Oscar ve Altın Küre Çeviri Ekibinin değerli üyesi “DENİZ CEBE” ile röportajımız:

Oscar ve Altın Küre Çeviri Ekibinin değerli üyesi “DENİZ CEBE” ile röportajımız:

Oscar ve Altın Küre Çeviri Ekibinin değerli üyesi “DENİZ CEBE” ile röportajımız:

1- Oscar ödüllerinin çevirisini yapmak sizde heyecan yarattı mı? Yoksa standart bir çeviri gibi mi ele aldınız?

CEVAP- Oscar ödülleri dahil televizyonda canlı yayımlanan her türlü ödül töreni benim için oldukça heyecan verici bir görev oluyor. Sözlü çeviri gerektiren pek çok diğer durumun aksine ödül törenlerinde her zaman tek bir konuşmacı belli bir süre için konuşmuyor, çok hızlı bir şekilde çok sayıda kişiye sorular yöneltilebiliyor. Bir de bu tür işlerde çalışmak demek en az birkaç günlüğüne günlük ritminizin bozulması demek. Pek çok ödül töreni Amerikan menşeli olduğu için bizim yerel saaatimize göre geceyarısı başlıyor ve sabahın erken saatlerine kadar sürüyor. Bu da aslında standart dışı bir durum ve uyanık kalmak için bol bol kafein tüketimini zorunlu kılabiliyor. İşimiz yüksek konsantrasyon gerektiren bir iş olduğu için her zaman ekip olarak çalışıyoruz. Kaç tercümanın görev alacağı ise çalışma koşullarımıza göre belirleniyor. Çalışma koşullarımız artık Türkiye’de de yerleştiği için çok şanslıyız.

2- Çeviri hem sinema, hem magazin, hem siyasi hem de gündelik yaşama ilişkin espri, anekdot ve sunumlar içeriyor. Bunları çevirirken neye dikkat ettiniz?
CEVAP- Bu tür çevirilerde her şeyden önce adayları önceden çok iyi çalışmanız gerekiyor. Hangi kategoride kimler aday oldu, kimler daha önce ödül kazandı, kimlerin şansı yüksek… Bu konularda bilgi sahibi olmak her zaman çok faydalı oluyor.
3-Çevirinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
CEVAP- Açıkçası her zaman insanın aklına takılan şeyler oluyor, sonradan şunu keşke şöyle çevirseydim, başka şekilde ifade edebilirdim diye düşünüyorsunuz. Hiç unutmadığım bir örnek, bir defasında sunucu ünlülerle kırmızı halıda röportaj yapıyordu ve onlara rasgele sorular soruyordu. Sorulardan biri “What was your first gig?” idi. Ben de bunu “İlk gittiğiniz konser neydi?” diye çevirdim. Fakat cevabı çevirirken aslında konser anlamındaki “gig”i değil, “yapılan ufak tefek iş” anlamındaki “gig”i kastettiğini anladım. Böyle şeyler olabiliyor, sonuçta saniyelerle yarışıyorsunuz. Elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz ve sonucun yeterince iyi olduğunu umuyorsunuz. Bir toplantıda son derece nazik bir katılımcının bize gelip söylediği gibi, simültane çeviri aslında “apansız bastıran bir yağmura benziyor”. Her zaman her şeye hazırlıklı olmanız gerekiyor.
4- Genç çevirmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

CEVAP- Genç çevirmenlere tavsiyem bilgiye ve dünyada olup bitenlere açık olmaları, merak sahibi olmaları. Artık teknoloji çok gelişti, internet üzerinden takip edemeyeceğiniz hemen hemen hiçbir şey yok. Mutlaka okudukları dilin ülkesinin kültürel ve siyasal gelişmelerini takip etsinler, en azından fikir sahibi olsunlar. Bir de edebiyat bence bir dile hakim olmak için olmazsa olmaz. Bol bol kitap okusunlar. Bir diğer tavsiyem de henüz daha gençken ikinci hatta üçüncü bir dil edinmeleri. Farklı dillere hakim olmak hem çok büyük bir zenginlik hem de insanın ufkunu genişleten bir şey. Çünkü her yeni dil yepyeni bir kültür zenginliğinin de kapısını aralıyor.

5- Çeviride en zorlandığınız noktalar ne oldu?

CEVAP- Ödül törenlerinden önce bir iki saat süren kırmızı halı programı özellikle zorlayıcı oluyor çünkü sadece konuşanların sesini değil, hatta onların sesinden daha fazla etraftaki hayranların tezahüratlarını duyuyorsunuz. Çok fazla özel isim art arda sıralanıyor, kültürel bazı şakalar yapılabiliyor. Moda evlerinin isimlerine de aşina olmak şart. Ödül törenlerinin kendisi daha tekdüze bir akışa sahip olsa da, önceden açıklanmayan konuklar olabiliyor ve yaptıkları konuşmalar kültürel referanslar ve espiriler açısından zengin olabiliyor. Burada da yine kültürel referanslara ve sanatçıların önceki işlerine hakim olmak önem kazanıyor.
6- Bir öz geçmişinizi ya da kendiniz ile ilgili anlatmak istediğiniz şeyler var ise ekleyebilir misiniz?
CEVAP- Ben Boğaziçi Ünitersitesi Çeviribilim bölümünün konferans tercümanlığı lisans programından mezunum. Türkiye’de lisansüstü düzeyde bu eğitimi veren ve Avrupa Birliği’nin desteklediği iki program var: Boğaziçi Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi’nin websitesinden bu programlarla ilgili daha fazla bilgi alınabilir. Ulusal meslek kuruluşumuz Türkiye Konferans Tercümanları Derneği’nin websitesinden de mesleğimizin ilkelerine dair kapsamlı bilgi edinebilirsiniz. Bu mesleği seçmeyi düşünenlere de okul seçerken yine aynı websitesindeki eğitim ilkelerine bakmalarını öneririm. Bir de Facebook sayfamız var (https://www.facebook.com/TKTD1969). Burada da konferans çevirmenliğiyle ilgili haberler ve makaleler paylaşılıyor. Konuyla ilgilenen herkese tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın