Friday, September 20, 2019
ÇEVİRİ VE ÇEVİRMENLERİN DÜNYASINDAN KISA KISA


Röportaj|Japon Dili ve Edebiyatı Bölümünü Kazandım, Yaz Tatilini Nasıl Değerlendirmeliyim?

ÇeviriBlog ailesi olarak Japon Dili ve Edebiyatı kazanan tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyor, başarılarla dolu bir akademi hayatı diliyoruz.

Yazar: E. Derya YAMANER , Kategori: Çeviri , Tarih: 09 Eylül 2019 Etiketler: , , , , , ,

ÇeviriBlog ailesi olarak Japon Dili ve Edebiyatı kazanan tüm arkadaşlarımızı tebrik ediyor, başarılarla dolu bir akademi hayatı diliyoruz. Sizlere bölüm hakkında fikir vermek ve güzel bir başlangıç yapmanıza yardımcı olmak adına Japonca Dilbilimci ve Çevirmen Dolunay TÜYSÜZ ile gerçekleştirdiğimiz röportajımızı sizlerle paylaşmaktan gurur duyuyor ve sizlere yardımcı olmasını umuyoruz.

Merhaba Dolunay Hanım. Türkiye’de Japonca öğrenim görmüş sayılı insanlardansınız. Her zaman düşünce ve dil yapısıyla bana ilginç gelen bir kültür bileşeni olmuştur Japonya. Ülkemizde her yıl sınırlı sayıda öğrenci alımı yapan bu bölümü yeni kazananlara neler önerirsiniz?

Herkese Konnichiwa! Öncelikli olarak -kendimden de çok iyi bildiğim bir durum olan- “erken mezun olma” olayına çok takılmayın hatta bu fikri zihninizden çıkarın; yavaş yavaş, sindire sindire, öğrenciliğin tadını gerçekten çıkararak ve kesinlikle sağlam dostluklar kurarak mezun olmaya bakın derim. Çünkü geriye dönüp baktığınızda erken bitirmiş olmanızın aman aman bir artısını göreceksiniz diyemem size.

Bir diğer tavsiyem ise elinizdeyse bir yerde yarı zamanlı çalışın. Öğrencilik hayatımın ilk senesinden son senesine kadar hem çalışmış hem de okula gitmiş biri olarak bu durumdan gayet memnunum diyebilirim çünkü şu anki konumumu buna borçlu olduğuma inanıyorum. Üçüncü tavsiyem okulu eğlenme mekanı olarak görmeyin. Orası sizin geleceğinizi oluşturacağınız yer olduğu için sıkı dostluklar kurun ama bir yandan da eğitiminizi sekteye uğratmadan yolunuza devam edin. Pasif kalmayın, ilk yılı boşlamayın, sınavlara çalışmaya hep son akşam başlamayın, imkânlardan faydalanın ve son olarak kesinlikle beslenmenize çok dikkat edin.

Eğlenceli bir bölüm olduğu aşikar fakat edebiyata gelince iş değişir gibi geliyor ki zaten yeni kazananlar da dil bilgisinden değil edebiyattan korkuyor genelde. Peki bu yaz hangi kitaplar okunursa üniversite eğitimi boyunca ”İyi ki…” derler?

Üniversiteye gitmeden önceki yaz okunması gereken kitaplar diye daraltmak istemiyorum ancak bana çok katkısı olan birkaç kitap önerisinde bulunabilirim:

  • Nüvit Osmay– İnsan Mühendisliği
  • Mümin Sekman– Her Şey Seninle Başlar
  • Başak Sayan– Nigahdar & Kelebeğin Kaderi
  • Cervantes – Don Kişot

Bölümle ilgili genel kültür bağlamında da Bozkurt Güvenç ve Onur Ataoğlu‘nun kitapları okunursa gayet güzel olur.

Biraz da alanı ilgilendiren konulara girecek olursak; üniversite yılları boyunca katkı sağlaması açısından genel kültür ve Japon kültürü açısından tavsiye edeceğiniz kitaplar nelerdir?

Puslu Kıtalar Atlası. Bölüm başkanımız bu kitabı final sınavımıza dahil etmişti ve çok keyifliydi.

Gabriel Garci Marquez- Yüzyıllık Yalnızlık. “İyi ki okudum!” dediğim kitaplar arasındadır.

Marquez de öldükten sonra değeri anlaşılan yazarlardan biri. Teşekkür ederiz. Bir sorumuz daha olacak; bazı dersleriniz ya da bazı kaynaklarınız Japonca olacaktır diye düşünürsek bölümünüzden biri hangi seviye dil bilirse Japonca dersleri iyi anlayabilir?

Arkadaşlar bana kalırsa A seviyesinde Japonca bilseler harika olur. Akıcı konuşma ve %100 algı belki olmayabilir ama dersleri anlama konusunda bence gayet yeterli olur. B düzeyinde kitaplar okunmalı, radyo dinlenmeli, ek olarak izlenen yabancı diziler mutlaka Türkçe altyazılı izlenmeli bana göre. Ve bir zaman sonra rüyasında Japonca konuştuğunu görmeye başlarsa kişi, bu iş olmuş demektir.

Peki, Japonya ve kültürü ile ilgili olarak genel kültür edinimi açısından yeni kazananlara neler önerirsiniz? 

Genel kültür için Japon tarihi, edebiyatı ve felsefeleri konulu kitaplar, filmler tavsiye ederim. Sakura’dan tutun Kintsugi ve Kintsukuroi‘ye kadar benimsediğim ve sevdiğim o kadar çok yanı var ki öğrendiğim toplumun, bence sadece bu bölümü okuyanlar değil, toplumun her kesiminden insanların bilmesi gereken, terapi niteliğinde yanları var Japonların. Atatürk’e ve Türklere olan muazzam saygılarına şahit olmak da paha biçilemez.

Evet, Atatürk’e ve Türklere olan sevgilerini de nur içinde yatsın Barış Manço sayesinde öğrenmiştik. İkinci dil edinimi açısından yeni arkadaşlarımıza önerebileceğiniz dil öğrenim teknikleri nelerdir?

Ben Japonca telaffuz konusunda Türklerin çok başarılı olduğunu bizzat Niimi hocamdan bana bir iltifat şeklinde duymuştum. Bu konuda sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum yani. Bunun dışında derslerde mutlaka not almalısınız, anlamadığınız her ne olursa olsun hocanıza sormaktan asla çekinmemelisiniz; hocanın peşini hiç bırakmadan ondan sürekli yeni şeyler öğrenmeniz gerektiği kanaatindeyim. Gramer mantıkla halledilebilir, derslere iyi çalışabilir, aktif olabilirsiniz ama okulda hocalarla olan pozitif ilişkileriniz size ileri dönemlerde, iş hayatınızda da olumlu yansıyacaktır. Onlardan öğreneceklerin asla bitmeyeceği için zamanınızı iyi değerlendirmelisiniz diye düşünüyorum.

Biraz daha özel sorulara inmek istiyorum bölümünüzle ilgili. Japoncayı alfabe bakımından Çinceye benzetiyorlar. Yeni başlayanlar için bunları nasıl ayırt edebileceklerine dair ipuçları var mıdır?

Bildiğim kadarıyla Çincede aynı kelimeyi 7 değişik ses tonuyla söylerseniz 7 farklı anlama gelir. Bu bakımdan zor bir dildir. Japonca Ural-Altay dil ailesine mensup olduğundan, yani anadilimiz olan Türkçe gibi sondan eklemeli olduğu için Türklerin öğrenmesi gayet kolaydır. Çincede dili öğrenirken yanında bir de vurguyu tonlamayı öğrenirsiniz ama Japonca için aynı şeyi söylemek pek doğru olmaz.

Eğer daha önce Japonca çalışmışlığınız varsa tüm dilin değişime uğrayan sadece 5 temel ünlü sese dayandığını bilirsiniz. Bunlar “A, I, U, E, O” harfleridir. Daha önce hiç Japonca duymamış biri bile bunları kolayca anlayabilir. Ayrıca tüm Japonca kelimeler bir ünlü harf ya da ‘-n’ sesiyle biterler ki bu da sizin bu dili öğrenmenizi kolaylaştıracak başka bir unsurdur.

Bir de Japoncanın iki alfabesi var diye biliyorum. Sizin bölümünüzde iki farklı Japonca mı öğretiliyor? Bunlar iki ayrı halkı ve kültürü mü temsil ediyor?

Japonca ilk dönemde sadece bir konuşma dilinden ibaretti. Japonlar bir alfabeye sahip değillerdi. 5.yy’dan sonra Çin’den Kanji denilen harflerden oluşan yazı sistemini alarak Japoncaya uyarlamışlar bu şekilde de Kanji Alfabesi oluşturmuşlar. Japoncada kullanılan Kanji Alfabesi Japonca kökenli kelimeler için yazı yazmakta kullanılır. Kanjiler Antik Çağ insanlarının doğadaki şekilleri basite indirgeyerek çizmesi ile meydana gelmiştir. Her Kanjinin farklı bir anlamı vardır yani her Kanji farklı bir sözcüğü kapsamaktadır. 

Kanji Alfabesinde harf harf kullanılan bir alfabe yoktur; her kelime ayrı bir simge ile gösterilir. Çin kökenli Kanjiler kolaylık olması açısından türetilmiş iki adet hece alfabesi vardır. Kanji Alfabesi Japonya’nın alfabesi olduğundan fonetiğini anlayabilmek için ilk öğrenilmesi gereken şey hece düzenidir. 

Bir diğer söylebileceğim şey ise Kanji Alfabesi kullanıldığı için alternatif yöntemlerin hepsinde farklı anlamlar taşır. Bu sebeple farklı ülkelerde öğrenmesi en zor diller arasındadır. Günümüzde Japoncayı geniş kapsamlı bilen insan sayısı kendi kültürleri haricinde neredeyse çok minimize oranlardadır.

Ayrıca Japoncada Kanjiye ek olarak bir de Katakana ve Hiragana alfabeleri vardır. Hiragana alfabesini Japonca kökenli kelimeleri yazarken kullanırız; Katakana’yı ise yabancı kökenli kelimeleri yazarken kullanıyoruz. (örn. İngilizceden geçmiş kelimeler)

Sevgili Dolunay, bugün gerçekten ben de sizin sayenizde genel kültürümü geliştirmiş oldum. Ne kadar harika bir kültür! Bir gün öğrenmek bize de nasip olsun der, bugün için sana şükranlarımı sunarım.

KAYNAK

Öne Çıkan Görsel

Pin It on Pinterest

Share This