Yazar: Rumeysa Dilber 

Editör / Son Okuma: Beyza Çınar / Fatma Zehra Akbulut

Deyimler genelde kelimenin gerçek anlamı dışında mecazi anlamında kullanılan kalıplaşmış sözlerdir. Bu söz öbekleri genellikle ilk söylendiğinde anlaşılmaz ve en az iki kelimeden oluşur. Deyimlere her kültürde rastlarız. Her biri farklı durumlardan ortaya çıkmıştır. Farklı kültürlerde aynı anlamı taşıyan deyimlerle karşılaşsak bile bu deyimlerin ifade ediliş şekilleri farklılık göstermektedir. Deyimler genelde benzetme sanatıyla oluşturulur ve anlamı daha çarpıcı hale getirirler. Biz ise bu yazımızda İngilizcede sıkça kullanılan dört deyim ve kökenine bakacağız.

Spill The Beans

“Kasıtlı olarak ya da olmayarak bir bilgiyi açığa çıkarmak” anlamına gelen bu deyimin kökeni Eski Yunan’a kadar uzanmaktadır. Yunanlar gizli topluluklarına herkesi almazlarmış. Topluluklarına üye olmak isteyen kişi kendini tanıtır ve diğer üyeler tarafından oylamaya tabi tutulurmuş. Bunun için bir kavanoza her bir üye tarafından siyah ve beyaz renkte fasulyeler atılırmış. Siyah fasulyeler hayır anlamına gelirken, beyaz fasulyeler evet anlamına gelirmiş. Oylama gizli bir şekilde yapılmazmış, üyeler gelip kavanoza siyah ya da beyaz fasulyeleri atarlarmış ama sadece yetkili kişiler siyah fasulyelerin toplam sayısını görürmüş. Bazen biri yanlışlıkla kavanoza çarpıp fasulyeleri dökünce sonuç açığa çıkarmış. Yani fasulyelerin dökülmesi bilginin açığa çıkması anlamına gelirmiş. Çiftçilerin ürünlerinin kalitesini ortaya koymak için söylenen bu ifade ancak 1920’lerde Amerika’da sıkça kullanılmaya başlanmıştır.  

Örnek cümle:  He is coming. Please don’t spill the beans.

To Let The Cat Out of The Bag

Benzer anlamda bir deyim daha paylaşalım: Let the cat out of the bag. Bu deyim de “bir sırrı açığa çıkarmak” anlamındadır. Kökeni ise 1700’lü yıllara uzanır. Orta Çağ’da satıcılar, ürünlerini tezgahta sergiler ama müşteriye önceden paketlenmiş olanlardan satarlarmış. Domuz ya da yaban tavşanı gibi daha değerli hayvanları almak isteyenlere içinde kedi olan paketlerden verdikleri olurmuş. Eğer müşteri çantayı açıp bakar kediyi görürse kandırıldığını anlar ve böylelikle sır ortaya çıkarmış.

Örnek cümle: I didn’t mean to let the cat out of the bag about your pregnancy, but she were really happy when I told her.

Red Herring

Red herring, kelimesi kelimesine çevrildiğinde “kırmızı ringa balığı” anlamına gelir. Deyim olarak ise “birini yanlış yönlendirmek, dikkatini asıl konudan uzaklaştırmak” anlamındadır. 19. yüzyıla ait bir ifadedir. Kökeni ise Orta Çağ’a dayanır ve şöyledir: Ringa balığı kurutulup tuzlanınca kırmızı renge dönermiş. Avcılar, çok güçlü bir koku yayan bu balıkları, tazıları eğitmek için tuzak olarak kullanırmış. Fakat avcılığa karşı olan insanlar, tazılar hayvanları avlamasınlar diye hayvanların kuyruğuna bu balıktan bağlarmış. Böylece tazıların dikkatini dağıtırlarmış. O zamanlardan beri ise bu deyim, “dikkat dağıtmak, yanlış yönlendirmek” anlamında kullanılmaktadır. Birkaç farklı hikayesi daha olan deyimde bahsedilen bu balığın, av köpeklerinin eğitiminde dikkat dağıtmak için kullanıldığı da anlatılmaktadır. 

Örnek cümle: The clue that you find may be red herring, just keep looking.

Bury The Hatchet

Bu deyim “bir konuda anlaşmak, uzlaşmak, tartışma sonrası arayı düzeltmek” anlamına gelir. Amerikalı Kızılderililer düşmanlarıyla barış sağlamak için onlarla bir pazarlık yapar ve her iki tarafın da silahlarını gömmeleri konusunda anlaşırlarmış. Bu ise savaşın bittiği ve uzlaşıldığı anlamına gelirmiş. Özellikle savaş baltasını gömmek barış alameti sayılırmış. 1680 yılının Yeni İngiltere tarihi kayıtlarında bu durumu anlatan yazılar vardır. Bu yazılarda, savaş baltalarının gömüldüğü yerden geri çıkarıldığından ve bunun taarruzu tekrar başlattığından da bahsedilir. 

Örnek cümle: After years of animosity, they finally buried the hatchet.

My Ears Are Burning

Dilimizde “kulak çınlaması” anlamına gelen bu deyimi birinin bizim hakkımızda konuştuğunu düşündüğümüzde kullanırız. Bu deyimin kökeni ise şöyledir: Roma zamanında insanlar kulakları çınladığında birilerinin kendileri hakkında konuştuğunu düşünürmüş. Hatta sol kulağın çınlamasının kötülüğü, sağ kulağın çınlamasının ise iyiliği imgelemesi inancı da buradan gelir. Romalı yazarlar Pliny ve Plautus’a göre de sağ kulak yanması birinin sizi övdüğü, sol kulak yanması ise birinin sizi kötü niyetle andığı anlamına gelir. 

Örnek cümle: I mentioned my mom about you last night, I am sure your ears are burned.


Kaynakça:

  • https://www.theintrepidguide.com/english-idioms-and-their-origins/#.X5cgdogzbIV
  • https://www.tckpublishing.com/common-idioms-and-their-origins/
  • http://www.e4thai.com/e4e/images/pdf/Dictionary%20of%20Idioms%20and%20Their%20Origins.pdf
Tags:

Bir cevap yazın