Pazar sabahları “kendini temize çekme” günü.
Dünyevi telaşlar henüz uykudayken, bir kitabın bölümleri gibi herbiri başka bir hikaye olan, esip kavuran ama orada kalan diğer dillere kendimizi kapatıp en masum, en derinden, en ince sızımız Türkçe’ye dönüş.
 
Eski şarkılarla yaraları kanatmak, bağıra bağıra ama çok sessizce onlara eşlik etmek, eski şiirleri yeniden okumak, hercai gençliğin pervasız gülüşüne tutunma günü.
 
Evde pencere kenarından ıslak arnavut kaldırımlarında şemsiyesiz koşan halinize el sallamayı unutmayın.
 
En azından pazar sabahları, tüm çevirmenlerin kendi kelimeleriyle konuşma günü olsun…