Çevirmen ve Çevirmenlik – Turan Parlak

Çevirmen ve Çevirmenlik – Turan Parlak

Çevirmenlik; insan denilen varlığın kaotik ruh yapısındaki duygusal ve düşünsel faaliyetlerin tamamına “tercüman olma” durumudur.  Çevirmen; bu karmaşanın veya kaosun tam ortasında, bütün bu algı süreçlerini yazarın duygusal-düşünsel gücüyle ve onun anlatım diliyle analiz eden ve kendi dilinde “tercüman olma” işlevini yerine getiren kişidir.

Çeviri eyleminde “olmazsa olmaz” diyebileceğimiz üç ana bileşen bulunmaktadır: Birinci “olmazsa olmazımız” bilgi birikimidir; çevirmenin kültürel açıdan donanımlı olmasını kastediyoruz. İkinci “olmazsa olmazımız” da duygu-düş aktarım yeteneği; buna yaratıcılık özelliği de diyebiliriz. Üçüncü ve son “olmazsa olmazımız” da kaynak ve erek dil bilgilerinin çeviri yapacak düzeyde olmasıdır.

Edebi çeviri alanına girildiğinde; düşündüğünden, söylediğinden ve yaptıklarından farklı davranışlar sergileyen ve bin bir türlü sıfatlarla tanımlanabilen insanla ve insanlık halleriyle karşılaşılır. İnsanın görünmeyen ve bilinmeyen alanlarla ilgilenme gibi bir merakı ve tutkusu vardır. Bu merak ve tutku yazıya dökülmeye başladığında edebiyat dediğimiz şey ortaya çıkar. Görünmeyenleri görünür, bilinmeyenleri de bilinir kılma yeteneğindeki yazarın, keşfettiklerini tüm dünyaya yayabilmesi için sadece mahir çevirmenlere ihtiyacı vardır.

Mahir bir çevirmen olmanın yolu, hayatla çoklu ilişki kurabilmek ve o çoklu ilişkiler toplamından edindiği duygusal ve düşünsel birikimlerle, çevirmenlik eylemi olmaksızın bilinmesi mümkün olmayan, çok ama çok uzaklardaki ya da yanı başımızdaki başka hayatlara tercüman olabilmekten geçmektedir.

Çeviri eylemi basit, mekanik ya da sıradan bir aracılık durumu olmayıp, yazarla ve editörle ortak bir dil kurmayı gerektirir. Ortak bir dil oluşturmak en zor işlerden biridir ve çevirmen de o zor işlerden birisini yapmaktadır.

Çevirmen;  çevireceği eserin yazarının kalbiyle ve beyniyle hemhâl olma başarısını gösteren kişiye denir. Bir başka ifadeyle söyleyecek olursak,  çevirdiği eser bazında yazarın ruh ikizinden başkası değildir.

Çevirmenlik; ana diliniz dışındaki dillerden, herhangi birindeki herhangi bir bilginin ana dilinizde ne anlama geldiğini algılama, analiz etme ve aktarma eylemidir.  Bu eylemi gerçekleştirirken nesnel ve ahlaki bir duruşa ihtiyaç vardır. Orijinal metinde söylenmeyen bir sözü söyleyemezsiniz; anlamını bilmediğiniz bir cümleye veya kelimeye kendinizce bir anlam veremezsiniz!

Çevirmenlik mesleğinin önemi şurada: Hayatın akışı için iletişime ve bilmediklerimizi öğrenmeye ihtiyaç duyarız; yabancı dillerde olan bilgileri almak, özümsemek ve yeniden üretmek için o bilgilerin ana dilinize çevrilmesi gerekir.  Çeviri olmadan başka ülkelerle ve hayatlarla iletişime geçmek olanaksızdır, çeviri mesleğinin gücü ve önemi burada ortaya çıkıyor.

Çevirmen tanımı içinde onlarca mesleki alan var. Örneğin; edebi alan ile ticari alanda çeviri yapacak insanların farklı niteliklere sahip olması gerekir. Bu iki alan içinde de farklı alanlar olduğunu düşündüğümüzde, çevirmenin niteliklerinin alan seçimine göre belirlenmesi gerektiğini söyleyebilirim. Ancak yazarlık, analitik düşünme, yaratıcılık, hem ana dil hem de yabancı dil yeteneklerinin üst düzeyde olması elzemdir.

Türkiye’deki çevirmenlik algısı, “Yabancı dil bilen herkesin yapabileceği bir iş” algısı üzerine kurulu. Bu son derece yanlış bir genellemedir!  Bu algı ve genellemeyi kırmamız gerekiyor; çünkü yabancı dil bilmek çevirmenliğin en önemli unsurlarından sadece birisidir. Çevirmenlik,  yazınsal çeviri bağlamında ifade edecek olursam, entelektüel birikim ve yazarlık yeteneği olmadan yapılabilecek bir iş değildir.

Çevirmenin her kitaba göre değişen bir ilişkisi vardır ama işin içinde duygusallık ve adaletle ilgili konular varsa, ister istemez taraf tutarsınız ama bu tarafgirliği gizlemek zorunda kalırsınız… Bir örnekle bu ilişkiyi açıklamak isterim:

Yıllar önce CIA İşkenceleri diye bir kitap çevirmiştim. Kitabın bir bölümünde Vietnam Savaşı’nda Amerikalıların yakaladığı bir Vietkong (Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi) üyesini konuşturmak için yaptıkları işkenceler anlatılıyordu. Vietnamlı aylarca direndi, yapılan fiziki ve ruhsal hiçbir işkence işe yaramadı. Sorgucular, bu adamın neden direndiğini anlamaya çalıştılar. Sonunda eşine ve çocuklarına yeniden kavuşma umuduyla direndiğine karar verdiler… CIA’in sorgucuları, sorguladıkları Vietkong üyesine, konuşması (çözülmesi) karşılığında serbest kalıp, eşine ve çocuklarına yeniden kavuşabileceği teklifinde bulundular.  Aylarca direnen ve fiziken ölüm sınırına gelen Vietkong üyesi, yapılan teklifi kabul etti. Zorla konuşturulamayan adam, eşine ve çocuklarına yeniden kavuşma hayaliyle konuştu ama konuştuktan sonra öldürülmekten kurtulamadı… Orada direnen, konuşan ve öldürülen bir de çevirmen vardı!

Çevrilecek metin orijinalinde ne kadar iyiyse,  çeviride de o kadar iyi kalmalıdır! Çevirmen’in orijinal metni daha iyi bir hale getirmesi gibi bir görevi yoktur!

Çevirisi yapılan herhangi bir kitapta editörün, çevirmenin, düzeltmenin ve başka insanların fiziksel ve ruhsal emekleri ve enerjileri vardır. Bu enerjiler birbirleriyle uyumlu olduğunda, yapılan çevirinin kalitesi ister istemez üst düzeye çıkar.

Türkiye’de çevirmen olmak demek, hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan, düşük ücretlerle ağır koşullarda çalışmak demektir. Bu gidişatı durdurmak için örgütlü olmaktan başka seçeneğimiz bulunmuyor.

Ekonomik açıdan çeviri yapmaya bağımlı değilseniz; patron veya yönetici baskısına katlanamam diyorsanız; çevirmenlik bu anlamda elbette cazip görünüyor ama patron veya yönetici baskısının yerini anlamını çözemediğiniz, çözerken de akla karayı seçtiğiniz kelimeler ve cümleler alıyor… Yaşanılan birçok zorluğu bir tarafa bırakarak söyleyeyim: Çeviriniz beğenildiğinde, kitap haline gelip kitapçı vitrinlerinde veya raflarında yerini aldığında, kendinize bir yaratıcının gözüyle bakarsınız. O yaratıcı sizsiniz! Bundan daha müthiş bir mutluluk olabilir mi? Yaptığınız her eser çevirisiyle hem kendinize hem de başkalarına ve hayata katkı da bulunursunuz.

Yazar Hakkında

Turan Parlak

1962 yılında doğan Turan Parlak, edebiyat hayatına şiir yazarak başladı. Kendine ait iki belgesel romanı vardır; üçüncü belgesel romanını bitirmeye çalışmaktadır.

http://www.cevirikitabi.com/cevirmenler-ne-isler-ceviriyor/cevirmen-ve-cevirmenlik/

 

Pin It on Pinterest

Share This