Yaşar Nabi’nin Çeviriye Dair Görüşleri 

Yaşar Nabi’nin Çeviriye Dair Görüşleri 

Yaşar Nabi’nin Çeviriye Dair Görüşleri:

İnsanlar için bir dilden anladığını öteki dilde anlatmanın kolay olduğunu ifade eden görüşlerin bulunduğunu zikreder. “Dilleri, bünyeleri, sentaksları, kelime karşılıkları itibariyle tıpatıp olsaydı bu zan, bir dereceye kadar hakikate uyardı.” der. Gerçekte ise böyle değildir. Bir sanat eseri sadece muayyen bir şeyin, bir hikâyenin, bir hissin anlatılmasından ibaret sayılmamalıdır. Belki ondan daha ziyade edebî eserde anlatış tarzı değerlidir ki biz buna üslup adını veriyoruz. Çeviride sadakat önemli bir özelliktir. Ancak bu, sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Batı’da çeviri sorunu etrafında pek çok münakaşalar olmuştur. Üstelik Batı dilleri birbirine yakındır. Cümle kuruluşları birbirine yakın dillerde metne azami bir sadakat mümkündür. Oysa Yaşar Nabi’ye göre Batı dillerinden Türkçeye yapılan çevirilerde bu imkan iyice daralmaktadır. Çevirdiğimiz eserin aslına ve üslubuna sadık kalmak mecburiyeti vardır. Fakat bu hususta biraz ileriye gidildi mi harfiyen çevirmek endişesi, aslında son derece güzel ve seils olan metni tercümede şivesizliklere, sentaks bozukluklarına ve üslupsuzluklara sürükleyebilir.Çeviride nüanslara önem vermek gerekir. Nüanslara önem verilmemiş yani alabildiğine serbest yapılmış bir çeviri, bize eserin sadece gölgesini verebilir. Çevirmen mümkün olduğunca ifrattan kaçınmalıdır. Yaşar Nabi, sadakatın sınırının iyi çizilmesinden yanadır.

Kısa bir yorumlama…

 


Konuk Yazar Hakkında

Emre KARATAŞ, Trakya Üniversitesi

“Merhabalar Değerli Okuyucularım,

Ben Trakya Üniversitesi’nden Emre Karataş, 8 yıla yakın bir üniversite hayatında doludizgin geçen bir yaşama sahibim. Kendimden sizlere çok bahsetmek isterdim lakin, sizleri sıkmak istemiyorum çünkü yazacaklarım sizlere daha yaratıcı gelebilir. Dilin bireylerde küçük yaşta eğitilmeye başlaması demek, ileriye dönük büyük bir yatırımdır ve aynı zamanda bireylerde dil öğrenilme yetisini artırır. Her birey doğuştan dil öğrenme yetisine sahiptir ancak bu dili iyi kullanabilir anlamına gelmez. Bugün anadilimiz Türkçe olan ülkemizde hâlen dili iyi kullanamayan bireyler barınmaktadır. Bunun çözümü tabii ki de eğitimdir. Ülkedeki eğitim standartlarında yapılandırmaya ve iyileştirilmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Değerli Yazarımız, Buket Uzuner’in kullandığı bir ifade vardı: ”Hayatta en büyük mucize, küçükken iyi bir öğretmene rastlamaktır.” Benim bu konuda pek şansım olmadı ama o şans, bana 2011 yılında Uludağ Üniversite’si yıllarında Almanca öğrenirken geldi. Sizlere şunu diyebilirim ki: “Dil, hayatımızda olmazsa olmazlarımızdandır.”

Sevgilerimle.”

 


Kaynak| Öne Çıkan Görsel | DW

Bir cevap yazın