Çevirmenin Görünürlüğü-Çeviri Kitabı

Çevirmenin Görünürlüğü-Çeviri Kitabı

Çevirmenin görünürlüğü, yapılan iş ve konuma göre değişiklik göstermektedir. Çeviri daima düzgün diksiyon, ses tonunda hâkimiyet, gereken yerlerde vurgu ve eksiksiz bir konsantre gerektirmektedir. Sözlü çeviri esnasında; eşzamanlı çeviride çevirmenin görüntüsü, mimikleri veya vücut dili önem taşımamaktadır, fakat ardıl çeviride bu ayrıntılar çeviri kalitesine önemli katkıda bulunur. Bir basın toplantısı, yönetim kurulu toplantısı veya bir topluluk önünde yapılan ardıl çeviri esnasında, çevirmenin bakımlı ve temiz görünmesi, mesajın içeriğine göre bazı mimikleri kullanması ve dik duruşla özgüvenli bir vücut dili sergilemesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle uzun süren toplantılarda dinleyicinin ilgisi ve motivasyonu zamanla azalabileceği için, çevirmenin yüksek konsantre ve motivasyonla ardıl çeviriyi sürdürmesi, konuşmacının konuşmasını da güçlendirecektir.

Ardıl çeviride, çevirmen ne çok ön planda olmalıdır ne de fazla arka planda kalmalıdır. Konuşmanın içeriğini aktaran taraf çevirmen olduğu için, önemli bir role sahiptir fakat öne çıkmasını gerektiren bir durum olmadığı süre orada ki ince çizgiyi koruyarak eksiksiz bir çeviri yapması yeterlidir. Bazı durumlarda, örneğin basın toplantılarında soru-cevap kısmını yöneten bir moderatör olmadığında veya dinleyenlerin konuyu anlamadıkları ortaya çıkınca çevirmen daha aktif bir rol üstlenip programı yönlendirebilir veya dinleyicideki soru işaretlerini gidermek üzere konuşmacıdan ek açıklama rica edebilir. Çevirmenliğe başladığım yıllarda, ilk basın toplantısı tecrübemde Şampiyonlar Ligi maçı öncesi uluslararası gazeteci ordusu ve teknik direktör arasındaki iletişimde bir karmaşa oluşmuştu. Çevirmen olarak görevim, Hollanda futbol takımı PSV Eindhoven ve İtalya futbol takımı AC Milan’ın basın toplantılarında Felemenkçe ve İtalyanca çeviri yapmaktı. PSV teknik direktörü Guus Hiddink’e arka arkaya üç soru yöneltilmişti ve ben soruları salonda bulunan İtalyan gazetecilere çeviremeden önce Guus Hiddink soruları cevaplamaya başlamıştı. Ardından başka bir Hollandalı gazeteci yeni bir soruyu yöneltmişti ve çeviri kontrolden çıkmak üzereydi. Basın salonundaki İtalyan gazeteciler şaşkınlıkla bize bakıyor, olup biteni anlamaya çalışıyorlardı. Gazetecinin sözünü kesip önce söylenenleri İtalyancaya çevirmem gerektiğini, sonra sorusunu yöneltebileceğini söyleyerek devreye girmem ve ağırlığımı koymam şarttı. İnisiyatif alıp bunu kararlı bir ses tonuyla yaptıktan sonra basın toplantısı tekrar düzene girdi ve iki tarafın da anlayabileceği şekilde başarıyla sonuçlandı. Bu örnekten yola çıkarak bazı durumlarda çevirmenin aktif rol üstlenmesi ve toplantıyı yönlendirmesi sadece önemli değil, aynı zamanda bir gerekliliktir.

İyi bir çevirmen için yapılan işin büyüğü küçüğü yoktur ve her toplantı aynı önemi taşımaktadır. Çevirmenin görevi, eksiksiz bir çeviri hizmeti sunmak ve toplantıda bulunan kişiler veya gruplar arasında anlaşılabilir, hatasız bir iletişim olmasını sağlamaktır. Kusursuz ve itinayla yapılan çeviri işleri çoğaldıkça iyi referanslar artar, bir çevirmen olarak kaliteniz ve profesyonelliğiniz ön plana çıkar.

Dokuz dilde çeviri yapan bir tercüman olarak bana en çok yöneltilen soru “Yabancı dil öğrenmenin bir sırrı var mıdır?”

Üniversitelerde katıldığım söyleşiler ve sosyal medya üzerinden gelen bu tür mesajlara cevabım, yabancı dil öğrenmenin ciddi bir emek gerektirdiği fakat doğru teknikler ve zihinsel yaklaşımla herkesin birden fazla yabancı dil öğrenme kapasitesine sahip olmasıdır. Kişisel tecrübeme göre, yabancı dil öğrenmek teorik bilgi donanımını arttırmaya ek olarak konfor alanınızdan çıkmak, bol hata yapmak ve sıkça pratik yapmaktan geçer.  Yeni bir yabancı dil öğrenirken en büyük endişemiz hatalı konuşmak, yanlış telaffuz etmek veya gramerde eksik kalmaktır. Önemli olan yabancı dilde eksiksiz konuşmak değil, yeni öğrenilen dili pratiğe dökme cesaretine sahip olmak ve hata yaptığımızda karşı tarafın bizi sürekli düzeltmesini rica etmektir.

Söyleşilerde sıklıkla vurguladığım başka bir konu ise yabancı dil öğrenmek sadece kelime ezberlemek değil, aynı zamanda yeni bir kültürü kavramak ve o kültürün değerlerini ve geleneklerini öğrenmekten geçer. Bu bağlamda öğrenilen yeni dilin kültürüyle hakkında araştırmalar yapmak, mümkünse o ülkeleri ziyaret etmek büyük fayda sağlar. Bir çevirmenin en doğru çeviriyi yapabilmesi için çevirisi yaptığı dilin kültürünü tanıyor olması kelime seçimini güçlendirir, mesajını daha etkin kılar.

Kaynak: http://www.cevirikitabi.com/cevirmenler-ne-isler-ceviriyor/cevirmenin-gorunurlugu/

Çeviri Kitabı

Bölüm:Çevirmenler İçin Rehberler

Yazar Hakkında:

Eser Tözüm

Dokuz dil bilmekte ve ulusal ve uluslararası platformlarda konferans tercümanlığı yapmaktadır. Çeşitli ülkelerin başbakanlarına tercümanlık yapmıştır. UEFA Şampiyonlar Ligi basın toplantılarında ve üç yıldır da Beyaz Show’da tercümanlık yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın