”Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki.” Edip Cansever

“Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.” Turgut Uyar

“Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin.” Cemal Süreya

Üç büyük şairin ölümsüz aşkı ve adına sayısız şiirler yazılan Türk edebiyatımızın en naif aşk kadınıdır kendileri, Sevgili Tomris Uyar…

Yazar ve çevirmen kimlikleriyle tanınan Tomris Uyar, 15 Mart 1941’de İstanbul’da doğdu. Kendisi, hukukçu Celile Hanım ve yazar Ali Fuad Gedik’in kızıdır. İlkokulu, Taksim’de bulunan Yeni Kolejde; ortaokulu ise “English High School’da”, liseyi Arnavutköy’de bulunan Amerikan Kız Kolejinde, yüksek öğrenimi de “İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsünde” 1963 yılında tamamladı.

Tomris Uyar, önce İngilizceden yaptığı çevirilerle tanınmaya başlandı, ilk çevirisi “Şekerden Bebek” (Tagore) 1962’de Varlık dergisinde yayımlandı. İlk hikâyesi “Kristin”, Türk Dili (Mart 1965) dergisinde çıktı. Daha sonraki hikâye, deneme ve eleştirilerini; Papirüs, Yeni Dergi, Soyut, Bilim ve Sanat, Yeni Edebiyat, Varlık, Dost, Yeni Düşün, Gösteri, Gergedan, Argos, Adam Öykü gibi dergilerde yayımladı. Ülkü Tamer ile birlikte Cemal Süreya’nın çıkardığı Papirüs dergisinin yayın işlerinde görev aldı ve 1966’dan sonra burada yayımladığı ürünleriyle adını duyurdu. 1970’ten sonra gelişen “Yeni Türk Öykücülüğünün” önde gelen isimleri arasında yer aldı. Şiirsel bir dille izlenimler, anılar, ayrıntılar, betimlemeler, çağrışımlar, imgeler ve iç konuşmalara dayalı bir öykü dünyası kurdu. İlk öykülerini genellikle evlilik ve aile konuları çevresinde işledi. Boğaziçi Üniversitesinde karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. PEN Yazarlar Derneği üyesi de olan Tomris Uyar, 1969’da Turgut Uyar ile evlendi. 
Değerli yazarımızı, Yeni Türk Öykücülerinin önde gelen isimlerinden biri olan Uyar’ı 4 Temmuz 2003’te kaybettik… Yazımızın devamında kendisinin biraz da edebi kişiliğinden söz etmek isteriz, buyurun bir de o köşemize bakalım;

Edebi Kişiliği Hakkında

  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nın 1970’ten sonra gelişen Türk öykücülüğünün önemli isimlerinden olan Uyar öykülerinde çağrışım, imge, iç konuşma, betimleme ve ayrıntılar gibi önemli unsurlarla ön plana çıkmıştır. Bu unsurları “samimilik, yoğunluk ve gerçekçilik” öğeleriyle birleştiren Değerli Yazarımız modern dünya edebiyatından yaptığı çevirilerle de Türk edebiyatına katkıda bulunmuştur. Özellikle İngilizce, Almanca, Fransızca, Lehçe ve Rusçaya çevrilen çeşitli öyküleri antolojilerde yer almaktadır. 60’dan fazla çevirisi olan ve bir derleme şeklinde sunulan Uyar’ın günlükleri “Gündökümü” genel başlığı altında yayımlanmıştır. Aynı zamanda Uyar birçok ödüle de layık görülmüştür; “Yürekte Bukağı” ve “Yaza Yolculuk” eserleri farklı yıllarda Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmıştır. Uyar’ın “Sarmaşık Gülleri” adlı öyküsü S. Önal tarafından televizyona uyarlanmıştır.

Eserleri


Öykü

Dizboyu Papatyalar

İpek ve Bakır

Yürekte Bukağı

Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi

Yaza Yolculuk

Gezegen Kızlar

Sekizinci Günah

Metal Yorgunluğu

Rus Ruleti/Dön Geri Bak


Günlük

Yazılı Günler

Gündökümü

Sesler, Yüzler, Sokaklar

Böyle anlarda hep olur. Yerinde kullanılan bir sözcük, rastgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı! Ne diyor radyodaki ses: Teamo Te. Ne demek olabilir Teamo Te? “Seni seviyorum, seni, seni, seni” gibi bir şey. Hiç usanmadan, hep yineleyerek. Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz’in ortak dili bu. Dizboyu papatyalar anlamına da gelebilir, “Daha yığınla çocuk var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak” anlamına da. “Seni seviyorum, hadi hoşçakal, bir gün o kıyı kahvesinde yanına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın geliyor” anlamına da…

Yürekte Bukağı – 1979
Tomris Uyar
Tags:

Bir cevap yazın