İdeolojilerin Çeviriye Yansıması

İdeolojilerin Çeviriye Yansıması

  İdeoloji Nedir?

Siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü. En basit tabirle bir ideoloji, düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünüdür.

  • İdeoloji kavramı, 1796’da Fransız filozof Destutt de Tracy (1754-1836) tarafından kullanılmıştır.
    Tracy bu kavramı, bilinçli düşünce ve fikirlerin kaynaklarını açığa çıkarmayı amaçlayan yeni bir “fikirler bilimini (idea – oloji) ifade etmek için geliştirmiştir.
    Kavramın gelişmesi Marks’ın yazılarıyla olmuştur.

 

  • İdeoloji;

1.Toplumsal yaşamdaki anlam, gösterge ve değerlerin üretim süreci (toplumsal harita),

2.Bir toplumsal grup veya sınıfa ait fikirler kümesi,

3.Bir egemen siyasi iktidarı meşrulaştırmaya yarayan fikirlerdir.

 İdeoloji Çeşitleri Nelerdir ?

 İdeolojiler din, milliyetçilik, liberalizm, sosyalizm gibi ana gruplar halinde sınıflandırılır.Bu ana gruplara dâhil olan çeşitli ideolojiler vardır.

  1. Din ana grubu altında Totemizm, Şamanizm gibi ilkel dinler, Paganizm ve Hinduizm gibi çok tanrılı dinler, Yahudilik ve İslamiyet gibi tek tanrılı dinler yer alır.
  2. Milliyetçilik ana grubu altında liberal milliyetçilik, faşist milliyetçilik, etnik-kültürel milliyetçilik gibi milliyetçilik türleri bulunur.
  3. Liberalizm ana grubu altındaysa klasik liberalizm, modern liberalizm, sosyal demokratik liberalizm, neo-liberalizm vb. vardır.
  • Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların belirli bir konuda ideoloji yürütmesi mümkündür. Fakat en sık rastlanan ideoloji türleri siyasi tabanlıdır.
  • Belirli bir milleti, ırkı, düşünceyi ya da coğrafi alanı kapsamak şartı ile başlayarak, kitlelere yayılan ideolojilere, siyasi ideoloji denmektedir. Ülkemizde en çok görülen siyasi ideolojiler: Milliyetçilik, Komünizm, Muhafazakarlık, Dincilik ve Liberalizmdir.
  • Siyasal ideoloji:
    Bir ülke, bir toplum, bir devlet, millet, siyasi bir parti, ulusal ya da uluslararası bir örgüt tarafından benimsenen, belirli siyasal amaçları ve hedefleri olan, bu amaç ve hedeflere ulaşmak için araçları, eylemleri, yolları ve yöntemleri de gösteren, ulusal ve uluslararası toplumsal, siyasal ve ekonomik olayları belirlediği amaç ve hedeflere göre yorumlayan inançlar ve düşünceler bütünüdür.
  • Günümüzde gündelik hayatın merkezine kadar girmeyi başaran siyasi ideolojiler, bu bakımdan bize belirli bir taraf hakkında minimum bilgi edinmeyi zorlu kılıyor.
  • Bu yüzden de siyasi ideolojiler hakkında temel ayrımları öğrenmek, hem genel kültürümüzü geliştirmek adına hem de siyasi olarak yaşanan değişimleri ve gelişimleri takip etmek adına oldukça önemli. En önemli siyasi ideolojiler şunlardır: Anarşizm, Komünizm, Muhafazakarlık, Çevrecilik, Feminizm, Liberalizm, Milliyetçilik, Dincilik, Sosyalizm ve Merkeziyetçiliktir.
  • Farklı  toplumlarda, aynı gruptan da olsa, birbirlerinden farklı birçok türde ideolojinin üretilmiş olmasının nedeni, insanların içerisinde bulundukları ve yaşadıkları toplumsal pratiklerin özgüllüğüdür.
  • Bu özgünlükler bir yana bırakıldığında, aynı cinsten ideolojilerin ortak temel özelliklere sahip olmaları, bu ideolojileri üreten insanların aynı tarihsel dönemde yaşamaları ya da aynı üretim tarzının çerçevesini çizdiği toplumsal ilişkileri paylaşmalarından kaynaklanır.

                                   

          İdeolojilerin Temel Nitelikleri Nelerdir ?

  • İdeolojiler:
    1. Genellikle bir “dünya görüşü” şeklinde, mevcut düzene ilişkin bir değerlendirme sunarlar.
    2. Bir “İyi Toplum” vizyonu çerçevesinde arzulanan bir gelecek modeli sağlarlar.
    3. Siyasi değişimin nasıl olabileceği veya nasıl olması gerektiği konusunda bir çerçeve çizerler.
  • İdeolojiler, iki temel siyasal ve toplumsal sistem gösterir.
    Birincisi ulaşılmaya çalışılan, savunulan, uğrunda savaşılması gereken ideal sistem; diğeri değiştirilmesi, devrilmesi gereken kötü ve düşman sistem.
  • Başarılı ideolojilerin koşulları:
    İdeolojilerin başarı kaydedebilmesi için bazı temellere dayanması gerekir. İdeolojiler başarılı olabilmek için şu koşullara taşımalıdır:

1. Çözüm yolu önerme
2. Basitlik
3. Moral (ahlaki) değerler
4. Seçkin (elit) grup (liderlik)
5. Bilimsel temel

  İdeolojilerin Kaynakları Nelerdir ?

İdeolojilerin doğuşunu hazırlayan çeşitli etmenler (faktörler) vardır. Bunların başlıcaları şöyle sıralanabilir:

1.Toplumsal ve ekonomik doyumsuzluk (tatminsizlik) ve bunlardan doğan olumsuz duygular.

2.Toplumsal katmanlaşmadan kaynaklanan sınırlı ve yanlı görüş ve değerlendirmeler.

3.Yerleşik ve umulan (beklenen) çıkarlar.

4.Toplumsal değişme karşısında duyulan tedirginlik ve yitiklik duygusu.

5.Geleneksel kümelerin varlıklarına bağlı ya da onlardan bağımsız olarak süregelen eski gelenekleri, çağ dışı inanç ve düşünce kalıpları.

                                                                               Çeviri Nedir ?

Çeviri, iki ayrı dil ve kültür arasında, başka bir söylemle uluslararası iletişimi sağlayan bir uzmanlık sahasıdır. Böyle bakıldığında çeviri kendi içerisinde uygulama alanlarına bölünen profesyonellik isteyen ayrı ve özerk bir meslek, zihinsel ve aynı zamanda entelektüel bir faaliyettir.

  • Dilbilimde çeviri, bir dildeki bir metnin başka bir dile aktarılması işlemini ve bu süreç sonucunda elde edilen ürünü anlatmak amacıyla kullanılır.
  • Çevrilecek metin ve dil, kaynak metin ya da kaynak dil, çeviri yapılacak metin ya da dil ise erek metin (hedef metin) ya da erek dil olarak adlandırılır. Çeviri, sözlü ya da yazılı olarak yapılabilir.
  • “Çeviri” sözcüğü Arapça kökenli bir Türkçe kelime olan “tercüme” sözcüğü ile eşanlamlıdır. Çeviri yapan kişi anlamında “çevirmen” sözcüğü kullanılmakta olup “yazılı çeviri” yapan kişi için “mütercim” kelimesi, “sözlü çeviri” yapan kişi için ise “tercüman” kelimesi kullanılır.

                                                                 

   Çeviri ve İdeoloji 

  • En kısıtlayıcı akademik ortamlar da dâhil her türlü dil kullanımı kullananın içinde yer aldığı toplum ve kültürün gerçekliğiyle biçimlenen dünya görüşünü yansıtır.
  • İdeolojik olmayan dil kullanımı olmadığı için bir iletiyi dilden dile aktarma işleminin de ideolojik olmayan bir örneği yoktur.
  • Çeviri edimi, ideolojiden ayrılamaz. Çevirmen, bir metni bir dilden ötekine taşırken kişisel, toplumsal, kültürel, düşünsel, bağlamsal ve belki de tüm bunları içeren ideolojik temellerden etkilenir.
  • Bu etkilenme hem bilinçli hem de bilinçsiz gerçekleşir ve sonucunda, yeni bir bağlama ve kültüre yerleştirilmiş bir erek metin ortaya çıkar.
  • Hiçbir metin oluşturma süreci, ideolojiden bağımsız düşünülemez fakat ideolojik nedenlerle erek metindeki bilinçli yapılmış anlam kaymaları, sözcük seçimleri, eklemeler, çıkarmalar, anlam daraltma ya da genişletmeler, sonuçlarıyla birlikte etik bir bağlamda da tartışılmalıdır.
  • Çeviri metinlerde ideolojinin izini sürme son yirmi otuz yıldır çeviri çalışmalarının önemli bir kolunu oluşturmuştur. Çok önemli çeviri kuramcıları, çalışmalarında ideolojinin bilişsel, toplumsal ve bağlamsal düzeyde çeviri sürecini ve çeviri metnini nasıl etkilediği üzerine düşünmüşlerdir. Manipülasyon (hareket verme, harekete geçirme, yönlendirme, etkileme), kaynak metni çarpıtma, yeniden yazma, yeniden bağlama oturtma, sözdizimsel farklılıkların izini sürme, gizleme, vurgulama, biçemsel tercihler, bilinçli/bilinçsiz anlam kaymaları gibi metinsel stratejiler çeviri ve ideoloji ilişkisi çerçevesinde birçok kuramsal çalışmanın temelini oluşturmuştur.

Çeviri Araştırmalarında İdeoloji 

  • Çeviribilimin 1980’lerin sonunda geçirdiği “kültürel” paradigma değişikliği, kültür ve yönetim politikalarının, toplumsal ve bireysel kimlik konum tartışmalarının, dünyada sömürgecilik sonrası dönemde-1940’ların sonundan başlayarak, öne çıkan her türlü ayrımcılığa karşı yaklaşımın ve bunların politik/dinsel/ırksal/dilsel/cinsel boyutlarının çeviri uygulamalarına ve tartışmalarına yansıması olarak değerlendirilir.
  • İdeoloji gerçekten her türlü insanlık durumu ile ilgiliyse her çeviri kararı bir güç kullanma ve güç aracı olma suçlaması ile mi karşı karşıya kalacaktır?
  • “Ekmek bulamıyorsa pasta yesinler” diyen Kraliçe Marie Antoinette “pasta” ile neyi kastetmiş, Türkçede “ekmek” ve “pasta” sözcükleri arasındaki anlam ayrımı kaynak ifadeyi nerelere taşımıştır? Türkçe çeviride iki ayrı ekmek türünden “ekmek” ve “pasta” gibi keskin bir ayrıma gidince sınıfsal farkı belirginleştiren ideolojik bir çeviri mi yapılmış oluyor?
  • Çevirinin ve çevirmen kararlarının ideolojik boyutunu, karar alırken doğrudan ya da dolaylı olarak elindeki maddi ya da sembolik gücü kullanma, dolayısıyla da karar alma etiğine bağlamak yanlı olmayacaktır.
  • O zaman, çeviribilim içinde “çeviri etiği” tartışmalarının ve araştırmalarının gelişmesi önemlidir.             

Çeviri Etiği Nedir?

  • Etik
    • Töre bilimi.
    • Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü.

    Çeviri Etiği 

    • Çevirmen ve işveren arasından uyması ve kaçınması gereken davranışlar.

 

  • Çeviri yapılırken en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri bağlılık kavramıdır. Ana metin ve hedef metin düşünüldüğünde hangi tarafa neye, kime sadık kalınmalı? İki metin arasında öncelikler çatışırsa ne olur? Birden fazla tarafa etik bir biçimde nasıl bağlı kalınabilir? gibi sorular ortaya çıkıyor.
  • Bağlılık kavramı, kime, neye bağlı/sadık kalınacağı, öncelikler çatışırsa ne olacağı, birden fazla tarafa nasıl etik bir biçimde bağlı kalınabileceğini tek bir yanıtı olmayan ve farklı kültürlerde farklı zamanlarda değişen boyutlarıyla incelenmelidir. Basil Hatim ve Ian Mason “Söylem ve Çevirmen” başlıklı çalışmalarında ideolojinin çeviri sürecindeki yerini şöyle anlatmaktadırlar: “Çeviriyi, merkezinde çevirmenin bulunduğu iletişimsel bir süreç olarak gören bakış açısında çevirmen her biri farklı bir gerçeklik, ideoloji ve söylencelere sahip kültürler arasında aracılık görevi üstlenir. Bu aracılığın iletişimsel boyutta, örneğin yazılı teknik çevirilerde, bir kültürün önermelerinin taşıdıkları etki ve iletişimsel işaretlerle aktarılması, göstergesel boyuttaysa, örneğin yazın alanında tiyatro oyunu çevirisinde toplumsal tutumların güçlendirilmesi, ideolojik satır aralarının aktarılmasından söz edilir.”

                                             

Çeviri Sürecinin İdeolojik Boyutu

  • Çeviri işleminin taşıyıcısı olan dil kullanımı, insanın bütün davranış ve işleri gibi ister istemez ideolojiktir.
  • Yinelersek, buradaki anlamıyla ideoloji, en keskin davranış ve düşünme kalıpları değil, yaşam karşısında takınılan genel tutumlar, geliştirilen tavırlar ve bunların dile yansıması kaçınılmaz olan halidir.
  • İster yazılı ister sözlü olsun çeviri sürecinin çevirmen ve çeviriyi kullananlar açısından ideolojik bir boyutu vardır.
  • Çevirmen seçimi de dahil olmak üzere bütünüyle süreci yönlendirenlerin ve çevirmenlerin kararlarına dayanır.
  • Çevirinin gereksinimi olduğu halde yapılmaması, gereken sonucu doğrudan etkileyebilir.
  • Türkiye’nin 2003 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’nın tasarruf kararı olarak Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’ndeki çeviri servisini kapatma, dolayısıyla toplantılarda çevirmen ve kabin bulundurmama kararı; Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na sırf bir cezaevi raporunu İngilizceye çevirip Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletleri bilgilendirdiği için Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava gibi örnekler ideolojik, politik çatışma, suçlama ve olumsuzluk içermektedir.
  • Bazen de çevirmenin dil sürçmesi, düzeltilmeyen bir yanlış, yetersiz ya da yorumlu çeviri hiçbir ideolojik kasıt olmasa da ideolojik olarak algılanıp politik krizlere yol açabilir.
  • Çevirinin bir savaşı kaybettirecek ve askeri bir sürecin sonucunu etkileyecek kadar önemli bir iletişim aracı olduğunu anlamakta geciken bir ekip ‘savaşın’ iletişime dayalı ideolojik amacını yerine getirememiş oluyordu.
  • Çevirinin ideolojik bir araç olarak kullanılmaya uygun yapısı, çeviri kararlarına ve çeviri metne çevirmen tarafından olduğu kadar çevirmeni ve çeviri sürecini yönlendiren baskın güç tarafından ideolojik yorum katılması, çevirinin bu dönemlerde çok sık kötüye kullanılmasına yol açar.
  • Ülkemizde politik gerilim dönemlerinde çevirinin de bir biçimde rol aldığı ilginç suçlama ve tutuklama örnekleri sergilenmiştir.Örneğin,1970’lerde askeri muhtıra döneminde aydınların karşı karşıya kaldıkları suçlamalarda “çeviri” önemli bir yer tutmaktaydı.
    • Arzu Erdoğan’ın Tempo dergisi için yazar Sabahattin Eyüboğlu’nun İsviçre asıllı eşi ile yaptığı söyleşi bunu örnekler niteliktedir.
  • Tutuklanma hikayeniz nasıl oldu ?“…Muhtıradan sonraydı. Azra (Erhat ) ile telefonda konuşuyoruz. Ben de eve çatal almam gerektiğini söylemiştim. Meğer telefonumu dinliyorlarmış. Benim çatal sözümü silah olarak çevirmişler…”
  • Çeviri sadece politik gerilim dönemlerinde değil, gündelik yaşamımızda da ideolojik amaçlarla kullanılabilir. Bir iş adamının Türkiye’de yapacağı bir yatırıma “hükümet desteği” anlamına gelen bir mektubu “ideolojik” bir şekilde , “politik çıkar sağlama” amacı güderek çevirmesi, çevirinin yukarıda bahsedilen bu özelliğine örnek oluşturmaktadır. ( Hürriyet 18.02.2007)Çeviribilim alanını yazılı ve sözlü çeviri biçiminde iki alt modüle ayıracak olursak, ideoloji kavramının sözlü çeviri alanına oranla yazılı çeviri alanında daha sıklıkla tartışılan ve ele alınan bir mesele olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak bu demek olmuyor ki, ideoloji ve bu kavramın yansımaları sözlü çeviri alanına girmemiş ve bu alanı etkilememiştir.

                                                         

                                                           Yazılı Çeviri Sürecinde İdeoloji

  • Her çeviri durumunda olduğu gibi yazılı çeviride de «ideolojik yaklaşımı» süreç öncesinden başlatmak yerindedir.
  • Genel olarak bir metnin çevrilmesine karar verilmesiyle başlayan süreçte çevirinin hangi koşullarda kimin tarafından yapılacağı başta olmak üzere alınan her karar sürecin kendi amacına uysa da başka bir bakış açısından «ideolojik» ya da «çıkar» amaçlı görünebilir.
  • Bir yazılı metnin çevirisinin değil de çevrilmesinin sorun olduğu aşağıdaki örnekte bir uzmanlık metninin kendisi değil, çevrilmiş olması yani çeviri sürecinin başlatılması «ideoloji» odaklı bir suç olarak görülmüş ve bu çeviriyi yaptırıp çeşitli amaçlarla kullanan kuruma dava açılmıştır.
    • «TİHV(Türkiye İnsan Haklı Vakfı)’ ye açılan garip davayı AB’de izliyor.
  • İngilizce rapor yaz mahkemede sürün.Vakfın suçları1.Cezaevi raporunu İngilizceye çevirip dağıtmak,2.AB kurumları BM (Birleşmiş Milletler ) ‘ye insan hakları konusunda bilgi vermek,3.TİHV Dokümantasyon Merkezi tarafından hazırlanan «Türkiye’de Cezaevleri Sorunu Özel Raporu’nun İngilizceye çevrilerek uluslar arası alanda yaygın dağıtımının yapılması.»(Adnan Keskin, Radikal, 09.03.2004)

 

 Sözlü Çeviri ve İdeoloji

  • Dil, kültür disiplinleri ve çeviribilim alanındaki akademisyenler büyük çoğunlukla ideoloji kavramını politik alanın da ötesine çekerek «yaşamlarımızı düzenleyen ve çevremizle olan ilişkiyi anlamamıza yardımcı olan düşünceler dizisi» biçiminde politik anlamda daha nötr bir tanım yapma eğilimindedir (Calzada-Perez 2003:5).
  • Bu genel ideoloji tanımına uygun düşecek biçimde sözlü çeviri alanına geçtiğimizde de karşımıza buna benzer bir ideoloji anlayışı çıkmaktadır.
  • «Sözlü Çeviri Çalışmaları sahasındaki pek çok kimse için ‘ideolojinin’ dar, politik, indirgeyici anlamı ‘ideolojinin yanlış, çarpıtılmış ya da herhangi bir biçimde yanlış yönlendirilmiş inanışlar dizgesi ’ne eşittir.» (Pöchhacker 2006).
  • Profesyonel sözlü çevirmenler kendilerini geleneksel olarak belirli ideolojilerin ‘ötesinde’ ya da başka bir deyişle ‘arasında’ ve belki de eşit uzaklıkta konumlandırdığı için ideoloji ile herhangi bir alakaları olmayacaktır.
  • Oysa Eleştirel Söylem Çözümlemesi yaklaşımına göre (Teun Van Dijk, Ruth Wodak) dil kullanımı bütünüyle ideolojiktir.
  • Bu noktadan hareketle, diğerlerinin dil kullanımını yansıtan ve temsil eden bir dilin kullanıcıları olarak sözlü çevirmenler de kendilerini ideolojiden soyutlayamamaktadır.

 

Uzmanlık Metinlerinin Çevirisi 

  • Uzmanlık alanlarında yazılı çeviri ya da sık kullanılan adı ile «teknik çeviri» düşünüldüğü gibi teknik terimlerle birebir aktarım yapılan basit bir süreç değildir.
  • Her çeviri sürecinde olduğu gibi teknik uzmanlık gerektiren alanlarda yapılan yazılı çevirilerde de sözcüklerin anlam alanlarında gizli doğal kültürel çağrışımlar nedeniyle çevirmen kültürel aktarım yapmak durumundadır.
  • Burada ideolojik yaklaşımı metnin kullanılacağı yere göre düzenlenmesi ve erek kitlenin kullanımının kolaylaştırılması olarak özetleyebiliriz.
  • Sözcük seçiminde politik, ideolojik kaygıların etkisi ile en teknik metinler bile çeviren ve yayınlayanların elinde «ideolojik» bir nitelik kazanabilir.
  • Örneğin İngilizce «to install» yükleminin mühendislik alanında «tesis etmek» gibi Arapça kökenli bir karşılıktan, «takmak» gibi Türkçe bir karşılığa ve uzmanlık alanının kendi iç dinamiklerine göre değişen kullanımları vardır.
  • Bir dile yeni uzmanlık alanlarının katılması yolu ile yeni teknik kavram ve terimlerin üretilmesi sürecinde farklı terim önerileri farklı yaklaşımları temsil eder.
  • Bu önerileri getiren kurum ve kişilerin düşüncelerini bilmek bir kavramın ve onunla ilişkili terimlerin öneri ve kullanım sürecine ışık tutabilir.
  • Aşağıdaki örnekte bir uzmanlık alanında dil kullanım ve terim üretimi süreçlerinin arka planını, dolayısı ile de, kararları etkileyen düşünce-ideoloji boyutunu izleyebiliriz:«Yeni Bir Kavram Yeni Bir Kelime Tartışmasıİnnovasyon mu, inovasyon mu, yenilikçi mi ?İnovasyon, innovasyon, yenilikçilik, yenişim. Aynı kavramı ifade etmek için pek çok kelime ortaya atılıyor. Peki, ama hangisini kullanacağız? Arka arkaya yayınlanan iki kitabı örnek alalım:
  •  Birisi, Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu’nun «İnovasyon» kitabı,

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Diğeri Prof. Dr. Arman Kırım’ın «İnnovasyon» kitabı.

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Bir başka örnek: 14 Şubat’ta İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenecek Avrupa Strateji Forumu’nun tanıtım bülteninde bu kavramdan «yenilikçilik» diye söz ediliyor. Yani bir dil anlaşmazlığı var…»

(Hürriyet İnsan Kaynakları Eki, 11.02.2007, s.32)

Sonuç olarak;

  • Hangi alanlarda çeviri yaparsak yapalım, hangi dilde çeviri yaparsak yapalım sahip olduğumuz ve içinde bulunduğumuz kültürden etkilenmemesi ve bunu o metine yansıtmamamız imkansızdır. Bu durumda doğal olarak çeviri ideolojiden ayrılamaz.
  • Bütün çevirilerin etkilendiği ideolojik bir boyut vardır.

 


Kaynakça:

Bir Cevap Yazın