Bugün Etimolojik Çarşamba serimizde uykusuz gecelerimizin mimarı, bazen elimizi kolumuzu bağlayan, bazen de bizi zamana karşı yarıştıran o kelimeyle karşınızdayız: Deadline. Kelimenin kökenini incelediğimizde bugün yaygın olarak kullandığımız anlamından çok daha farklı anlamlara geldiğini ve zaman içerisinde farklı kullanımlara evrildiğini gördük.

Eskiden deadline’ı geçtiği için öldürülen insanlar olduğunu biliyor muydunuz? 1860’lı yıllarda Amerikan İç Savaşı sırasında mahkumların tutsak edildiği bölgeler korkuluklarla çevrelenirmiş. Mahkumlar bu korkulukların ötesine geçemez, geçtikleri takdirde vurularak cezalandırılırlarmış. İşte ölüm kalım meselesi olan bu sınıra deadline denmiş.

Deadline kelimesinin tarihte bir başka kullanımını görmek için 20. yüzyılın başlarına bakalım. Matbaacılık alanında yaygın olan bu kelime, baskı sürecinde çizgilerin dışına çıkılmaması gerektiği, çıkılırsa baskının gerçekleşemeyeceği anlamına gelirmiş. Hataların önlenmesi için hatırlatma niteliği taşıyan bu kelimeyle, metnin düzgün bir şekilde basılmasını sağlamak için belirlenen sınırın/çizginin yani deadline’ın geçilmemesi gerektiği anlatılırmış.

Bugün deadline kelimesini bir projenin, sunumun, görevin yani yapılması gereken işin son teslim tarihi anlamında kullanırız. “Yarın yaparım.” dedikten sonra yarının maalesef bir süre sonra bugün olması, bizi strese sokup geceleri kâbuslar görmemize neden olsa da işlerimizi teslim tarihinden önce bitirebildiğimiz zaman hissettiğimiz rahatlama duygusu hepimize bir sonraki deadline’a kadar nefes aldırsa gerek.

Tags: