiştir. 2007’den bu yana İstanbul Üniversitesi’nde üç yabancı dilde (Almanca, İngilizce, Fransızca) ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde çeviribilim alanında doktora programları açılmış bulunmaktadır.
6. ÇEVİRMENLERİN ÖRGÜTLENMESİ – ÇEVİRMENLİK MEVZUATI
Avrupa’da öncelikle Almanya’da çevirmenlikle ilgili mevzuatlar ve düzenlemeler bulunmasına karşın, Türkiye’de herhangi bir Çevirmenlik Mevzuatı yoktur. Bu bağlamda çeviri ücretleri de saptanmamış olduğundan uzman çevirmen de uzman olmayan çevirmen gibi ücretlendirilmektedir ve çeviri ücretleri çok aşağılara çekilmektedir. Oysa çeviri büyük bir emek gerektiren zihinsel bir süreçtir ve uzman çevirmenin gerek çeviribilimsel, gerekse yaptığı çeviriye yönelik arkaplan bilgisinin bulunması gerekmektedir. Almanya’da 5500 çevirmeni çatısı altında barındıran BDÜ adlı dernek hükümetle ve eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak çevirmenin haklarını korumaktadır.
Türkiye’de 1999 yılında çevirmenler, çeviri işletmecileri ve çeviri eğitmenlerinin üyesi bulunduğu Çeviri Derneği kurulmuştur. Bunun dışında her alan kendi içinde örgütlenmeye gitmeye çalışmaktadır. Bu bağlamda 1998’te Birleşik Konferans Çevirmenleri Derneği, 2006’da Kitap Çevirmenleri Birliği kuruldu. 2008 yılında da Altyazı ve Dublaj Çevirmenleri kendi içinde örgütlenmeye başlamıştır. Türkiye’de uzman çevirmenin haklarını koruyabilmek için tüm bu oluşumların bir çatı altında toplanarak örgütlenmeleri gerekmektedir.
Türkiye’de hukuki mevzuatlarda çevirmenin adı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu ve Noterlik Kanunu içinde anılmaktadır. Ancak hâlâ iki dili iyi kötü bilen herkes kendini çevirmen olarak nitelendirebildiği için, son yıllarda yirminin üstünde çeviri bölümü kurulmasına karşın, çevirmenlik mesleği korunan bir meslek statüsüne ulaşmamıştır.
7. ÇEVİRİBİLİMSEL KAVRAMLAR
Burada sadece metinde kullanılan bazı kavramlara yer verilmiştir.
Çeviribilim (Alm. Translations-wissenschaft, İng. Translation Studies, Fra. Traductologie): Çevirinin alanlarının incelendiği bu konuda araştırmaların yapıldığı ve uygulamalı çeviri eğitimi veren bilim dalı.
Çevirmen/Tercüman/Mütercim (Alm. Übersetzer, İng. Translator, Fra. Traducteur): Dili araç olarak kullanarak bir kültürden öteki kültüre iletişimi sağlayan uzman kişi. Tercüman sözlü çeviri yapan, mütercim yazılı çeviri yapan çevirmene verilen nitelendirmelerdir. Çeviribilim Bölümleri Türkiye’de hâlâ Mütercim-Tercümanlık Bölümleri olarak anılmaktadır. Bu bağlamda çevirmen ve tercüman dilde kullanılan sözcüklerdir.
Yazılı çeviri (Alm. Dolmetscher, İng. Translation, Fra. Traduction): Erek metnin çevirmen tarafından yazılı olarak oluşturulması.
Sözlü çeviri (Alm. Dolmetschen, İng. Interpreting, Fra. Interprétation): Erek metnin çevirmen tarafından sözlü olarak oluşturulması.
Ardıl çeviri (Alm. Konsekutiv-dolmetschen, İng. Consecutive interpreting, Fra. Traduction consécutive): Sözlü yapan çevirmenin kaynak dilde söylenenleri belli bir süre sonra toparlayarak erek dilde sözlü olarak ifade etmesi.
Andaş/ Simultane çeviri (Alm. Simultan-dolmetschen, İng. Simultaneous interpreting, Fra. Traduction simultanée): Genelde teknik araç gereçler kullanılarak (kabin, kulaklık vb.) kaynak sözlü metnin mümkün olduğu kadar anında toparlanarak erek kültüre sözlü metin olarak aktarılması.
Kaynak Dil (Alm. Ausgangs-sprache, İng. Source language, Fra. Langue source): Çevirisi yapılacak metnin dili.
Kaynak Kültür (Alm. Ausgangs-kultur, İng. Source culture, Fra. Culture source): Çevirisi yapılacak dilin kültürü.
Erek Dil (Alm. Zielsprache, İng. Target language, Fra. Langue cible): Çeviri dili.
Erek Kültür (Alm. Zielkultur, İng. Target culture, Fra. Culture cible): Çeviri dili kullananların içinde yaşadıkları kültür.
Betimleyici Çeviribilim (Alm. Deskriptive Übersetzungswissenschaft, İng. Descriptive translation studies, Fra. Traductologie descriptive): James Holmes’ın ortaya attığı ve Gideon Toury’nin geliştirdiği erek odaklı yaklaşım.
Çoğuldizge Kuramı (Alm. Polysystem theorie, İng. Polysystem theory, Fra. Théorie du polysystème): Itamar Even Zohar tarafından geliştirilen bir kuram.
Eylem Olarak/Odaklı Çeviri (Alm. Translatorisches Handeln, İng. translatorial action, Fra. Théorie de l’action traductionnelle): Holz Mäntärri tarafından geliştirilen çeviriyi bilinçle kurgulanmış bir eylem olarak ele alan kuram.
Skopos Kuramı (Alm. Skopos theorie, İng. Skopos theory, Fra. Théorie du skopos): Hans Vermeer tarafından geliştirilen her çevirinin bir amaç çerçevesinde yapıldığını önesüren bir kuram.

2005 yılında İstanbul’da yapılan bir toplantıdan sonra çeviribilimciler: (sol üst sıradan başlayarak soldan sağa) Meral Camcı, Ebru Gültekin-Ilıcalı, Ayşe Buna Karadağ, Sâkine Eruz Yeşim Tükel, Dilek Dizdar, Alev Bulut, Hans Vermeer, Işın Bengi Öner, Ayşe Nihal Akbulut, Özlem Berk
8. KAYNAKÇA
8.1. Doğrudan Yararlanılan Kaynaklar
Akbayar, Nuri (1985) “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Çeviri”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, C: II, İstanbul, İletişim Yayınları, Ss. 447–451
Akbulut, Nihal (2004) Söylenceden Gerçekliğe, Multilingual Yayınları, İstanbul
Akünal, Dündar, (1985) “Çeviri Ve Batılılaşma”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, C: II, İstanbul, İletişim Yayınları, Ss. 452-454
Alkan, Tozan (2007/2008/2009) Çevirmenin Notu dergisinde yayımlanan ilgili makaleler
Baker, Mona (2001) Yay. Haz. Routledge Encyclopedia Of Translation Studies, “Polysystem Theory”, London, Routledge, Ss.176-179
Bengi-Öner, Işın (2001) Çeviri Kuramlarını Düşünürken, İstanbul: Sel Yayıncılık
Bengi-Öner, Işın (1995) Çeviribilimde Bireysel Kuramlardan Geniş Ölçekli Bir Bakış Açısına Doğru, içinde : Çeviri ve Çeviri kuramı Üstüne Söylemler, Y. Haz. Mehmet Rıfat, İstanbul: Düzlem, 9-32
Berk, Özlem (2005) Kuramlar Işığında Açıklamalı Çeviribilim Terimcesi, İstanbul, Multilingual
Fişekçi, Turgay (2008/2009) Sözcükler Dergisinde yayımlanan ilgili makaleler
Demez, Neslihan (2007) “Osmanlı İmparatorluğu’nda Yenileşme Hareketleri ve Çeviri. Encümen-i Daniş Örneğinde Tanzimat Dönemi ve Çeviri”, Çeviribilim Dalı
Dizdar, Dilek (1998) “Skopostheorie”, içinde: Handbuch Translation, Snell-Hornby; Hönig; Kussmaul; Schmitt (Derl.), Tübingen: Stauffenburg, s. 104-107
Eruz, Sakine, (2003) Çeviriden Çeviribilime, İstanbul, Multilingual
Eruz, Sakine (2008) Akademik Çeviri Eğitimi, Çeviri Amaçlı Metin Çözümlemesi, İstanbul: Multilingual
Eruz, Sakine (2008) Çevirmen Hak ve Sorumlulukları – Çevirmenlik Mevzuatı, http://ceviribilim.com/?p=1145
Eruz, Sakine (2008) Tüyap Çeviri Derneği Forumu, 3.Kasım 2008 Çevirmen Hakları ve Sorumlulukları “Birlikte Hareket Etmezsek” http://ceviribilim.com/ (9.11.2008)
Eruz, Sakine (2009) Çeviribilim ve Çeviri Tarihi (yayın aşamasında)
Eruz, Sakine (2009) “Çeviri Nedir?”, Sözcükler, Sayı 17, s. 112-116
Eruz, Sakine (2008-2009) Çeviri Tarihi üzerine 110 sunumlu slayt gösterisi, Graz Doğu Bilimleri Derneği 16.06.2005, Pera Festivali13.12.2007, Yıldız Teknik Üniversitesi 30.05.2008, Çeviri Tarihe Dersi (2000- 2009)
Eruz, Sakine; Demez, Neslihan; Alp, Eylem (2009) “Tarihte Ceviri Yaklasimlari” başlıklı yüksek lisans ve doktora dersinde yapılan çalışmalar
Even-Zohar,Itamar; (1997) “Polysystem Theory”, Poetics Today, Cilt:11, Sayı:1, (1990’dan revize edilmiş versiyonu) s.1-26
Even-Zohar,Itamar; (1996) “The Role Of Literature In The Making Of The Nations Of Europe: A Socio-Semiotic Examination”, As/Sa, Nº 1, 10 Of 11
Even-Zohar,Itamar; (2004) “Yazınsal Çoğuldizge İçinde Çeviri Yazının Durumu”, Çev. Saliha Paker, Çeviri Seçkisi 2-Çeviri(Bilim) Nedir?- Başkasının Bakışı, Der. Mehmet Rifat, İstanbul, Dünya Yayıncılık A.Ş., Ss. 191-205
Fleischmann/Schmitt (2000) “Fachsprachliches Übersetzen – Anstoss Zu Einem Paradigmenwechsel?”, İçinde; “Paradigmenwechsel in der Translation” Stauffenburg Verlag; S.256-100
Günyol, Vedat, (1983) “Türkiye’de Çeviri, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, C: Iı, İstanbul, İletişim Yayınları, Ss. 324-330
Gürsel, Nedim, (1978) “Çeviri Etkinliği Ve Kültür”, Türk Dili Dergisi Çeviri Sorunları Özel Sayısı, Türk Dil Kurumu Yayınları, Sayı: 322, Ss. 21-26
Gürsel, Nedim, (1983) “Uygarlık Ve Çeviri”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, C: Iı, İstanbul, İletişim Yayınları, Ss. 320-323

Derginin başlığında yeni Türkçe harflerin dışında, eski Türkçe, Ermenice, İbranice ve Rusça harfler yer almaktadır.
Gürses, Sabri (2005-9) www.ceviribilim.com İnternet ortamında yayımlanan dergideki ilgili makaleler
Holmes, James S., (2004) “Çeviribilimin Adı Ve Doğası”, Çev.: Ayşenaz Koş, Çeviri(Bilim) Nedir?:Başkasının Bakışı İçinde, Yay. Haz. Mehmet Rifat, İstanbul, Dünya Yay. Ss. 165-182
Holmes, James (1988). “The Name and Nature of Translation Studies”. Translated! Papers on Literary Translation and Translation Studies. Amsterdam: Rodopi.
Holz-Mänttärı, Justa, (1984) Translatorisches Handeln. Theorie Und Methode, Helsinki, Suomalainen Tiedeakatemia (Annales Academiæ Scientiarum Fennicæ B 226)
Karadağ, Ayşe Banu (2009) Çevirinin Tanıklığında Medeniyetin Dönüşümü, İstanbul. diye Yayıncılık
Kayaoğlu, Taceddin, (1998) Türkiye’de Tercüme Müesseseleri, İstanbul, Kitabevi
Kurultay, Turgay (1998) Çeviri Eğitimi Neden Farklı Bir Eğitimdir) Çeviri Bölümlerinin Programlarında Yöntem Derslerinin Gerekliliği ve Uygulama Koşulları, 6. Germanistik Sempozyumu, Keskin, A. (Derl. ), Mersin Üniversitesi, s. 307-234
Kurultay, Turgay (2006) “Kültür Ve İletişim Bilimlerinde Disiplinlerin Ayrışması: Kopuş Mu, Ayrışma Mı?”, İçinde; “Mekan,Bellek, İmge” İstanbul: Multilingual; S.283-297
Kurultay, Turgay (2007) “Türkiye’de ve İstanbul Üniversitesi’nde Çeviri Eğitiminin Gelişimi ve Güncel Hedefler”, içinde: Nilüfer Tapan Armağan Kitabı, İstanbul: Multilingual, 355-380
Kuhn, Thomas S. (2006) Bilimsel Devrimlerin Yapısı, Çev. Nilüfer Kuyaş, İstanbul, Kırmızı Yayınları
Marianne Lederer, Danica Seleskovitch, (1994) La Traduction Aujourd’hui, Paris; Hachette
Marianne Lederer, (2006) “La Théorie İnterprétative de la Traduction – Origine Et Évolution”, Qu’est-ce que la Traductologie, Artois Presses Université
Paker, Saliha (1987) Tanzimat Döneminde Avrupa Edebiyatı’ndan Çeviriler: Çoğul Dizge Kuramı Açısından bir Değerlendirme. (çeviren: Ali Tükel) içinde: Metis Çeviri 1, 1987 Güz, s. 31-43
Risku, Hanna, (1998) Translatorisches Handeln, Handbuch Translation, Yay. Haz. Mary Snell Hornby, Tübingen: Stauffenburg, 107-112
Tosun, Muharrem (2002) Dil Edincini Aşan Bir Edim Olarak Çeviri Eylemi-Çeviri Kuramlarının Gelişiminde Paradigma Değişimi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora Tezi
Toury, Gideon (1980) In Search of A Theory of Translation. Tel Aviv: Porter Institute for Poetics and Semiotics
Toury,Gideon (1995) Descriptive Translation Studies and Beyond Amsterdam & Philadelphia: John Benjamins
Ülken, Hilmi Ziya, (1997) Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, İstanbul, Ülken Yayınları
Van Hoof, Henri (1991) Histoire De La Traduction En Occident, Ed. Duculot
Vermeer, J. Hans (2008) Çeviride Skopos Kuramı, çev. Ayşe Handan Konar, yay. haz. Ayşe Nihal Akbulut, İşbankası Kültür Yayınları, İstanbul
Wilss, Wolfram (2000) “Interdisziplinarität: Ein Neues Übersetzungs-wissenschaftliches Paradigma?”, içinde; Paradigmenwechsel in der Translation, Stauffenburg, 265-276
Yazıcı, Mine (2004) Çeviri Etkinliği, İstanbul: Multilingual
Yazıcı, Mine (2005) Çeviribilim Temel Kavram Ve Kuramları, İstanbul: Multilingual
8.2. Dolaylı Olarak Yararlanılan Kaynaklar
Amman, Margret (1990) Grundlagen der modernen Translationstheorie- Ein Leidfaden für Studierende, Heidelber (Çeviri eğitimine yönelik kitap 2008’de Deniz Ekeman tarafından Türkçeye çevrilmiş ve Multilingual Yayınevinde yayımlanmıştır)
Bahadır, Şebnem (2007) Verknüpfungen und Verschiebungen, Dolmetscherin, Dolmetschforscheirin, Domletschausbilderin, Berlin: Frank Thieme
Bengi-Öner, Işın (1999) Çeviri Bir Süreçtir… Ya Çeviribilim? İstanbul. Sel Yayıncılık
Bengi-Öner, Işın (2001) Çeviri Kuramlarını Düşünürken… İstanbul. Sel Yayıncılık
Bengi-Öner, Işın/İnce, Ülker (2009) Kızılcık karpuz olur mu hiç? İlahi Çevirmen! İstanbul. diye Yayıncılık
Even-Zohar, Itamar (2001) “The Making of Culture Repertoire and The Role of Transfer”. Translations: (Re)Shaping of Literature and Culture (ed. S. Paker). İstanbul. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları. 166-174.
Chesterman, Andrew (2007) “On the Idea of A Theory,” Across Languages and Cultures 8 (1), Budapeşte: Academiaz Kiado: ss. 1-16 vd.
Dizdar, Dilek (2006) Translation, Um- und Irrwege, Leipzig : Frank & Thimme

Göktürk, Akşit (1986; 1998; 2000) Çeviri: Dillerin Dili, Yapı ve Kredi Yayınları
Herrmanns, Theo (2003) “Cross Cultural – Translation Studies as Thick Translation,” Bulletin of the School of Oriental and African Studies, University of London, Cilt 66, No. 3, ss. 380 – 389 vd.
Hönig, Hans (1995) Konstruktives Übersetzen, Tübingen: Brigitte Narr
Koller, Werner (1979) Einführung in die Übersetzungswissenschaft, Heidelberg, Quelle & Meyer
Kussmaul, Paul (1995) Training the Translator, Amsterdam: John Benjamins Publishing
Prunc, Erich (2007) Entwicklungslinien der Translationswissenschaft: Von den Asymmetrien der Sprachen zu den Asymmetrien der Macht, Berlin: Frank & Timme GmbH Verlag

Yayımcı: diye Global Communications, 2009
Rıfat, Mehmet (yay. haz.) (1995) Çeviri ve Çeviri Kuramı Üstüne Söylemler. İstanbul. Düzlem Yayınları
Rıfat, Mehmet (yay. haz.) (2003) Çeviriyi Düşünenler. İstanbul. Dünya Yayıncılık
Rıfat, Mehmet (yay. haz.) (2004) Çeviri(bilim) Nedir? Başkasının Bakışı. İstanbul. Dünya Yayıncılık
Störig, Hans J. (1973) Das Problem des Übersetzens, Darmstadt, Wissenschaftliche Buchgesellschaft
Vermeer, H.J.; Reiss, K. (1984) Grundlegung einer allgemeinen Translationstheorie, Max Niemeyer Verlag, Tübingen
Wilss, Wolfram (1977) Übersetzungswissenschaft: Probleme und Methoden, Stuttgart: Ernst Klett Verlag
Yücel, Faruk (2007) Tarihsel ve Kuramsal Açıdan Çeviri Edimi, Ankara: Dost Yayınevi
8.3. Dergi Seçkisi
Tercüme Dergisi, M.E.B. Yayınevi (1940-1967)
Yazko Çeviri, Acar Matbaacılık, İstanbul (1981-1984)
Metis Çeviri, Metis Yayınları, İstanbul (1987-1992)
Çeviribilim ve Uygulamaları Dergisi, Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü Yayını, Ankara (hakemli bilimsel dergi, 1991-)

Yayımcı: Metis Yayınları
Tömer Çeviri Dergisi, Tömer (1995-)
Çeviribilim (2005-) www.ceviribilim.com
Kongre (rehber), Felek Yayıncılık (2007-) www.kongredergisi.org
Çevirmenin Notu, Ç.N. (2007-) www.cevirmeninnotu.com
Ayrıca Varlık, Sözcükler, Hürriyet Gösteri, Virgül.. gibi yayınını sürdürmekte olan dergiler de çeviri ve çeviribilim yazılarına yer ayırmaktadır.
8.5. Derleme Yayınlar Seçkisi
Işın Bengi Öner (ed., 1995) Çeviribilim: Çeviri Eğitiminde Özgün metni Yorumlama, Çeviri Metni Oluşturma Sürecinde Yönelik Yöntem Önerileri, Sel Yayıncılık, İstanbul
Kurultay, T./Birkandan İ. (ed., 1997) Forum: Türkiye’de Çeviri Eğitimi Nereden Nereye?, Sel Yayıncılık, İstanbul
Snell-H.; Hönig,H.; Kussmaul P., Schmitt P. (Yay. hz.) (1998), HandbuchTranslation, Tübingen: Stauffenburg
Anamur Hasan (ed., 1997) Hasan Ali Yücel Anma Kitabı Çeviri: Ekinler ve Zamanlar Kavşağı, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul
Mona Baker (ed., 1998) Routledge Encyclopedia of Tranlation Studies, Londra: Routledge
Parlak, Betül (ed., 2008) (düzelti: Canim, Sinem) Çeviri Etiği Toplantısı, Çeviri ve Çevirmenliğin Etik Sorunları, 7-8 Aralık 2006, İstanbul Üniversitesi, Çeviribilim Bölümü
8.6. Dış Bağlantılar Seçkisi
Bundesverband der Dolmetsher und Übersetzer e.V.: www.bdue.de
Çeviri Derneği: www.ceviridernegi.com
European Society for Translation Studies: www.est-translationstudies.org
Itamar Even-Zohar: www.tau.ac.il/~itamarez
John Benjamins: www.benjamins.nl

Kitap Çevirmenleri Birliği
Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği: www.cevbir.org
Multilingual Matters: www.multi.demon.co.uk/index.htm
Routledge: www.routledge.com/routledge.html
Rodopi: www.rodopi.nl/home.htm
St Jerome: www.mcc.ac.uk/stjerome
Target: www.benjamins.com/cgi-bin/t_seriesview.cgi?series=target
Translation Journal: www.accurapid.com/journal/tj.htm
Übersetzungswissenschaft: www.uebersetzungswissenschaft.de
Lebende Sprachen : www.lebendesprachen.de

Pin It on Pinterest

Share This