Yazar: Yağmur Tatar

Editör: Çağıl Zehni

İnsan ve iletişim birbirinden bağımsız düşünülemez. Bu nedenle çeviri çalışmaları insan ırkıyla eş değer bir tarihe sahiptir diyebiliriz. Eski dönemlerden bu yana çevirmenlere, diplomasi alanında büyük işler düşmüş, bu alanda hat safhada sorumluluklar almışlardır. Sözlü çeviri, çevirmenin ağır sorumluluklar aldığı ve zaman zaman zorlu şartlar altında çalışmak durumunda kaldığı bir çeviri türüdür. Hatta çevirmen tarafından alınan kararlar, çeviri eylemi açısından da risk taşımaktadır. Bu yazımda sizler için objektif bir şekilde, sözlü çeviri alanında tarihte kritik izler bırakan ve “çeviri hatası” olarak nitelendirilen örnekleri bir araya getirdim. Hep birlikte düşünelim, zamanında çevirmenlerin yaşadığı ve toplumun etkilendiği bu muğlaklıkları konuşalım istedim. 

Bedeli en ağır ödenen çeviri hatalarından biri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Japonya arasında yaşanmıştır. 1945 yılında İkinci Dünya Savaşı tüm dünyada hüküm sürerken “ABD Potsdam Konferansı”nın ardından Japonya’ya bir ültimatom verdi: “Teslim olun!”. Japon Başbakanı ise ültimatoma “mokusatsu” kelimesiyle karşılık vermiştir. Gelin bu kelimeyi biraz inceleyelim: köken olarak “moku” sessizlik, “satsu” öldürmek anlamına gelirken Japon kültürü ve dilinde “sessizlik”, “yorum yapmamak” anlamında kullanılır. Bu sessizliğin medyaya “refusing or ignoring the declaration” (ültimatomu reddetmek veya görmezden gelmek) şeklinde yansımasıyla ipler koptu. Üstelik çevirinin içeriğinde, Japon Başbakanı’nın bu bildiriyi aşağılayıcı biçimde reddettiği de yer alıyor. 

Bu olayın üzerine dönemin ABD Başkanı Harry Truman, nükleer bombanın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılma emrini verdi. Bu katliamda Hiroşima’da 140 bin, Nagazaki’de 70 bin kişi can verdi. Nükleer bomba, geride akıllardan silinmesi zor manzaralar bıraktı. Günümüzde etkileri halen sürüyor. 

Hoşunuza Gitsin – Gitmesin 

Sizi Diri Diri Gömeceğiz!

1956 yılı Soğuk Savaş dönemi, özellikle ABD ve Sovyet Rusya ilişkilerinin oldukça yıprandığı, her iki ülkenin de birbirlerinden bir atak beklediği zorlu geçen yıllardan biriydi. O dönemde yapılan kritik bir tercüme hatası da bu gerginliğin tuzu biberi olmuştu. Moskova’daki Polonya elçiliğinde batılı diplomatlara verilen bir davette Sovyet Rusya lideri Nikita Krusçev “Whether you like it or not, history is on our side. We will dig you in.” 

Tercümanın bu beyanı, “sizi gömeceğiz!” şeklinde çevirmesiyle ortalık karıştı. Hali hazırda birbirlerinden atak bekleyen ülkeler bu cümleyi bir savaş uyarısı olarak algıladılar ve savaş hazırlıklarına başlandı.

Rusya liderinin sözlerinin doğru anlamı şu şekildeydi: “Siz hoşlansanız da hoşlanmasanız da tarih bizim tarafımızdadır. Komünizm, kapitalizmin önünde direnecektir. Asıl kazanan komünizm olacaktır.

Krusçev, aslen Karl Marx’ın ’’Komünist Manifesto’’ isimli bildirisindeki “kendi mezarını kazmak” deyimine ithafen bu sözleri sarf etmişti. Marx’ın “kapitalizm kendi içinde çökecek” ve “burjuvazinin kendi mezar kazıcılarını yarattığı” deyimlerine ithafen söylenen bu sözlerin içeriğinde Amerikalılara savaş korkusu aşılayacak bir ima yoktu  aslında…

Bu olaydan yıllar sonra, kendisine bu tercüme hatası hatırlatıldığında şöyle der Krusçev: “ Bir kere sizi gömeceğiz dedim, başım belaya girdi.” 

Tabii ki sizi kürekle gömmeyeceğiz, kendi işçi sınıfınız sizi gömecek.”

Polonyayı Arzulamak

1977 yılında, dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, tercümanının azizliğine uğrayarak Polonya’da alay konusu olmuştu.

Carter’ın Polonya halkıyla yaptığı miting sırasında söylediği “when I left the United States” cümlesini tercüman “when I abondened the United States” şeklinde çevirince, Amerika’yı bir daha dönmemek üzerine terk ettiği anlamı ortaya çıkmıştı. Kalabalığın içerisinde tercümanın hatasını fark edip, duruma gülenler dahi olmuştu. 

Tercüman ayrıca, Carter’ın Polonya halkının geleceğe dair arzularını merak ettiği söylemini, Jimmy Carter’ın Polonya’ya karşı cinsel arzu duyduğu şeklinde çevirince ortalık iyice karışmıştı.

Tüm bunlar olunca, Carter da özel akşam yemeğinde aynı tercümanı kullanmak istememişti. Ancak akşam yemeğinde görevlendirilen yeni tercüman Jimmy Carter’ın kurduğu cümleleri sessizlikle karşılamış ve çevirmeyi reddetmişti. Başkanın yeni Tercümanı, Carter’ın dediklerini anlamamış, dolayısıyla çevirmemişti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Jimmy Carter, Polonya’dan ayrılırken bir dalga konusu olmuştu bile…


Kaynakça:

Tags:

Bir cevap yazın