Şirketler için İçerik Yerelleştirmenin 3 Yolu

Şirketler için İçerik Yerelleştirmenin 3 Yolu

Küresel bir kitleye ulaşabilmek her işte önemli bir hedef olarak karşımıza çıkmakta. Yeni ve yenilikçi dijital araçlar dünyanın her yerindeki müşterilere ulaşmamızı oldukça kolaylaştırıyor. Yine de sosyal ve dijital platformları arkanıza alsanız bile bazen istediğiniz piyasaya erişmeye çalışırken önünüze engeller çıkabiliyor.

Küresel pazarlamaya hakim olmak yerine, küresel çapta yerelleştirilmiş bir pazarlamayı göz önünde bulundurmalısınız.

CMO Council tarafından yapılan bir çalışmaya göre pazarlamacıların %49’u, kârlılık ve büyüme ve için yerelleştirilmiş bir pazarlamanın gerekli olduğunu söylüyor. Kültürel, ekonomik, çevresel ve hatta siyasi etkiler müşterilerin satın alma kararlarını etkilemektedir. Yerelleştirme sayesinde herhangi özel bir pazarda satışları arttıracak bir pazarlama mesajı belirleyebilirsiniz.

Fakat yerelleşmiş bir pazarlama bu kadar önemliyse, neden pazarlamacıların sadece %12’si kampanyalarını yerel bir düzeyde çalışacak şekilde düzenlediğini belirtmiştir? Küresel eTicaret rakamlarının 2019 yılına kadar 3,55 trilyona ulaşması tahmin ediliyorken, şu an yerelleştirilmiş bir çevrimiçi pazarlamayı dikkate almanın tam zamanıdır.

Büyük piyasalarda rekabet etmeye ve küresel pazardan payınızı almaya hazırsanız, aşağıdaki küresel kitleler için yerelleştirme girişimlerinizi geliştirecek 3 maddeye göz atın:

 

Hızınızı Kontrol Edin

Büyük pazarlara açılmak çevrimiçi altyapınızı güncellemeyi de beraberinde getirir. Küresel bir işletmeyi yönetmek de aynı şekilde hız gerektirir, bu yüzden içerik teslim ağlarının (CDN) kullanımı yerel internet hızlarını eşitlemek için oldukça önemlidir. Temelde, bir CDN dünyanın her tarafındaki sunucularda içeriği saklar ve erişimi hızlandırır.

Ortalama olarak CDN kullanan internet siteleri %50 daha hızlıdır ve %70 daha az bant genişliği kullanır. Birçok web hosting hizmeti CDN hizmeti sunsa da, bir o kadar firma da internetin dünyaya nasıl sunulduğunu hâlâ tam olarak anlayamamaktadır. Web sitenizle ilgilenen takımla temas halinde olun ve içeriklerin her bölgeye hızlı bir şekilde iletildiğinden emin olun.

 

Ana Mesajınızı Belirleyin

Kültürler; sosyal, siyasi, çevresel ve ekonomik faktörlerden etkilendiği her zaman değişime uğrar. Yine de hangi piyasayı hedeflerseniz hedefleyin, anahtar mesajınız aynı kalmalı. Coca-Cola ve McDonald’s gibi şirketlerin yerel reklamlarını görüyoruz, fakat hepsinin aslında her zaman kullandıkları temel bir mesajları var.

Bu strateji, küresel bir şirketin temel misyonuna hizmet etmektedir. Örneğin, McDonald’s sloganı herhangi bir kültüre göre düzenlenebilir: “I’m loving it” olan asıl sloganın Türkçede “Mcdonald’s Gibisi Yok olarak çevrilmesi gibi. Hem tüketicinin dikkatini çekebilmek hem de temel bir mesajı düzenleyebilmek yerelleştirme alanında kilit bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Doğru Dili Seçmek

Kolay gibi görünüyor fakat olduğundan daha karmaşık bir konu aslında. Diyelim ki İngilizce konuşan insanlar için bir website hazırlıyorsunuz fakat belirli bir bölge için. Bunu yaparsanız tüketici kaybı yaşayabilirsiniz. Jargon, günlük konuşma kalıpları, popüler kültür ögeleri kullanırsanız da aynısı geçerli. Burada önemli olan şey yerelleştirme yaparken o kültürden herkesin anlayabileceği basit bir dil kullanmak.

Çevirinin yadsınamaz önemini bu esnada görebiliriz. Dünyanın %70’i İngilizce konuşmamakta fakat internet sitelerinin sadece %43’ü İngilizce dışında bir dilde çeviri sunmaktadır. Yerel bir piyasaya tutunmanın en önemli yollarından biri internet sitelerine çeviri seçenekleri eklemektir diyebiliriz.

 

Kaynak:
http://www.huffingtonpost.com/liesha-petrovich/3-ways-to-localize-your-c_b_9517070.html

Bir Cevap Yazın