İbranice ve Cinsiyetli Dillerde Yaşamak Üzerine

İbranice ve Cinsiyetli Dillerde Yaşamak Üzerine

Yazan: Ilana Masad

Size hitap edilirken kullanılmasını tercih ettiğiniz cinsiyet zamirini kurduğunuz her cümlede belirtmek zorunda olduğunuz bir dünya düşünün. Eğer toplumsal cinsiyet kavramıyla ilgilenen biriyseniz, bu size gerçekten harika bir durum gibi görünebilir. Bu durumda birçok karışıklık önlenebilirdi. Karşınızdaki kişiye ne şekilde hitap edeceğinizi bilebilirdiniz, başkaları da sizinle konuşurken hangi hitap şeklini kullanacağını bilirdi. Günlük konuşmalar da muhtemelen şu şekilde olurdu:

Ben: Merhaba! Nasılsın, erkek?

Arkadaşım: İyiyim. Ya sen, dişi?

Ben: Aslında dişi bir şekilde iyi değilim. Erkek birisi, dişi arabasıyla erkek bir şekilde bana çarptı.

Arkadaşım: Ah, kıyamam sana dişi…

Ben: Ama neyse, boş ver. Şimdi iyiyim. Sen, erkek, benimle dişi markete gidip ev için birkaç şey almaya gelir misin?

Arkadaşım: Tabii ki, haydi gidelim, dişi.

Böyle bir konuşma, büyük ihtimalle kulağa tuhaf geliyor. Daha da önemlisi, bu konuşmadaki her şey ikili toplumsal cinsiyet sistemine göre düzenlenmiş ve hemen hemen her şeyin, zamirlerde olduğu gibi isimlerin de, cinsiyeti var.  Buna bir başka örnek de, geçen hafta kulağıma çalınan şu cümle:

Tren istasyonunda yapılan bir anons: Bütün erkek yolcuların dikkatine! 6.40’taki Tel Aviv dişi treni, Lod’daki dişi altyapıdaki dişi problemler nedeniyle dişi bir şekilde iptal edilmiştir.

Birçoğumuz, İspanyolca ya da Fransızca gibi, isimlerin cinsiyetli olduğu diller hakkında birkaç şey duymuştur. İbranice ile bu diller arasındaki temel fark ise, İbranicede cümle kurmada birinci ve ikinci şahıslarda cinsiyet belirtilmesinin zorunlu olması. “Ben” zamiri cinsiyetsizdir, ancak bu zamire bağlı geniş veya gelecek zamanda çekimlenmiş herhangi bir fiilde cinsiyet belirtilir. Böylelikle “Bir kurabiye istiyorum” cümlesi, İbraniceden motamot çevrildiğinde “Ben, dişi bir şekilde dişi bir kurabiye istiyorum” cümlesi elde edilir. (Kurabiye, İbranicede dişil bir kelimedir. Bir kadın olarak bunda hiçbir sorun görmüyorum, çünkü kurabiye bu yani, müthiş bir şey!) Tren istasyonundaki anons örneğinde trenin “dişi bir şekilde” iptal edilmesinin sebebi, “tren” kelimesinin dilbilimsel olarak dişi bir özne olması ve buna bağlı olarak bu kelimeye bağlı hemen hemen tüm fiil çekimlerinin cinsiyete göre yapılmasıdır.

Bir başka deyişle, kişilerarası yapılan konuşmalarda daima bir cinsiyet belirtme görülür. Bu durumda siz ve konuştuğunuz kişinin arasında birbirinizi görmenizi engelleyen bir bariyer olsa ve seslerinizden cinsiyetiniz ayırt edilemese bile, fiilleri kullanma şeklinizden ötürü birkaç cümleden sonra ikiniz de birbirinizin cinsiyetlerini bilebilirdiniz.

İbranice konuşulan en kalabalık topluluk İsrail’de bulunuyor, ki bu yazıyı da yine buradan yazıyorum.  İsrail’de büyüdüm ve feminist olmanın ne demek olduğunu öğrendiğim günden beri kendimi bir feminist olarak tanımlamama rağmen üniversiteye gidene kadar kadınların, İbranicenin baskıları altında ne gibi sorunlar yaşadığı üzerine pek kafa yormamıştım. New York’ta gittiğim sosyal bilimler üniversitesi, toplumsal cinsiyet kavramı hakkında ister istemez bir şeyler öğrendiğim bir yerdi. Şanslıydım ki, LGBTQIA* topluluğunun (Elbette bir topluluğumuz var. İnanılmaz havalıyız. Sim ve parıltı da tamamen isteğe bağlı) bir üyesi olarak toplumsal cinsiyet konusunda daha çok şey öğrenmeye hevesliydim, bu yüzden çevremdeki insanlara bir sürü soru sordum, bilgisizliğim için özür diledim ve bu konu hakkında mantıklı bir şekilde tartışma yapabilecek duruma gelene kadar toplumsal cinsiyet hakkında birçok şey dinledim ve okudum.

Üniversitede geçen bir yılın ardından İsrail’e dönmek ve bir kez daha günlük hayatta İbranice konuşmaya başlamak, bazı sebeplerden ötürü sudan çıkmış balığa dönmeme neden oldu. Zira kadınların bu ülkede baş ettiği yığınla sorun, bir kez daha gözlerimin önündeydi. Örneğin, İbranicede bir grup insana hitap etmenin dil açısından doğru yolu, grubun üyelerinin tamamı kadın olmadıkça çoğunlukla eril zamir ve fiilleri kullanmak. Yani bir amfinin neredeyse tamamında kadınlar oturuyorsa, ancak tek bir sırada bir erkek öğrenci varsa, dersi veren hocanın sınıfa eril ikinci çoğul şahıs zamirleri ve fiilleri ile hitap etmesi gerekiyor. Havaalanlarında, tren istasyonlarında ve otobüs terminallerinde yapılan duyurular da herkese tıpkı bir önceki örnekte olduğu gibi eril ikinci çoğul şahıs zamirleri kullanılarak yapılıyor, çünkü bu tip yerlerde erkeklerin olduğu varsayılıyor. Dilin kurallarına göre ortamda tek bir erkek olması bile bu zamirlerin kullanılması için yeterli.

Bu “doğru” kullanımları belirleyen ve teşvik eden organ ise “dünyanın İbrani dilinde yetkili kurumu” İbrani Dili Akademisi (The Academy of the Hebrew Language) ve bu kurumun aldığı kararlar, bütün resmî kurumlar için bağlayıcı nitelikte. Akademi’nin web sitesindeki “Hakkımızda” kısmında şöyle bir ifade yer alıyor: “Akademi, her ne kadar İsrail’in ‘dil polisi’ olarak görülse de anlık konuşma dilini denetlemez. Kurumun aldığı kararlar, yalnızca yazılı metinler ve resmî konuşmaları düzenler.”

Peki, iş uygulamaya geldiğinde bu ne anlama geliyor? Resmî konuşmaların erkeklere hitap ettiği anlamına geliyor. Akademisyenlerin, makalelerinde erkeklere seslendiği anlamına geliyor. Ülke çapında yapılan sınavların erkeklere yönelik olduğu anlamına geliyor. Hatta bu sınavlarda sayfa ya da kitapçık sonunda şuna benzer bir ifade yer alıyor: “Bu sınav, hem erkekler hem de kadınlar için düzenlenmiştir.” İyi ki söyledin yahu, lisede sınav okurken bu hep aklıma takılırdı. Belki de bir kadın olduğum için sınavı bitirmeme, dolayısıyla eğitim almama gerek olmadığını düşünürdüm. Ayrıca, günlük konuşmada, herhangi bir varsayımda ya da örnekte kullanılan genel ikinci şahıs zamirleri de eril cinsiyetlidir.

Beni düşünmeye iten, bu ülkede bu durumu kanıksamış olmamız. Bu dilbilimsel kullanımlara karşı tepki gösteren az sayıda kadın ise militan feministler olarak yaftalanmakta. İsrail Meclisi (Knesset) üyesi ve eski gazeteci Merav Michaeli, bu kadınlardan biri. Michaeli, özellikle İsrail’de birçok insanın aklında yer etmiş olan feminizm ile ilgili kalıplara meydan okuyor. Mesela, evli olmamakla birlikte lezbiyen değil. (Kendi deyimiyle “kocası olmayan erkek”, kendisinden birkaç yaş küçük bir komedyen) Daha da önemlisi, İbrani Dili Akademisi’nin gelişigüzel ve ataerkil düzenin desteklediği kurallarına uymayı reddederek bazı kişileri kızdırıyor.  Kalabalık gruplara hitap etmek ya da bir varsayımda bulunmak için normalde eril zamirler kullanılması gerekirken o, dişil zamirleri kullanıyor. Kimi zaman ise iki zamiri de kullanıyor. Örneğin: Değişimi erkek ve dişi bir şekilde görmeyi erkek ve dişi bir şekilde isteyen siz erkekler ve kadınlar…

Bu, kadınların da bu ülkede var olduğunu tam olarak anlamaya yönelik olumlu bir adım. Toplumsal yaşamda yapılabilecek ve yapılması gereken daha birçok değişim var. Ancak ne yazık ki İsrail yönetimi, en çok Kudüs ve Bet Şemeş gibi yerlerdeki reklam panolarında kadınların “edepsiz” görüntülerini yasaklamaya çalışan (ve çoğu zaman da başarılı olan) en dindar kesimin isteklerine boyun eğiyor.  Bu arada “edepsiz”, dirsekleri, omuzları ya da dizleri açık anlamına geliyor. Bu durum, sorunun bambaşka bir yönü olsa da kadınların görünür ve söz sahibi olmak için katlanmak zorunda oldukları sıkıntıların gözle görülür bir örneği.

İsrail’de bir yanda kadınlar hâlâ seslerini duyurmak için mücadele ederken, diğer yanda da genellikle Tel Aviv’de ve çevresinde yoğunlaşmış, oldukça büyük çaplı ve yankı uyandıran bir LGBTQIA topluluğu var. Yakın bir tarihte, 2014 yılının Aralık ayında, yasal olarak resmi nikâhsız eş tanımına uyan, yani birlikte yaşayan ve maddi yükümlülükleri paylaşan eşcinsel çiftlere heteroseksüel çiftlerle aynı hakları tanıyan Eviçi Birliktelik Kartları (Domestic Union Cards) yürürlüğe konuldu. (Tabii şöyle bir durum var ki heteroseksüel çiftler, doğuştan gelen cinsiyetleri dışında hiçbir tanıma uymadan da evlenebiliyor.)

Peki, o zaman ne kadın ne de erkek olan insanlara, kendini ne kadın ne de erkek olarak tanımlayan kişilere ne olacak? İsrail’de genderqueer** kavramı, LGBTQIA toplumundaki insanlar tarafından bile, pek bilinmeyen bir kavram. Bu arada, İbranicede bu kısaltma LaHaTaB olarak telaffuz ediliyor ve bu telaffuz, “lezbiyenler, homolar, transseksüeller ve biseksüeller” kavramlarını karşılıyor. Queer ya da cinsel kimliğini sorgulayan insanlar, interseks veya aseksüel bireyler, İbranicenin şu ana kadar duyduğum hiçbir şeklinde tanınmıyor.

Üç yaşımdan beri tanıdığım, İsrail’deki feminist ve queer çevrelerin bir üyesi olan ve üniversitede dilbilim okumuş bir arkadaşıma bir gün şu soruyu sordum: Genderqueer bireyler, İbranicedeki zamirlerin ikili toplumsal cinsiyete göre düzenlenmiş yapısıyla nasıl başa çıkıyor? Laf lafı açtı ve kısa bir süre sonra kendimi Facebook’taki İsrail kaynaklı tek genderqueer grubunda insanlarla sohbet ederken buldum.

İbranice konuşan genderqueer bireylerin bahsettiğim bu ikili cinsiyet sorununu çözme şekilleri, hem dilbilgisel hem de politik açıdan bir hayli ilginç. Dilbilgisel olarak ilginç olan yanı, bu bireylerin temelde kendi kişi zamirlerini yaratmış olması. Konuşma dilini genderqueer bireylerin kullanımına uyarlamanın birkaç yolu var. Bunlardan biri, cinsiyeti olmayan genel fiilleri kullanarak konuşmak, mesela “Bir şeyler yiyesim var” demek, ki bu cümle İbranicede “Bir şeyler yiyesim geliyor” şeklindedir. Fiillerin mastar halleri cinsiyetsizdir, aynı şekilde motamot çevirisi “bana geliyor” olup esas anlamı “istiyorum/yapasım var” olan “ba li” ifadesi de.

Genderqueer bireylerin İbranicenin ikili cinsiyetçi yapısının yarattığı sorunlarla baş etme şekillerinden bir diğeri ise çeşitli ögeleri harmanlayarak karıştırmak.  Yani genderqueer birisi, “Galeriye erkek bir şekilde gidiyorum ve dişi bir şekilde birkaç resim satın alıyorum” gibi bir cümle kurabilir. Ya da bu cümledeki fiillerin cinsiyetlerini değiştirerek aynı cümleyi farklı cinsiyet kombinasyonlarıyla kurabilir. İbranicede kelimeleri dişi yapmanın yolu bazı son ekler kullanmaktan geçtiğinden, genderqueer bireyler kelimelerin telaffuzlarıyla oynayarak cinsiyetlerini belirsizleştirebilir.

Hikayenin başında İbranice zamirlerin cinsiyetli yapılarının artı bir yanı olmadığını düşünüyordum. Ancak Facebook grubundaki yorumculardan, benimle bu konuda konuşma nezaketini gösteren Jane Harris şunu söyledi: “İbranicenin hem kimliklerini saklamayan genderqueer ve diğer trans bireyler için kendi istedikleri cinsiyet zamirini kullanma olanağıyla bu kadar cesaret verici olup, hem de kimliklerini saklayan bireyler için kendilerinden her bahsettiklerinde sürekli bu gerçekle karşı karşıya kalmaları bakımından bir o kadar da rahatsız edici olması ne acayip!”

Bu da beni genderqueer’ların değişmez bir şekilde ikili cinsiyet yapılı İbraniceyi kullanma şekillerinin politik önemine getiriyor. Genderqueer bireyler, LGBTQIA topluluğunun oluşturduğu dil taktiklerini kullanarak konuşurken aynı zamanda cinsiyetsiz, belirsiz cinsiyetli ya da çift cinsiyetli kimliklerini de kendiliğinden dışa vurma imkânı buluyorlar. Buna ek olarak genderqueer ya da trans bireyler, birisi cinsiyetlerini belirtirken bir hata yaptığında bunu anında anlayabiliyor, zira bir devlet memurundan ya da bir market çalışanından da gelse bu hata bu bireyleri rahatsız edecektir. Aynı şekilde, Facebook grubundaki bir başka yorumcu, farklı cinsiyetlerdeki fiilleri aynı cümlede kullandığında insanların da görünüşe bakılırsa farkında olmadan aynı şekilde cevap vermeye başladığını söyledi.

İsrail’deki genderqueer topluluğu görece küçük olsa da bu topluluğun üyeleri düşünceli ve farkındalık sahibi insanlar. Dilin sınırlı imkânları içerisinde yaptıkları hamleler hem kimliklerini ifade etme açısından gerekli, hem de hemen göze çarpmayan aktivizm konusunda bir örnek. Merav Michaeli, kadınların sözünü de erkeklerin sözü kadar geçerli kılmak için bulunduğu konumu kullanıp kürsülerden birçoğu erkek olan meclis üyelerine dişi zamirlerle hitap ederken, genderqueer kişiler ise sıfırdan yepyeni bir dilbilgisel yapı oluşturuyor. Ne Michaeli’nin dilbilgisel seçimleri, ne de genderqueer’ların yeni grameri İbrani Dili Akademisi’nin ortaya koyduğu kurallar tarafından tanınıyor. Bu da bazen bir yanlışı düzeltmenin tek yolunun, var olan kuralları hepten gözardı etmek olduğunu gösteriyor.

Çeviri Notları

*LGBTQIA: Lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, queer ya da cinsel yönelimini sorgulayan, interseks ya da bu kişilerin haklarını destekleyen tüm kişiler için kullanılan kısaltma.

**genderqueer: Kendilerini alışılagelmiş toplumsal cinsiyet sınırlarının dışında konumlandıran bireyler.


Kaynakça:

On Hebrew and Living in Gendered Language

 

Bir Cevap Yazın