Sunday, December 8, 2019
ÇEVİRİ VE ÇEVİRMENLERİN DÜNYASINDAN KISA KISA


UNESCO ve Ötesi

UNESCO 17. Genel Konferansı, Paris’te toplanmış ve 16 Kasım 1972 tarihinde UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’yi kabul etmiştir. Bugün ise 47. yılını kutluyor. Pekala Türkiye’nin UNESCO kapsamında kaç tane eseri var? Gelin hep birlikte küçücük bir yolculuğa çıkalım…

Yazar: Cagilzehni , Kategori: Dünya Dönüyor! Kültür , Tarih: 18 Kasım 2019 Etiketler: , , , , ,

Sürdürülebilir kalkınmayı, dünya çapında eşitliği ve kalıcı barışı hedefleyen UNESCO bugün 47. yılını kutluyor. 1942 yılında savaş zamanında Nazi Almanyası ve müttefiklerine karşı olan Avrupa ülkeleri Birleşik Krallık’ta gerçekleşen Müttefikler Eğitim Bakanları Konferansında (CAME) bir araya gelip, barış sağlandıktan sonra eğitim sistemlerini yeniden inşa etmenin yollarını bulmaya çalışmışlardır. Proje hızlı bir şekilde ilerleyip kısa bir süre içinde evrensel bir hal almıştır. Bunun üzerine Birleşik Devletler dahil olmak üzere yeni hükümetler de bu projeye katılmaya karar vermiştir. 1-6 Kasım 1945 tarihlerinde bir eğitim ve kültür kurumu kurulması için Birleşmiş Milletler Konferansı (ECO/CONF) düzenlenmiştir. Bu konferans sayesinde 44 ülkenin temsilcileri bir araya gelerek gerçek barış kültürünü oluşturacak bir kurum kurmaya karar vermişlerdir. Konferansın sonunda 37 ülke Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu’nu kurmuştur. 16 Kasım 1945 tarihinde imzalanan UNESCO Kuruluş Sözleşmesi yirmi ülkenin onamasının ardından 4 Kasım 1946 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yirmi ülkenin içinde Türkiye de yer almaktadır. Diğer ülkeler ise sırasıyla Avustralya, Birleşik Krallık, Birleşik Devletler, Brezilya, Çekoslovakya, Çin, Danimarka, Dominik Cumhuriyeti, Fransa, Güney Afrika, Hindistan, Kanada, Lübnan, Meksika, Mısır Norveç, Suudi Arabistan, Yeni Zelanda ve Yunanistan’dır.

Türkiye’nin bu listede 16’sı kültürel, 2’si karma olmak üzere toplam 18 miras alanı bulunmaktadır. Bu listedeki her bir kültürel miras alanının kendine has tarihi, dokusu ve yaşanmışlığı vardır. Yazının devamında ise geçmişten günümüze doğru kısa bir yolculuğa çıkacağız.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası (Sivas) 1985 

İslam mimarisinin bir başyapıtı olan Divriği Ulu Camii 1228-1229 yıllarında Ahmet Şah ve eşi Turan Melek tarafından en erken yerleşimin Hititler Dönemi’ne kadar uzandığı Sivas’ta yaptırılmıştır. Zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örneklerini içinde barındırmaktadır.

İstanbul’un Tarihi Alanları (İstanbul) 1985 

M.Ö. 7. y.y.’da kurulan İstanbul’un; kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrili kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır. Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan stratejik konumu nedeniyle de kentte hüküm süren uygarlıklar için bir önem teşkil etmiştir. Bu özellikleri ile kent; Roma, Doğu Roma ve Osmanlı gibi büyük imparatorluklara başkentlik yapmıştır.

Göreme Millî Parkı ve Kapadokya (Nevşehir) 1985 (Karma Miras Alanı) 

7-13. yüzyıllar arasında baskılardan kaçan Hristiyanlar Göreme’ye yerleşmiştir. UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki alanlar arasında Göreme Milli Parkı, Derinkuyu ve Kaymaklı Yeraltı Şehirleri, Karain Güvercinlikleri, Karlık Kilisesi, Yeşilöz Theodoro Kilisesi ve Soğanlı Arkeolojik Alanı yer almaktadır.

Hattuşaş: Hitit Başkenti (Çorum) 1986 

1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan Hattuşaş (Çorum, Boğazköy), Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur.

Nemrut Dağı (Adıyaman) 1987 

Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir ve görülmeye değerdir.


Hieropolis – Pamukkale (Denizli) 1988 (Karma Miras Alanı) 

Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu görkemli beyaz travertenler ve Geç Helenistik ile Erken Hristiyanlık Dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, antik çağlardan bugüne kadar ulaşan en çarpıcı merkezlerden biridir.


Xanthos – Letoon (Antalya-Muğla) 1988 

Kınık köyünün yakınlarında bulunan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi.

Sonrasında Perslerin egemenliğine girip o dönemde yanmıştır. Sonrasında ise sırasıyla Likya Birliğinin başkenti olup Romalıların kontrolüne girmiştir. Arap akınlarına kadar ise Bizans’ın egemenliği altında kalmıştır. Letoon ise Xanthos’a 4 km uzaklıktadır. Antik Çağ’da Likya’nın dini merkezi konumundaydı. Bu kutsal alanda Leto, Apollon ve Artemis tapınakları ile birlikte bir manastır, bir çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunmaktadır.

Safranbolu Şehri (Karabük) 1994 

4. yüzyılın başlarından bu yana Türklerin hakimiyetinde olan Safranbolu, özellikle 18. yüzyılda Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin önemli bir merkezi olmuştur. 

Truva Arkeolojik Alanı (Çanakkale) 1998 

Troya’daki en erken yerleşim M.Ö. 3000-2500 ile Erken Tunç Çağı’na tarihlenmektedir. Daha sonra sürekli yerleşim gören Troya katmanları M.Ö. 85 – M.S. 8. yüzyıla tarihlenen Roma Dönemi ile sona ermektedir.


Edirne Selimiye Cami ve Külliyesi (Edirne) 2011 

İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin silüetini taçlandıran Selimiye Cami ve Külliyesi, 16. y.y.’da Sultan II. Selim adına yaptırılmıştır

Çatalhöyük Neolitik Alanı (Konya) 2012 

Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti; kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu (Bursa) 2014 

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olarak kurulan ve külliyelerle şekillenen Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu önemli ticari rolü, kentteki büyük hanlar, bedesten ve çarşılarla ortaya konulmaktadır. Hanlar Bölgesi 14. yüzyıldan bu yana kent ekonomisinin kalbi olmuştur. 

Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (İzmir) 2014 

Dünya Miras Komitesinin 38. Dönem Toplantısında Kültürel Peyzaj kategorisinde Dünya Miras Listesine alınmıştır ve Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait katmanları içerisinde barındırmaktadır.

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (Diyarbakır) 2015 

Bölgede hüküm süren medeniyetlerin, kültürlerin ve dönemin ihtiyaçları doğrultusunda şekillenerek özgünlüğünü ve 7 bin yıllık tarihsel varlığını sürdüren Diyarbakır Kalesi, Surları ve Burçları hala orijinal ve özgün kültür varlıkları olarak yaşamakta, dünya tarihi için önemli bir evrensel miras özelliğini korumaktadır.


Efes (İzmir) 2015 

Antik dönemin en önemli merkezlerinden biri olan Efes, tarih öncesi dönemden başlayarak Helenistik, Roma, Doğu Roma, Beylikler ve Osmanlı dönemleri boyunca yaklaşık 9000 yıl kesintisiz yerleşim görmüş ve tarihinin tüm aşamalarında çok önemli bir liman kenti ve kültürel ve ticari merkez olmuştur.


Ani Arkeolojik Alanı (Kars) 2016 

İçkale’de 4. y.y.’da başlayan yerleşim, kapalı kent modelinden açık kent modeline geçişin bölgedeki ilk örneğini belgelemesi bakımından önemlidir. Yerleşimin yoğun ticaret akslarının üzerinde yerleşmesi, ilerleyen zamanlarda çok kültürlü bir ticari merkez olarak gelişmesine neden olmuş, bu da kenti Ermeni, Gürcü, Bizans ve Selçuklu kültürlerinin buluşma noktası haline getirmiştir. Yani zamanla kültürlerin buluşma noktası haline gelmiştir.

Aphrodisias (Aydın) 2017 

Yerleşim tarihi M.Ö. 5. yüzyıl ortalarına kadar uzanan Aphrodisias, M.Ö. 6. yüzyılda küçük bir köy görünümünde iken M.Ö. 2. yüzyılda Menderes Vadisi’ndeki yoğun şehirleşme döneminde kent devleti (polis) statüsü kazanmıştır.

Göbekli Tepe (Şanlıurfa) 2018

Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında Göbekli Tepe’nin 12.000 yıl öncesine uzanan bir kültür merkezi olduğu anlaşılmıştır. Göbekli Tepe’deki bulgular tarihin tamamen değişmesine yol açmıştır.

Dünya, medeniyetlerin ve farklı kültürlerin harmanlandığı bir evren. Hayat ise güzellikleri tatmak için size kocaman bir zaman dilimi sunuyor, bize de tadına bakmak düşüyor.

Kaynakça:
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü

Pin It on Pinterest

Share This