Röportaj/ Online Oyunlardan İngilizce Öğrenen Adam: KEDİBEDRİ

Röportaj/ Online Oyunlardan İngilizce Öğrenen Adam: KEDİBEDRİ

Her birey öyle ya da böyle İngilizce öğrenecektir! Diye röportajımı sizlere takdim ediyorum. Bu sefer sanal ortamın efsanevi karakterlerinden SemaverTv’nin sahibi Kedibedri ile karşınızdayım. Kendisi internet üzerinde online oyun oynarken İngilizce öğrenmiş. Gelin kedinin sırrını birlikte çözelim.

  • Merhaba Kedi. Size mahlasınızla hitap etmemizi rica ettiniz, biz de kabul ettik. Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkürler. Randevu almak için bir hayli uğraştım ve nihayetinde görüşebildik, çok yoğunsunuz; online yayınlarınız ve röportajlarınızı oluyor farkındayım. İngilizceyi nasıl öğrendiğiniz konusunda konuşmak isteriz sizinle. 

Öncelikle bu nazik davetiniz için çok teşekkür ederim. Hem sosyal hayat hem de yayınlara yetişmeye çalışmaktan bazen uyku harici zamanım kalmıyor. ÇeviriBlog sitesini ben de Facebook üzerinde görmüştüm ilk kez. Haber başlıklarınızı okuyunca (Tercüme yanlışları yüzünden savaş durumuna gelmiş ülkelerle olan özellikle) siteniz baya hoşuma gitti. Ara ara açar metin yazarlarınızın hazırladıkları içeriklere göz atarım. Bu vesileyle de hepsine buradan tebriklerimi iletmek isterim.

Oynadığım oyunların Twitch üzerindeki SemaverTv adlı kanalımdan sunumlarımı yaparken, hala yeterince pazar olmadığımız için Türkçe içerik üretilmeyen ülkemizin oyun izleyicilerden/oyuncularından gelen “Oyun için İngilizce bilmek şart mı?” sorusunu çok duyuyorum. Ve hepsine kısa bir iki cümle ile kendi öğrenme şeklimi açıklıyorum. “In Game Education”. Çoğu kişiyi de bu konuda ikna ettim. Yararını gören ve dilini geliştiren insanların sayısı azımsanmayacak kadar çok çevremde.

  • Bilgisayar üzerine eğitim aldığınızı biliyoruz fakat İngilizceyle ilk ne zaman tanıştınız, eğitim hayatınızda bu dilin yeri neydi?

Tüm yaşıtlarım gibi ben de ilk defa ilkokulda tanıştım İngilizce ile. Tabii eğitim sistemimizin tarzı ve konu hakkındaki toplum olarak ilgisizliğimiz nedeniyle bu durum “tanışma” aşamasında kaldı diyebilirim ve tüm öğrenim hayatım boyunca “sınavdan geçecek kadar İngilizce” olarak bilinen miktar ile yetindim. Tekrar eden müfredatlar ve sadece “bilgi” içeren öğretim olmayan gramer derslerinden irrite etmem yüzünden hiçbir zaman bir yabancı ile iletişime geçecek “reel” bir İngilizcem olmadı. Bu nedenle de aslında hayatıma “Oyun İngilizcesi” tabiri girene kadar da yeri yoktu diyebilirim rahatlıkla.

  • İnternet ortamında online oyunlardan İngilizce öğrendiğinizi bilmeyen neredeyse yok. Ne zamandan beri online oyun oynuyorsunuz ve bu oyunlar hayatınızı nasıl etkiledi?

İlk bilgisayarım ’95 yılında evimize girdi. İnternet ile tanışmam ise 1999-2001 yıllarındaki Super Online paketleri ile oldu.  Tabi o zamanlar oyundan çok internet, sadece internetti :) Daha sonraki yıllarda yayılan internet kafeler özellikle de 2002-2004 yılları arasında internet, sadece internet olmaktan çıkıp “online oyun”  oldu benim için. Yine tam değildi tabii ki, LAN (Local Area Network) bazlı daha minimal bir internetti o zamanlar. Kafenin içindeki insanlarla aynı oyun platformundaydık sadece. Bu için uluslararası hale gelmesi benim için tam olarak 2004 yılında tanıştığım Knight Online isimli oyun ile oldu. Bu yıllarda günümün ciddi bir bölümünü (15-20 saate yakın) bilgisayar başında geçirdim. Klavye üzerinde uyuya kalmışlığım da çoktur bu yüzden. Haliyle okul hayatım bu işten hiç hoşlanmadı :)

Evlerde şimdiki ADSL mantığı çok yaygın olmadığı için sizin de hatırladığını Ekolay (Rahmetli Kemal Sunal oynardı reklamlarında) internet paketleri ile internete ev telefonun vasıtasıyla çevirmeli ağdan bağlanıyorduk. Kulakları çınlasın Babam da bu yüzden baya sağlam telefon faturaları gördü :D

  • Oyun oynarken İngilizce öğrenmeye ne şekilde başladığınız? Örneğin başta kelimeleri karakterlerin hareketleriyle mi kodladınız yoksa birkaç kelime geçmişiniz vardı da bunlardan mı yola çıktınız?

Aslında biraz da gurur yüzünden başladı bu İngilizce öğrenme süreci. 2008 yılından beri World of Warcraft (WoW) isimli oyunu oynamaktayım. Birçok milletten insanla çok büyük bir topluluk içerisine dâhil oldum. Bahsettiğim topluluk sadece Avrupa kıtası için 20 milyon aktif kullanıcı. Tüm kıta (US – EU – AS – China) toplulukları bir araya gelse çoğu Avrupa ülkesinden kalabalık oyuncu topluluğu olan bir oyun bu. Bu yapıya dâhil olduğum dönemde Türkiye’de şuan benim yaptığım gibi bu oyun için Türkçe içerik/rehber üreten kimse yoktu. Koca bir dünyanın içine bir iki arkadaşımla adım attık denebilir.

Benim gururuma dokunan ise, bu dönemde baya aktif ve sıkı oyun oynuyoruz. “Core” (bağımlı) oyuncularız yani. Oyun içindeki çok yeni gelmiş bir aktivite (Raid) için yaklaşık 20 kişi toplanmış haldeyiz. Oyun içindeki Chat’ten ortak dil İngilizce konuşuluyor ancak ben bilmediğim için sadece aradan kotardığım bir iki kelime ile grup liderinin benden yapmamı istediği şeyleri anlamaya çalışıyorum. Yetersiz olduğu için de 2-3 sefer benim yüzümden herkes ölüyor :) Normalde beceriksiz biri olmadığımı bildiğinden kaybetmek de istemiyor ama durum kötü. Lider Hollandalıydı, durum gereği bana ihtiyacı olduğundan benim dilimi sordu. Türkçe deyince gidip bana anlatmak istediği şeyi Google Translate ile Türkçe’ye çevirmiş (tabii ki Chicken Translate) ve bana yolladı. Yani bir Hollandalıya İng. – Türkçe tercüme yaptırdım :) İlk an dumur olup olaya gülsem de birinin kendini bana anlatmak için bu kadar uğraşması dokundu.

Bu olaydan sonra çekinmek ve konuşurken utanmak yerine çok daha agresif bir tarza geçip gramer yanlışlarına aldırmadan “Ben gitmek istiyor Sultan Ahmet” kıvamındaki turist edasıyla önüme gelenle konuşmaya ve ilginçtir “anlaşmaya” başladım. Bu durum bir süre sonra kendini toplamaya ve insanlardan gördüğüm kalıpları da kullanarak daha da gelişmeye başladı. En başta tamamen bozuk bir sokak ağzı ile konuşurken zamanla bu durum evrilerek daha az hatalı, grameri daha doğru ve sık kullanmaya doğru gitti.

  • Online oyunlarda her ülkeden katılımcının olduğunu biliyoruz. Peki, her katılımcı İngilizce biliyor mu, farklı dillerle de anlaştığınız oluyor mu?

Çok geniş bir yapı olmasına rağmen %90 İngilizce tabanlıdır iletişim. Ancak loncalar dâhilinde belli bir dil konuşuluyorsa uymanızı isterler. Durumunuzu açıklayıp sadece İngilizce bildiğinizi söylediğinizde kimse üstelemez. Kendi aralarında kendi dillerini konuşurken size dönüp İngilizce konuşurlar. Ancak bu süreçte gördüğüm bir şey var ki, konuşma ve telaffuz olarak anadili İngilizce olmayan en iyi İngilizce konuşan milletiz diyebilirim. Özellikle Fransız ve Hindistanlı biriyle İngilizce konuşmaktansa mors alfabesiyle anlaşmayı yeğlerim. Çok anlaşılmaz bir telaffuzları var. İrlandalıların (en karışık diye bilinmesine rağmen) İngilizcesi bu iki milletin İngilizcesi yanında çok rahat anlaşılıyor.

  • İngilizce ile başladınız evet fakat katılımcıların farklı ülkelerden olduğu düşünüldüğünde diğer dillerden de bir şeyler öğrenmiş olabilir misiniz? Bize bu şekilde öğrendiğiniz kelimelerden bahseder misiniz?

Burada biraz kaçak dövüşmek zorundayım :) Çünkü bu durum maalesef oyun içi gerginlik nedeniyle daha çok karşı tarafa onun dilinde küfür etmek için kullanıldığından çoğunlukla İngilizce dışındaki sinkaf içeren kelimeleri biliyorum. Özellikle Rusçada hatırı sayılır bir kelime haznesi, Rus oyuncuların vurdum duymazlığı nedeniyle öğreniliyor tüm oyuncu camiasında :D

  • Oyun dili diye de bir şey var derler, tercüme yapmaya kalktığımızda çevrilmemesi gereken bir takım kelimeler elbette mevcuttur. Bunlardan birkaçını bizle paylaşır mısınız?

En çok vaktimi geçirdiğim oyun üzerinden konuşmam gerek burada, WoW. İnanın oturup yazmaya kalksanız orta yollu bir sözlük çıkar. Çok ama çok fazla oyun içi terim mevcut. Hızlıca örnek vermek gerekirse; dungeon, raid, tank, heal, party, AFK, Bio, Main, L2P, iLvL vb uzar da uzar. Bu verdiğim örnekler karşınıza en çok çıkacak tarzdan şeyler.

Aralarında en orijinali “Bio: Tuvalate gitmem gerek” :)

  • Sizce herkes sizin gibi dil öğrenebilir mi? Oyunlara yeni başlayanlar için tavsiyelerde bulunabilir misiniz?

Kendim ve kurucusu olduğum SemaverTv bünyesindeki diğer yayıncı ve katılımcı arkadaşlarımın tümü inanın tamamen size anlattığım gibi, terim olarak alacaksak In Game Education tarzıyla yabancı dil öğrendi. Bu tarzın diller arası fark yaratacağını düşünmüyorum çünkü aynı, kilden bir obje yapmak gibi. Çamuru yoğurmaktan başlayarak, vitrinleri süsleyen biblonun geçirdiği evrim gibi bozuk/yıkık bir gramer ile başlayıp toplumun her kesimindeki insanla rahatlıkla iletişime kurabileceğiniz bir dile dönüşüyor konuşmanız. Bu yönetimin herhangi bir dil için farklılık göstereceğini de düşünmüyorum.

  • Dili konuşma yetisini başka ülkelere yapılan seyahatlerle pekiştirme hususunda bize söyleyeceğiniz bir şeyler var mı? Siz gezer misiniz? Yabancılarla yüz yüze iletişiminiz nasıldır?

2014 yılında 9 günlüğüne İspanya gezim oldu. Evet, insanlarla (zor olsa da) İngilizce anlaşıyorduk ancak bir İspanyol İngilizceyi kendi dili gibi konuşmaya başlayınca ucu tutulmaz bir hıza erişiyor :) Bu dönemde, o kısacık sürede bile 10-15 cümlelik bir repertuar oluşturdum denebilir. Öğrenmek istediğiniz bir dilin anadil olduğu ülkeyi ziyaret etmek bu yüzden dil öğrenmek isteyen kişilere inanılmaz fayda sağlayacaktır. Son olarak; Hablas inglés?

Teşekkürler Kedi!

Görseller: Kedibedri karakterlerine aittir.

Bir Cevap Yazın