Sunday, June 16, 2019
ÇEVİRİ VE ÇEVİRMENLERİN DÜNYASINDAN KISA KISA


Der Deutsche Sprachverein (Alman Dil Kurumu)

Elbetteki ulusların var olması için ulus olmanın yanında öncelikle kendi dillerine ve kültürlerine sahip olmaları gerekir. Ulusun kendine ait dilinin olması onun ayakta kalabilmesine ve köklü bir devlet olabilmesine olanak sağlar. Dili her ne kadar yakın ve temizse ülke o kadar sağlam yere basar ve gelecek kaygısı edinmez. Alman devleti de dili ve kendi geleceği için kaygılanmış ve dilinin korunması üzerine bir takım çalışmalar yürütmüştür. Aşağıdaki bilgiler Alman dil tarihince meydana gelmiş bir takım gelişmeleri ve Alman Dil Kurumu hakkında bir takım bilgiler içermektedir.

Yazar: E. Derya YAMANER , Kategori: Almanca Çeviri Dil Araştırma Yazıları Diller ve Tarihçeleri Genç Çevirmenlere Destek , Tarih: 02 Ocak 2019 Etiketler: , , , ,

Elbette ulusların ayakta kalmaları adına ulus olmanın yanında öncelikle kendilerine has bir dile ve kültüre sahip olmaları gerekir. Bir ulusun kendine ait dilinin olması onun ayakta kalabilmesine ve köklü bir devlet olabilmesine olanak sağlar. Dil her ne kadar arınık ve geniş ise ülke o kadar sağlam yere basar ve gelecek kaygısı gütmez. Alman devleti de kendi dili ve geleceği için kaygılanmış ve dilinin korunması adına bir takım çalışmalar yürütmüştür. Aşağıdaki bilgiler Alman dil tarihince meydana gelmiş bazı gelişmeleri ve Alman Dil Kurumu hakkında bir takım bilgiler içermektedir. 

Dil devrimi denince, genel olarak, geniş ölçüde yabancı dillerin etkisi altında kalmış olan bir dilin bu etkiden kurtulması, yabancı öğelerden arınması akla gelir. Dil devriminin en önemli amacı bu olmakla beraber, dili özleştirme hareketleri yanında, dilin, siyasî ve millî şuur birliğinin kuruluşu bakımından da bütün milletin ortak malı olmasını, soyut somut bütün kavramları anlatabilecek ince ve hassas bir âlet haline gelmesini sağlamak,ana kurallarını tespit ederek ona yapısını kazandırmak ve onu güzelleştirmek, nihayet tarihî değer ve zenginliğini meydana çıkarmak gibi hususlarda vardır. Dil devriminde çoğu kere bu ana hareketlerin birkaçı veya hepsi bir arada, yani birbirine paralel olarak yürür. Şu halde dil devrimini, yalnız “Sprachreinigung — pürizm (özleştirme)” şeklinde değil de, daha çok” Sprachneuerung — dili yenileştirme” veya “‘ Sprachpflege — dil bakımı” olarak kabul etmek gerekir.


Alman Dil Devriminin Ana İlkeleri – Prof. Yaşar ÖNEN

Yüzyıllar boyunca süregelen Almancayı mükemmelleştirme, onu ortak bir yazı dili haline getirme teşebbüs ve gayretleri arasında LuTHER’in eşsiz şahsiyeti yükselir. LUTHER, derin bir inanç ve sonsuz bir enerji ile Ortaçağ kilisesinin ve hümanizmin dili Lâtincenin hâkimiyetini kırmış, Almancanın kendi benliğine kavuşması, ilerde önemli bir kültür ve edebiyat dili halinde gelişmesi imkânlarını hazırlamıştır. LUTHER, İncil tercümesi ile Alman mânevi hayatını yeniden yoğurmuştur. Kısa bir zamanda Alman milletinin ortak dili haline gelen İncil dili, protestan kilise hayatında da en yüksek yeri almıştır. LUTHER, “Kursachsen kançlarya dilini” tercümesine esas olarak almış, diğer lehçelerden ve özel dillerden de faydalanmış, fakat hiç şüphesiz şahsi kudret ve dehası sayesinde Alman yazı diline ilk şeklini vermiştir. LUTHER bir kamu dili meydana getirmekle, aynı zamanda Almancanın ilerde edebiyat ve sanatın dili olması şartlarını da hazırlamıştır. MARTIN LUTHER bu büyük başarısını, halka yaklaşması, halkın diline kulak vermesi(kendi deyişi ile:,, .. .Man muss die Mutter im Hause, die Kinder aufden Gassen, den gemeinen Mann auf dem Markt drumb fragen und denselbigen auf das Maulsehen, wie sie reden und danach dolmetschen. = Evdeki anneden, sokaktaki çocuklardan, pazar yerindeki her hangi bir satıcıdan bu kelimenin ne demek olduğunu sormalı ve onlar nasıl konuşuyor, nasıl söylüyorlarsa, öyle çevirmeli”  demesi yanında, özellikle Almancaya dinî bir kutsallık mal etmesine borçludur.


Alman Dil Devriminin Ana İlkeleri – Prof. Yaşar ÖNEN

Alman dilini yabancı kelimelerden arındırma çabaları özellikle 1870 Fransa savaşıyla yeni bir boyut kazanmıştır. Toplumun hemen hemen her kesiminde yabancı kelimelere karşı büyük tepkiler uyanmıştır. Alman dil özleştirmecileri, bu alanda ulusal bir bilinç oluşturmak amacıyla 1876’da ilk kez Alman dilini kesin kurallara bağlama amaçlı olarak verilen bir konferansta bir araya gelmişlerdir. Friedrich Kluge’nin Alman dilinin etimolojik sözlüğü (1883) ve Grimm kardeşlerin büyük Alman sözlüğü (1854) çalışmaları da aynı dönem içerisinde ortaya çıkmıştır. Bütün bu çalışmalar, bir sanat tarihçisi olan Hermann Riegel’in dil özleştirmesi konusunda Alman halkına yaptığı çağrıyla; bir dil kurumunun oluşmasındaki en büyük adım olmuştur ve 1885 yılında Alman Dil Kurumu kurulmuştur.


Bu kurumun amaçları; Alman dilinin gerçek ruhuna saygı ve özen göstermek; anadilin saflığı, doğruluğu, açıklığı ve güzelliği konusundaki anlayışı uyandırmak ve dili yabancı kelimelerden arındırarak ulusal bir bilinç oluşturmaktır.
Bu amaçlar doğrultusunda 1 Nisan 1886’da kurumun yayın organı Umumi Alman Dil Kurumu Dergisi, kurumun da başkanı olan H.Riegel tarafından yayınlanmıştır. Bu dergi oluşturulurken dilbilimsel kuramlardan ve terimlerden uzaklaşarak, halka yönelik bir içerik hazırlanmıştır.
Alman Dil Kurumu kuruluşunun 25. yılında içlerinde Romanya, Belçika, İsviçre ve ABD gibi dış ülkelerinde bulunduğu 324 şubeye ve otuz bini aşkın üyeye sahip olmuştur. Kurum en çok resmi makamlar ve eğitim alanında başarı göstermiştir. Fakat akademik çevrede ve yazarlar arasında fikir ayrılıkları vardır. “Preußische Jahrbücher” (Prusya Yıllıkları) içlerinde Theodor Fontane, Heyse, Erich Schmidt ve Delbrück gibi dilbilimci ve yazarların da olduğu karşı hareketin en önemli aracı olmuştur. Düşünürlerin bu dergide yayınladıkları bildiriye göre yabancı kelimelere karşı savaş açılmaması ve bunun bir ulusal dava haline getirilmemesi üzerinde durulmuştur. Ama her şeye rağmen kurum gelişmesini sürdürmeyi başarmıştır.

Kurumun diğer faaliyetleri arasında bilimsel makaleler, Almancalaştırma Kitapları (Almanca Yemek Listesi, Ticari Terimler, spor, basın, resmi dil sözlükleri v.b), resmi kurumlara ve derneklere bildiriler, gazetelerde “Dil Köşesi” adı altında yazılar ve Almanya’nın çeşitli şehirlerinde yapılan toplantılar yer almaktadır.


1.Dünya Savaşı dönemine girildiğinde Almanya’daki dil özleştirmesi çalışmaları farklı bir anlayışa dönüşerek, ulusal bir dava haline gelmiştir. Bu dönemde öne çıkan yazarların en başında Eduard Engel gelmektedir. Ona göre Almanya’da artık Almanca konuşulmamakta ve dil yavaş yavaş yok olmaktadır. Alman dili farklı dillerden oluşan bir ‘karma dil’ halini almıştır. (Entwelschung, Verdeutschungsbuch für Amt, Schule, Haus und Leben, 1918) Engel’e göre yabancı kelime kullanmak bir vatan hainliğidir.
1933’te Hitler’in iktidara gelmesini destekleyen Alman Dil Kurumu; “Almanya uyan!”, “Alman Halkına Uyarı” başlıkları altında bildiriler yayınlayarak Nasyonal Sosyalist’leri destekler. Aynı yıl kurum Nazilerin yönetimine girmiştir ve derginin başlığı “Muttersprache, Zeitschrift des Deustchen Sprachvereins mit den Berichten des Deutschen Sprachpflegeamts” (Alman Dil Kurumu’nun Dergisi, Alman Dil Bakımı Dairesinden Haberlerle) olarak değiştirilmiştir. Bununla beraber formatı değişen kurum, 1943 yılından savaş sonuna kadar yaşamıştır.

Kaynakça:

Alman Dil Devriminin Ana İlkeleri – Prof. Yaşar ÖNEN 

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/990/12082.pdf

http://www.almancax.com/alman-dil-kurumlari

http://sprachpflege.info/index.php/Allgemeiner_Deutscher_Sprachverein

Fotoğraf:
vds-ev.de/pressemitteilungen/infobrief

Pin It on Pinterest

Share This