İngilizce Eğitiminde Geleneksele Karşı Doğal Öğrenme

İngilizce Eğitiminde Geleneksele Karşı Doğal Öğrenme

İngilizce öğrenen çoğu kişi İngilizceyi öğrenmeye başlayalı uzun zaman geçmesine rağmen daha basit ifadeleri dahi kuramadıklarından ve sanki İngilizceyi hiç öğrenemeyecekmiş gibi hissettiklerinden yakınırlar. Bu belki size de yabancı gelmiyordur. Ülkemizde İngilizce eğitimi alanların temel düzeyde akıcı İngilizce konuşanlara olan oranının çok düşük olması aslında eğitimde bir şeylerin yanlış gittiğini göstermektedir. Fakat genelde kişiler ilk önce kendilerini suçlamaya yönelirler ve dile karşı yeteneklerinin olmadığını savunurlar. İşte bu yüzden ülkemizde dil eğitimi üzerine yeni adımlar atılarak ikinci dil edinimini ilkokul seviyesine çektiler ve ardından da –geçen yıl- yine aynı düzey için ikinci yabancı dil ile ilgili de kolları sıvadılar.

Yeni eğitim sisteminden az çok haberdarsanız, kendi İngilizce öğrenimimize baktığımızda aslında temel yanlışın istenilen şeyle yapılanın birbirinden çok farklı olması olduğunu görürüz. Kime sorarsanız sorun İngilizce konuşmayı istediğini söyleyecektir. Fakat öğrenim sırasında yapılan neredeyse konuşma dışında her şeydir. İngilizceyi öğrenmeye ilk önce gramerden başlarız ve sonra hep gramerle devam ederiz. Kendi neslimizden bahsedecek olursak ve her birimizin devlet okulunda eğitim gördüğünü var sayarsak; hepimizin kelime defterleri tuttuğunu ve bazen ise kelime öğrenmek -ezberlemek- adına alt alta beşer-onar defa tekrar tekrar kelimeleri yazmış olduğumuzu hatırlarız. Esasicilik eğitim felsefesine dayalı olan ezbere eğitimin bizleri dil eğitiminde ne hale getirdiği aşikârdır.

Oysaki bir dilin doğal öğrenim yolu böyle değildir. Kendi ana dilimizi nasıl öğrendiğimizi bir hatırlayalım: Hayatlarının ilk evlerinde çocuklar ilk önce hiç konuşmazlar sadece dinler ve etrafı gözlerler. Hayatlarının ilk iki belki üç yılı hep dinlemekle geçer. Sonra ebeveynlerin konuşmalarını taklit etmeye çalışarak konuşmaya başlarlar ve gerçekten de iyi konuşurlar. Dilin amacı dinleme ve konuşma üzerinedir. Bu açıdan bakılınca aslında geleneksel eğitim yolu biraz komik ve garip gelmektedir.

Esasen tam öğrenmenin gerçekleşmesi için ana dili İngilizce olan öğretmenler tarafından eğitim verilmesi daha uygundur lakin devlet okullarında gördüğümüz eğitimin elbette ki bu “açığı” kapatması tam anlamıyla mümkün değildir. Fakat günümüzde diziler ve filmlerle ek öğrenmeler gerçekleştirebilir ve yurt dışına seyahat edebilir hale gelmiş bulunmaktayız. Artık birçok insanın İngilizce bildiği ve hatta başka dillere de yöneldiği görülmektedir. Elbette bizim babamız prens değil, ama yine de kendimizi geliştirmek adına birçok şeyi milyarlar dökmeden gerçekleştirebiliriz.

 

Bu çerçeve dâhilinde yapılması gereken ilk şey etrafımızı mümkün olduğunca çok İngilizce ile çevirmemizdir. Gramerimizin ve kelime bilgimizin yetersiz olduğundan yakınmayı bırakıp mümkün olduğunca fazla İngilizce dinlemeye ve konuşmaya başlamalıyız. Mesela İngilizce olarak film ve dizileri izleyebilir; müzik ve podcast dinleyebiliriz. Sonra, gerçekten bu hususta özgüven edinelim. Bir tercüman olarak sizlere şunu söyleyebilirim: “Ne toplantılar gördüm içlerinde düzgün İngilizce konuşan yoktu ama o toplantılar Türkiye’ye ön ayak oldu”. Lütfen artık “İngilizcem kötü” bahanesine sığınmayalım.

 

Kaynaklar:

Milliyet Gazetesi

Eğitim Vaktim Web Sitesi

E-Okul Bilgi Sitesi

Derin Öğrenme Web Sitesi

 

Bir Cevap Yazın