Gökyüzünün Arpı/Liri, Arap Sanatçılarının Elçisi ve anlamı “Turkuaz” olan lakabı ile Feyruz, modern Arap müziğinin en tanınan devlerindendir. Geçtiğimiz günlerde 83. yaş gününü kutladığımız Lübnanlı sanatçı sesi kısa öykü tadındaki şarkıları ile bugün dahi hala taze ve canlı.

Orta halli Süryani bir ailenin en büyük çocuğu olarak 21 Kasım 1935 yılında Mardin’de dünyaya geldi. Daha sonra maddi sebeplerden dolayı ailesi ile birlikte çocukluğunu ve tüm hayatını geçireceği Lübnan’a taşındı. Beyrut’un sokaklarında yetişen sanatçının babası matbaada çalışırdı ve annesi ev hanımıydı.

Şarkı söylemeye olan yeteneği daha küçük bir çocukken belliydi. İlkokulda düzenlenen etkinlikler müziğe yolculuğunun ilk hareket noktasıydı. Bu etkinliklerde söylediği şarkılarla “en güzel ses” unvanını kazandığında henüz beş yaşındaydı.

1946 yılında okulunun düzenlediği müzik oturumunda besteci ve müzisyen Muhammed Felyl, Feyruz’un sesi ile tanıştı ve kendisinin ders verdiği müzik enstitüsüne katılması için önerilerde bulundu. Muhafazakar babası tarafından kızının topluluk önünde şarkı söyleme fikri reddedildi. Lakin Muhammed Felyl kızının sadece milli ulusal şarkılar söyleyeceğini kesinleştirip babasını ikna etmeyi başardı ve en sonunda erkek kardeşi Josef’in dersleri boyunca Feyruz’a eşlik etmesi şartıyla durumu kabul etti. Nota bilgisi, nağme ve müzik eğitimi ile yeteneği hızlı bir şekilde gelişip bestelerinin kalitesine yansıdı.

1950’li yılların başında Lübnan Radyosu’nda milli ve eğitim programları sunan Feleyfl kardeşlerin ekibine katıldı. Radyonun müzik bölümü başkanı Halim Romi, sesini çok beğenip alternatör olarak görev almasını istedi ve böylece gerçek adı Nohuad’dan Feyruz lakabına intikal etti.

1950 yılının Nisan ayında ilk şarkısı “Kalbimi Bıraktım Sevgine Razı Oldum” adıyla bestelendi ve 1952 yılında şarkılarını plaklara kaydetmeye başladı. Rahbani kardeşlerden Asi Rahbani ile 1955 yıllarının ortasında yaptığı evlilik, ikilinin müzikteki sanatsal yolculuğunun başlangıcıydı.

Sesinin kaşifi Romi, sesinin ortaya çıkmasını sağlayan kişi ise eşi Asi Rahbani’dir. Rahbani kardeşlerin Feyruz için bestelediği şarkılar Lübnan Radyosu’nu geniş dalgalar ile etkisi altına aldı. Feyruz’un sesi Beyrut Radyosu üzerinden Arap müziğinde devrim yarattı . Orta doğudaki radyolara yayılarak o zamanın önemli bir istasyonu olan Suriye-Şam Radyosu’na kadar vardı.

Şarkılarında alışık olduğumuz Arap ezgileri ya da enstrümanları yerine piyano, keman ve caz ezgilerini duyarız. Bu harmanlamayı o kadar başarılı bir şekilde gerçekleştirmişlerdir ki hem doğuyu hem batıyı hissederiz şarkılarında. Dünyaca ünlü bestelere de yorumunu getirmiştir. Örneğin Polyuske Polye olarak bildiğimiz Rus halk ezgisi bunlardan birisidir.

Aynı zamanda üç adet sinema filminin baş rollerini üstlendi. 1957-1977 yılları arasında yirmiden fazla müzikalde şarkı söyleyip oyunculuk yaptı. Lakin bu başarılı ekip 1986’da Lübnan’da Müslümanlar ile Hristiyanlar arasında başlayan iç savaş sonucunda vefat eden eşi Asi Rahbani’nin ölümü ile ayrıldı. Hiçbir zaman devlet büyüklerine özel konser vermeyen bundan dolayı şarkıları radyoda yasaklanan her zaman halkı ile beraber olmayı tercih eden Feyruz’u eşinin ölümü ve halkının durumu çok üzmüştü. Uzun süre şarkı söylemedi, konser vermedi. Halkına küsmüştü fakat oğlu Leyal’i de bu savaşta kaybetmesine rağmen Beyrut’u hiç terk etmedi.

Yolculuğu boyunca özgürlüğe ve aşka söylediği şarkılar ile sembol haline gelen, önce Beyrut’un ardından tüm Arap dünyasının klasikleşen ismi olan Feyruz son albümünü 2010 yılında yaptı. Albümün adı ise benim de favori şarkım olan “Umut var mı? Evet var.” adlı şarkısı. Kaybettiklerine, ülkesine, iç savaş halindeki halkına armağan ettiği bu albüm barışı ve umudu kaybetmememiz gerektiğine dair bir mektup.

Kaynakça

Tags: