Trier’li Yiddiş Profesörü Simon Neuberg bu dili “Vatansız Dil” olarak tasvir eder. Bunun sebebini, Aşkenazi Yahudilerinin Yahudi-Roma savaşları sonucu Avrupa’ya sürgün edilmesiyle başlayan vatansızlıklarının dillerine yansıması olarak açıklayabiliriz.

İbrani yazı sistemiyle yazılan bu dil, kemikli bir dil olarak tabir edebileceğimiz Almanca ile büyük benzerlik göstermektedir ve Almanca bilen çoğu kişi bu dili yüzde 60-70 oranında rahatça anlayabilir. Hint Avrupa dillerinin Cermen kolunun Batı Almanca grubuna mensup olan bu dil, Doğu ve Batı olmak üzere iki alt dala ayrılır. Bugün Yiddiş denildiğinde aslında Doğu lehçesi akla gelmektedir ve yaklaşık 3 milyon kişinin ana dilini oluşturmaktadır. Doğu lehçesi Slav dillerinden etkilenmiş olsa da özgünlüğünü hala korumuştur. Çünkü Rusya ile Ukrayna’da bu dili yaşatan Haredi ve onların bir alt kolu olup sosyal inzivaları ile dikkat çeken ultra-Ortodoks Hasedi Yahudiler, yüzlerce yıllık sürgünlere rağmen dillerinin orijinalliğini korumayı başarabilmişlerdir.

Yahudi sürgünleri sonucu oluşan tek kırma dil Yiddiş değildir, aynı zamanda İspanya’ya sürülen Sefarad kökenli Yahudiler de “Ladino” denilen Yahudi İspanyolcası adlı dili konuşmaktadırlar. Ayrıca Romanyot olarak da bilinen Yunan Yahudiler de Yahudi Yunancası olan “Yevanik” dilini konuşmaktadırlar. Bu her iki dil örneği de İbrani alfabesiyle yazılsa da ilgili dillerle karışarak yeni bir dil oluşturmuşlardır. Aynı zamanda bu durum bizlere Yahudi diasporasının Avrupa’nın çoğu ülkesine yayıldığını göstermektedir.

Dili Yaşatma Çabaları

Yiddiş müzik, edebiyat, sinema ve tiyatro başta olmak üzere pek çok alanda hayatta tutulmaya çalışıldı.

Gülsüm Güller’in bipolar müzik olarak betimlediği 15. yüzyılda dini temalar içermeyen ilk yahudi müzik türü olarak ortaya çıkan Klezmer, hüzün ile güldürüyü aynı anda seyirciye yaşatmaktadır. Ayrıca Güller’in aktardığı bir diğer bilgi de “Ne yazık ki tarih boyunca hep kaçmak ya da göç etmek zorunda kalan Yahudilerin müzik aletleri arasında keman ve klarnet olmasının tesadüf olmamasıydı çünkü bunları taşımak hem kolaydı hem de nereye giderlerse götürebiliyorlardı. Öte yandan keman ve klarnet, geniş oktav aralıkları ile sevinci ve üzüntüyü yeterince iyi karşılıyordu.”

Neuberg, İkinci Dünya Savaşı Sırasındaki Yiddiş ile ilgili olarak “Onlar bir Yahudi olarak tanınmanın ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu yaşadılar.” örneğini vererek aynı zamanda Nazi döneminde ırksal bir soykırımın yanında dil soykırımının gerçekleştirildiğine de göndermede bulunuyor. Bu sebeple insanlığın yüz karalarından biri olarak kabul edilen Holocaust sonrasında bu dili konuşan 7 milyona yakın insanın hayatını kaybetmesinin ardından yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Yiddiş, üniversitelerdeki Yiddish kursları ve daha nice etkinliklerle yaşatılmaya çalışıldı ve bu çabalar karşılıksız kalmayarak meyvelerini verdi.

14 Temmuz 1904 Polonya doğumlu ve 1978 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Isaac Bashevis Singer, bu ödülü Yiddiş dilinde yazdığı eserlerle kazanarak dilin yaşatılması ve özendirilmesi için büyük bir adım atmış oldu. Onun bu başarısından sonra eserleri çeşitli dillere çevrilerek dilde farkındalık oluşturulmuştur. Yiddiş konuşan Aşkenaz Yahudilerini ve onların dilsel acılarının yanında kültürel-dini gelenekleri de eserlerine yansıtmıştır. En çok bilinen eseri 46 öyküden oluşan ve Türkçemize de çevrilmiş olan “Toplu Öyküler”dir.

Netflix’in 26 Mart 2020’de piyasaya çıkardığı “Unorthodox” adlı dizi ile 21. Yüzyıl insanı da Yiddiş ile tanışmıştır. Ayrıca yine Netflix tarafından çıkarılan “Freud” dizisindeki bir sahnede de Freud ailesi ile Yiddiş dilinde dini bir ritüel gerçekleştirerek bu dilde bir farkındalık oluşturulmaya çalışılmıştır.

Tartışmalar

İsrailli bir araştırmacı, yeni DNA analiz teknolojisi sayesinde Aşkenaz Yahudilerinin tarihi lisanı Yiddiş’in merkezinin Türkiye’nin kuzeydoğusu olabileceğinin ihtimalini öne sürerek bir tartışma başlattı. Araştırmacılar bu lisanın 9. Yüzyılda İran ve Slav ülkelerinden gelerek İpek Yolu üzerinde ticaret yapan Yahudiler tarafından yaratıldığını tahmin etmekte olsalar da bu iddia henüz kanıtlanabilmiş değil. Fakat Sheffield Üniversitesinden Dr. Eran Elhaik: “Türkiye’nin kuzeydoğusu, böyle isimler taşıyan yörelerin bulunduğu tek yer. Bu da Yiddiş’in Asya’dan Avrupa’ya değerli mallar taşıyan ve bu tekeli ellerinde bulundurmaya çalışan Yahudi tüccarlar tarafından ilk milenyumda oluşturulmuş bir lisan olduğu tezini güçlendiriyor.  Ticareti kendi himayeleri altına almak amacıyla Yiddiş’i icat ettiler. Bu gizli dil Yahudiler dışında kimsenin anlamadığı bir lisandı.” şeklinde bir açıklama yaparak iddiayı destekliyor.

Almanca-Yiddiş Dillerinden Karşılaştırmalı Örnekler

schreiben- schrajbn (yazmak)

schlafen- schlofn (uyumak)

sich interessieren-intereßirn sich (ilgili olmak)

machen-machn (yapmak)

haben- hobn (sahip olmak)

Alman dilindeki Yiddiş kökenli kelimeler:

Musa’nın Birinci Kitabı Yaratılış (Genesis)’tan bir cümle örneği ile yazımızı bitirelim.

“Un got hot gerufn dos likht tog, un di fintsternish hot er gerufn nakht.” (Yiddiş)

“und Gott nannte das Licht Tag und die Finsternis nannte er Nacht.” (Almanca)

“Ve Tanrı ışığa gündüz, karanlığa gece adını verdi.”

Tags:

Bir cevap yazın