Dünya Şiirinin Başyapıtı: La Divina Commedia

Dünya Şiirinin Başyapıtı: La Divina Commedia

1300 yılının paskalya haftasınının 7 Nisan Perşembe gecesi başlayan olaylarını -ona eşlik eden Latin şair Vergilius ve sonsuz aşkı Beatrice ile- inancını esas alarak sentezlediği hayal gücünün bir meyvesi olan  Cehennem, Araf ve Cennet’e yapmış olduğu uhrevi yolculuğunu;  simgebilim, şifre, gizem ve mistisizm ile buluşturmuş, hala kendinden söz ettiren destansı bir yapıt bırakmış İtalyan yazar ve politikacı Dante Alighieri… 

‘’Yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol yitmişti.

Ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!

Öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki;
ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim,
gördüğüm, başka şeyleri söyleyeceğim.’’

                                                   Cehennem I

 

Dante’den ve o meşhur eseri İlahi Komedya’dan bahsederken bile dilinizi o estetik etkinin içinde buluyorsunuz. Modern İtalyanca’nın temelini oluşturan ve 14 233’e ulaşan toplam dize sayısı ile, şiir tarihinin en uzun soluklu şiiri olma özelliğine sahip olan İlahi Komedya,  dünya edebiyat tarihinin en büyük yapıtlarından biri kabul edilir.

 

‘’Başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu,

başkasının merdiveninden çıkmanın

ne denli zor olduğunu göreceksin.’’

                                                         Cennet XVII

 

Homo Sapiens’ten Homo Deus’a insanlık varoluşunun özü –hakikat eşiği- sayısız esere konu olmuştur. Dante hakikat eşiğinin kapılarını Floransa’dan uzakta, sürgünde, güvenini  ve inancını yitirmiş bir buhran döneminde kaleme almıştır. Sıra dışı bir aşk, mitoloji, tarih ve kutsal metinlerle süslenen bir ağıt olma özelliği taşıyan tahlilleri kuvvetli bu eser,  yazıldığı dönemde dünya merkezli bir evrene inanılması gibi bazı yanlış teorilere sahip olsa da kesinlikle okunması gereken bir eserdir.

 

  ‘’Ey köle İtalya, acılar ülkesi,

Fırtınada kaptansız gemi,

Taşranın değil kerhanelerin ecesi!’’

                                             Araf VI

 

Giovanni Boccacio’nun daha sonra ‘ilahi’ adını verdiği  – Dante ilk etapta  Orta Çağ’da ‘’tragedya’nın’’ tam tersi olan ‘’sonu iyi biten hikayeler’’ anlamında kullanılan ‘’komedya’’ adını vermiştir- bu eserin başlangıç özelliğini taşıyan ve en çarpıcı olan kısmı şüphesiz  Cehennem’dir. Dante’nin sürgün edildiği dönemde İlahi Komedya’yı yazmasından mütevellit olsa gerek, Cehennem’inin dairelerinde siyasetçilere, bilim adamlarına, Papa’ya fazlasıyla yer vermiştir. Aşağıya indikçe daralan ve çekilen acıların dozunun arttığı dokuz katmanlı bir çukurdan oluşan  Cehennem’i  zihninizde daha iyi bir şekilde tasvir etmek için halen Vatikan Kütüphanesi’nde sergilenen Botticelli’nin Cehennem Haritası’na bakabilirsiniz.

 

Cehennemin nasıl bir yer olduğunu hiç birimiz bilmiyoruz, ama Cehennem’i çiz deselerdi herhalde hepimiz böyle bir şey çizerdik.”

 

Dante’nin düşsel gezisi bir hafta sürer, Araf yolculuğu boyunca ona eşlik eden Latin şair Vergilius Cennet’te yerini ömrü boyunca aşkla bağlı kaldığı ve sadece iki kez gördüğü sonsuz aşkı Beatrice’e bırakır. Dante, komşularının evindeki eğlencede ilk kez görüp tutkuyla bağlandığı Beatrice ile İkinci karşılaşmalarını Beatrice 18 yaşındayken yaşamıştır.  Bu aşk Dante’nin edebî yönünü etkilemiş hatta söylentilere göre Beatrice bir başyapıt olan İlahi Komedya’nın esin kaynağı olmuştur.

 

“Öyle inanıyorum ki sana, başka sözlerin değeri sönmüş kömür gibi, seninkilerin yanında.”

                                                             

Dan Brown Cehennem’inde Beatrice’in  daha sonra Dante Kilisesi diye anılan Chiesa di Santa Margherita dei Cerchi Kilisesi’ne gömüldüğü, mezarının başında hasır bir sepet olduğu, Dante gibi karşılıksız aşk acısı çekenlerin Dante’ye ya da Beatrice’e yazdıkları mektupları bu sepetin içine attıkları ve kilisenin bu nedenle karşılıksız aşk acısı çekenlerin tapınağı olarak da anıldığından bahsetmiştir.

 

    “Her ruh kendini yakan aleve sarılı iyice.” 

  

Dante’nin bu derin tutkusundan habersiz yaşamış Beatrice, 1288 yılında Floransalı bir şövalye ile evlenmiştir. Fakat bu evlilikten 2 yıl sonra Beatrice dünyaya gözlerini kapamıştır.

 

   “Ölmemiştim ama diri de değildim; bir nebze aklın varsa tasarla ne hale geldiğimi, yaşamla ölümden yoksun kalınca…”

 

Ve tabii ki bu önemli eserin çevirisi anlaşılması açısından fazlasıyla önem arz etmektedir. Ve burada iş nitelikli ve işlevsel çevirilerle eşdeğerlik anlamında eserin öz varlığını bozmadan çevirmeyi amaçlayan çevirmenlerimize düşmektedir.  1300’lü yıllarda ortaya konulmuş bir eser olmasına binaen edebi  çeviri zorluğunu da tahayyül ettiğimizde bu önem açıkça gözler önüne seriliyor. Her dilin kendine ait nüans, vurgu, dinamik ve kelime haznesi olduğu için eseri birebir çevirmek mümkün değildir ve çevirmenler kitabın başında gerekli gördükleri durumlarda açıklamalar yazarlar. İlahi Komedya’yı çevirirken Feridun Timur  50, Nurseren Bedirgil Yurtman 13, Rekin Teksoy  20 sayfa önsöz kullanmışlardır. Böyle bir eserin çevirisini ortaya koyan tüm çevirmenlere saygımı sunarak bir gün İtalyancasını okumayı dilediğim İlahi Komedya’nın  en başarılı bulduğum çevirisinin şiirselliği ve dipnotları ile Rekin Teksoy’a ait olduğunu belirtmek isterim.

 

‘’Dante ile Shakespeare dünyayı aralarında paylaşır; bu iki ada eklenebilecek üçüncü bir ad yoktur. ‘’

                                                                                                                                          -Thomas Stearns Eliot  


Kaynakça:

Görseller:

  • Google
  • Pinterest

Bir Cevap Yazın