Genç Çevirmenlere Öğütler-2

Genç Çevirmenlere Öğütler-2

İlk olarak akademik eğitim almaya hak kazandı iseniz bu konuda; orta öğretiminde yabancı dil dersi görmediğinden dolayı dil puanı ile mütercim tercümanlık ya da çeviribilim kazanma şansı olmayan kişilere göre 2-0 öndesiniz demektir. Çünkü bu durumda hem çeviri yapmanın tekniğini öğrenecek, hem de yabancı dilinizi geliştirme şansı bulacaksınız. Bu noktada akademik eğitim almayan kişilerin çeviri becerisini küçümsüyor ya da tekniklerine laf ediyor değilim, çok çok iyi çevirmen olup bu işin eğitimini hiç almamış kişileri çok gördüm, sadece akademik eğitim alma imkanı olanları daha şanslı buluyorum. Çevirmenlik benim için = yabancı dile tam anlamıyla hakimiyet ( bunu kendi imkanlarınla ya da dışardan sağlayabilirsin) + çeviri tekniği geliştirme+ Türkçe dil bilgisi + yetenek + sabır +sorumluluk + araştırmadır.

Okulda ilk yapmanız gereken şey tabii ki kayıt olmak! Ama sadece eğitime değil, öncelikle çeviri kulüplerine ve bunu yaparken artık anne veya babanızın elini bırakın lütfen. Devlet bile sizi reşit sayıyor, siz niye kendinizi saymıyorsunuz? Çevirmenliğin altın kuralı araştırmak, hata yapmak, pes etmemek, yeniden araştırma yapmaktır. Doğruyu bulana kadar. Çeviri kulüpleri çok etkinler. Hemen hepsi şu and TÜÇEB’e bağlılar zaten. Okulunuzda yok ise muhakkak dernek kurun. Dernekte etkin olarak görev alın. Faaliyetlere katılın. Sesinizi duyurun. Sosyal medyayı kullanın. Çevirmen bloglarına, forumlara üye olun. Çeviri Dernekleri’ni araştırın. Staj için seçkin çeviri bürolarını bıktırın. Uzmanlık alanı seçin. İlk sene deneyin. Her türlü metni deneyin. Yaparken en keyif aldığınız alanlarda okuyun. Çok okuyun. Daha çok okuyun. Çeviri kuramlarını araştırın. Ezberlemeyin. Mantığınızla çözmeye çalışın. Okulda hocaların peşinden ayrılmayın. İlk gün bir özgeçmiş oluşturun. Özgeçmişinize hedeflerinizi yazın. Her gün 1 sayfa ile başlayarak ve süre tutarak deneme çevirisi yapın. Bu rutininiz olsun. Hızlanın. Çeviri programlarını öğrenin. Kurslara gidin. Sertifikalar almaya çalışın. Türkçe öğrenin. De bağlacını ayrı yazın. En azından Microsoft Office’den daha iyi Türkçe bilin. Kelimelerinizin altını çizdiğinde “ Sen yanlış biliyorsun” diyebilin ya da en iyisi kendi kendinize konuşmayın, bu noktaya gelirseniz biraz ara verin!!

There are 2 comments for this article
  1. yogi at 22:50

    Güzel ama eksik. Bu bölümün öğrencisinin işi tamamen kitaptan derse olmamalıdır. Çeviriden ayrı, kendine ait bir sosyal yaşamı, hobisi olmalıdır. Hoşuna giden bir alanın peşinden gidebilmelidir. Çok çalışmaktan kafası yorulduğu anda tekrar toparlayabilmek için bir uğraşı olması gerekir. Eğer dersten çıkıp, kitabı kapattıktan sonra da aklında kendisi için ne yaptığına dair bir düşünce yoksa o zaman bir makineden farkı kalmaz ve çevirisinin de makine çevirisinden farkı kalmaz. :)

  2. UmitYakupDural at 16:08

    Genç çevirmen arkadaşlarımız o kadar şanslı ki bizlerin yıllardır özlemini çektiğimiz bir çok unsur gerçekten günümüzde oldukça önemli düzeyde sizlere desteğe hazır, örneğin çeviri derneklerinin son yıllarda sayısı giderek arttı. Hepsinden önemlisi ülkemizde başarı ile performans gösterecek bir çeviri piyasası oluşacaksa bunu ancak çeviribilim-filoloji bölümü mezunu çevirmenler tarafından başarılabileceğini artık herkes ister istemez kabul etmiş durumda… Daha düne kadar çeviribilim bölümünden çıkan GERÇEK ÇEVİRMENLERE acemi muamelesi yapan kendini bilmez SAHTE ÇEVİRMEN korosu MYK tarafından hazırlanan Çeviri Standardı ile başlayan sürecin sonunun kendileri için kıyametin başlangıcı olduğunu kabus formatında görmeye başladılar bile. Ancak kabul etmek gerekir ki onların bu denli fütursuz kibirli halinde çeviribilim bölümü mezunu GERÇEK ÇEVİRMEN arkadaşlarımızın “mezun olduğumuzda bize iş verirler mi” psikozuna girmelerinin de payı yok değil… Uzatmadan cevabını buradan herkese bildirelim ki üniversiteler meslek okulu değil AR-GE kurumlarıdır. Sizler de üniversite sınavındaki dil sorularını cevaplayıp o bölümlerde okumaya hak kazandığınız anda GERÇEK ÇEVİRMEN unvanını almaya hak kazanmış değerli meslektaşlarımızsınız. Üniversite eğitiminiz boyunca öğreneceğiniz her kuram ve her pratik sizin gelişmenize katkıda bulunacak. Böylece üniversitenin AR-GE işlevi yerine gelmiş olacak. Sizlere düşen görevin en can alıcı kısmı işte bu noktada başlıyor ve sürekli farklı metinlerle sizin de kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Hem kaynak hem de hedef dile ESER VEREBİLECEK düzeyde hakim olmanız, kendinize özgü çeviri becerileri geliştirmeniz, ilgi duyduğunuz alanlarda bilgi sahibi olmanız ve kaynakları araştırmanız, kısacası hiç bitmeyecek bir araştırma-geliştirme sürecine girdiğinizi bilmeniz ve bu durumu yaşama biçiminiz haline getirmeniz gerekiyor.

Bir Cevap Yazın