Çeviri Kulüpleri Tarihine Giriş – Öğr. Gör. Çağdaş Acar

Çeviri Kulüpleri Tarihine Giriş – Öğr. Gör. Çağdaş Acar

Makro Tarih

Çeviri bölümlerinin tarihi, Türkiye’de yalnızca 1983 senesine kadar gidiyor. Alan adı ve resmi mevcudiyeti yeni olmakla birlikte, devir alınan bir dilbilim ve edebiyat mirasının varlığını unutmamalı. 40’lardan başlayan, Tercüme Bürosu, İstanbul Üniversitesi ve Memet Fuat etrafında toplanan çeviri faaliyetlerini unutmamalı!

Üniversite çeviri kulüpleri, bildiğimiz kadarıyla 90’ların ortalarında kurulmaya başlıyor. Çevrimiçi kitap satış sitelerinde Boğaziçi Üniversitesi Çeviri Kulübü’nce basılmış Evire Çevire dergilerinin özel sayılarını kovalayıp edindiğimi hatırlıyorum. O yıllarda “şiir özel sayısı”, “mizah özel sayısı” gibi matbu dergiler hazırlandığını görüyoruz.

2000’lerin başlarında bu hareketlilik giderek kayboluyor. Kariyerimizin yükselişine bağlanabilir mi bu durum? 90’lardaki siyasi hareketliliğin devir teslim yapamaması belki de…

2005 sonrasında internetin ve kişisel bilgisayar kullanımının yaygınlaşması sonunda çeviri kulüplerinde de hareketlilik başlıyor. Aynı yıllarda o zamanki adıyla Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği, şimdiki adıyla Çevirmenler Meslek Birliği Çevbir’in kurulduğunu unutmamalı. Boğaziçi Üniversitesi Çeviri Kulübü, Evire Çevire dergisini basmaya yeniden başlıyor; oylumlu, 96 sayfaya kadar çıkan, Lord Dunsany çevirmeniyle söyleşiden Çinli akademisyenlerin makalelerinin çevirisine, Japon edebiyatını tanıtıcı metinler yayımlamaya kadar varıyor iş; üç günlük şiir çevirisi atölyeleri düzenleniyor. Dergiler İstanbul’daki kitabevlerine dağıtılmaya başlanıyor.

Farklı iller arasında ilk iletişim başlıyor, ancak hâlen her çalışma kendi çevresiyle sınırlı.

Kolektif Akıl: Eksikliği hissedilen boşluk, nihayet 2009 senesinde doldurulmaya başlanıyor. Farklı illerin çeviri kulüpleri bir araya gelip ilk kez, temel sorunları üniversite bölümleriyle karşılıklı olarak konuşacakları oturumlar düzenliyor. Bu, çok önemli bir gelişme.

Ancak daha bu yılların öncesinde beliren bir diğer boşluk dikkat çekmeye çoktan başlamış: birikim aktarımı. Farklı okulların farklı dönemlerinde gönüllü çalışan çeviri öğrencileri tüm gücünü prosedürleri öğrenmek ve yerine getirmekle harcıyor, yapıp ettiklerini merkezi bir sistemle arşivleyip sunamıyor. Yani faaliyet ve etkinliklerde yapılacak işler, iletişime geçilecek kişiler, tamamlanacak kırtasiye işlerinin listesi ve sırası her dönem tarafından her sene öğrenilip kolektif bir akla dönüşemeden kişilerin zihniyle beraber kulüplerden ayrılıyor. Yapılan işler, bir sonraki döneme aktarılamıyor. Bu, o dönemde de üzerine yeterince eğilinmemiş, bu dönem de eksikliği hissedilen bir husus.

İnternet hızı, yaygınlığı ve sosyal medya yazılımlarının çeşitliliğiyle iletişim her zamankinden daha hızlı ve çok daha geniş bir sahaya nüfuz edebiliyor. Ancak internet sitesi ve blog gibi merkezi alanlar vasıtasıyla tüm olup biteni tek bir mecrada tasnif etme gerekliliği henüz geçerliliğini yitirmedi. Kimiz, ne yaptık, ne yapacağız ve temel taşlarımız nelerdir sorularının cevapları içe ve dışa yönelik olarak bu gibi alanlarda toplanmalı.

İlerleme-Gelişme Karşıtlığı: Adım atıp mesafe kat ediyor olmak, gelişmenin tek başına garantisi değil. Türkiye Çeviri Öğrencileri Birliği (TÜÇEB), belirli bir dönemde kilit bağlantıları kurarak ilerici bir ortam yarattı. Dönemin şartları artık bu mevcudiyeti gerektiriyordu; ne mutlu ki gecikmeden yola çıkıldı. Ulusal çalıştayların düzenlenebilir hâle gelmesi, bu hareketliliğin en önemli başarısı oldu; yapılan çalışmaları somutlaştırdı.

Ancak bir-iki senelik çalışmaların ardından yeni bir tehlike ortaya çıktı: hareket seviyesini etkinlik yapmakla sınırlı tutmak. Kurulan bağlantılar ve tanışıklıklar bir araya gelebilirliği sağlarken ürün anlamındaki çıktıların etkinliklerle sınırlı kalması, ciddi bir sorun olarak gözlemlenir hâle geldi.

Çeviri kulüplerinin ortak özelliğidir: merak taşıyan birçok üniversite öğrencisi bir araya gelir ve yaratım sürecine girmek ister. Fakat ne yapmalı, nasıl yapmalı… Umutlar yüksek, hedefler büyüktür. Fakat yine ortak bir özelliği var gibi görünür çeviri kulüplerinin: yeterince çeviri yapmamak, tartışmamak. “Etkinlik yapmakla sınırlı tutmak” meselesi burada can alıcı hâle geliyor. Çeviri mefhumu üzerine çokça söz alıp çevirinin kendisiyle çok az haşır neşir olmak, hele hele bir diğerinin çevirisi üzerine neredeyse hiç konuşmamak. Birkaç metre ötedekinin ne yapıp ettiğinden bîhaber olmak bir başka can acıtıcı mesele. Bugünün ve her günün en temel ihtiyaçlarından birisi bunlar değil mi?

10’ların Ortasına Doğru: 2014 senesinde ise yeni dönemlerde yeni kıpırdanmalar, ilerleme safhasından gelişme noktasına yaklaşıldığını muştuluyor. Var olan kulüplere yenileri ekleniyor, çoğu kulüpte yeni çalışma alanları yaratılmaya çalışılıyor. İstanbul Üniversitesi Çeviri Kulübü’nün (İSÇEV), alanda çalışan firmalardan ek eğitim talebinde bulunabilecek duruma gelmesi, bu işaretlerden yalnızca biri. Edirne’deki Trakya Üniversitesi, benzer taleplerle hareketlilik eksenini İstanbul’un dışına taşımaya kararlı. İzmir’deki Yaşar Üniversitesi, gerçek çeviri işleri alabilir konumda. İstanbul Arel Üniversitesi’nin akademi-sektör işbirliğinde öğrenciler, gerçek görevler üstleniyor. Hacettepe Üniversitesi tiyatro metinleri çevirip sahnelemek, bu çevirileri teknoloji vasıtasıyla tek bir platformda toplamak peşinde. Haberdar olmadığımız başka önemli çalışmalar muhakkak vardır

Sonuç Yerine: Kulüp çalışmalarının nüvesi olan atölye çalışmaları, yani çeviri öğrencilerinin müfredat dışında çeviri yaparak akranlarıyla çeviri tartışır konuma gelmesi ve bu tartışmaların sonucunda gerekli görülen noktalar paralelinde etkinlikler düzenleniyor olması 2000’lerin başında ve hatta 90’ların sonunda hâlihazırda var olup bir süredir unutulmuş bir uğraş. 10’lu yılların ortasına geldiğimizde bu anlamda yeni gelişmeler bekleniyor, hem de merak ve özlemle.* Her tarih yazımı çabası ister istemez kendi bakış açısıyla ve kendi anlatısallığıyla sınırlıdır. Bu yazı, hem bir derleyip toparlama girişimi, hem de gözlemler sonucu ortaya çıkan bir eleştiri derlemesidir. Eksikleri muhakkak bulunur. Tarihsel dökümün yanı sıra uyarıcı nitelik taşıması ise ister istemez cemaatleşen her topluluğa hatırlatıcı olması açısından gerekli görülmüştür.

*Yukarıdaki yazı, Dragosfer Dergi’nin 14. sayısında yer alan “Sıfırlı Yıllarda Çeviri Kulüpleri” başlıklı yazının genişletilmiş ve gözden geçirilmiş halidir.

Çeviri Kitabı

Bölüm: Çeviri ve Öğrencilik

Yazar Hakkında

Öğr. Gör. Çağdaş Acar

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim ile Katholieke Universiteit Leuven Batı Edebiyatı bölümlerinde öğrenim görmüştür. Ayrıntı ve Everest yayınevlerine kitap çevirmenliği yapıp İstanbul Arel Üniversitesi’nde yarı zamanlı olarak çeviri teknolojileri ve çeviri tarihi dersleri vermektedir.

Bir Cevap Yazın