Çeviri Blog ekibinden Kardelen ve Melis, Harry Potter sevdalıları olarak 4 Kasım Cumartesi günü Zorlu PSM Ana Tiyatro’da gerçekleşen bu eşsiz söyleşiye katıldılar. Söyleşi ücretsiz olup tüm Harry Potter sevdalılarına açık olarak gerçekleştirildi.
Aytıntıları gururla sunarız.

 

Sonorus

 

Sesimiz geliyor mu?

Güzel. O halde başlayalım.

Serinin çevirmenleri Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu ile Harry Potter’ın edebiyattaki öncülleri ve benzerleri (örneğin Ursula K. Le Guin, Tolkien, Charles Dickens, hatta Kemalettin Tuğcu!, Philip Pullman); yine Harry Potter’ın mitolojideki kökleri (başta Nordik mitoloji ve Kelt mitolojisindeki, İngiliz masal ve efsanelerindeki kökleri) ve Harry Potter’ın dilini var eden, şekillendiren esin kaynakları yani terim ve isimlerin geldiği noktalar ve araştırma süreçleri  hakkında sihirli bir söyleşi için bir arada bulunduk. Kardelen muggle icadı uçağa atladığı gibi İstanbul’a geldi.

Salona girdiğimizde Harry Potter film müziği karşıladı dinleyicileri, neredeyse herkesin üzerinde bir aksesuar, kıyafet ya da dövme vardı! Gryffindor, Slytherin, Ravenclaw ve Hufflepuff; bütün Binalar oradaydı!
Sayın Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu sahneye adım attığı an büyülendik.

Söyleşinin başlangıç noktası kitap serisini çevirmeye başlama hikayesi oldu. İlk kitabı çeviren ismin Ülkü Tamer olduğunu yineleyelim. Serinin geri kalanları ise Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından çevrildi. Kitapların ikisinde çeviri danışmanlığı da yapan Kutlu, kitabı ilk gördüğünde kapaktan etkilendiğini ve ilk izlenim olarak kitabın bir komedi kitabı olduğu fikrine kapıldığını ekledi. :)

Söyleşi ilerledikçe daha derinlere inilmeye başlandı. Terimler ve araştırma sürecinde karşılaşılan ilginç kazanımlar.

Mutlu anılar ve gerisi yazımızda

 

 

Edebi olarak Harry Potter

Büyüyen kitap olarak tanımladığımız, özellikle 90’lar çocuklarıyla beraber büyümüş olan bu serinin genel kültüre katkısı tartışılamaz. Çocuklara, gençlere hatta yetişkinlere okuma sevgisi aşıladığı da bir gerçek.
Kutlukhan Kutlu bizlere, HP yazılırken, J.K. Rowling’in Charles Dickens’dan etkilenmiş olabileceğini ve sebeplerini
– var olan yetim ya da öksüz çocuklar
– hizmetkarlar, burada ev cinlerini de dahil edebiliriz (Ah, Dobby, ah…)
– dilenciler, hırsızlar, kurt adamlar, çalınan çocuklar
– kadına bakış açısı
– mizah benzerlikleri- burada bahsedilen espri olmadan mizah yapmak yani kelime seçimleri ve isimlendirmeler olarak sıralayabileceğimizi söyledi.

Diğer yandan, Alberto Manguel’e ait olan Hayali Yerler Sözlüğü‘nün de HP çevirisine dilsel açıdan büyük katkı sağladığını ekledi. Öyle ki, HP’dan daha zor olduğunu ancak aynı dönemde çevrildiği için etkilenmelerin var olduğunu belirtti.

Klasik fantazyaların tümünde hemen hemen ögelerin aynı; büyücü okulları, bilge adamlar, elementlerin peşinden gidenler gibi ögeler olduğunu belirten Kutlu, bu ögelerin Harry Potter serisinde ayrı bir boyuta gelmesinin sebebinin ise ardında yatan araştırma ve mükemmel ifade olduğunun altını çiziyor.

Akademisyenlerin gözüyle Harry Potter
Amerikalı bir profesör, Harry Potter çıkmadan önce öğrencilerin okumuyor olmasından dolayı panik halinde olduklarını, Charles Dickens bile okumuyorlarsa başka ne okurlar diyerek endişe duyduklarını belirtmişler. Daha sonra, serinin kitaplarını okuyan kişilerin iki kitap arasındaki o sürede yine HP tarzına yakın yazarların, eserlerin arayışına girdikleri görülmüş. Bu sayede Charles Dickens da okur olmuşlar!

 

Terim ve isimlendirmeler:

Sirius Black
Üçüncü kitap olan Harry Potter ve Azkaban Tutsağı‘nda karşımıza çıkan, Sevin Okyay’ın da en sevdiği karakter olan Sirius Black için yaptığı açıklamaları şöyle,

“Çapulcular arasında tanıdığım andan beri en sevdiğim. Bir defa doğuştan dezavantajlı. Şöyle ki Kara ve asil olan Black Ailesi’nden ama görüşleri farklı, arkadaşları zaten öbür tarafta. Bir de Kara Köpek meselesi var.”

Açıklayacak olursak, Sirius bir yıldız veya takımyıldızından adını alan pek çok aile üyesinden bir tanesidir. Sirius bir Köpek Yıldızı’dır, karakterimiz de Animagus olduğunda büyük bir siyah köpeğe dönüşür. Sirius yıldızı Büyükköpek Takımyıldızı’nın en parlak yıldızıdır. Büyükköpek Yıldızı’nın Güneş’ten sonraki en parlak yıldız olduğunu da belirtelim :) Karakterin hikayesine ve özelliğine tam uyuyor. Siyah köpek meselesi ise: Sirius’un Animagus formu büyük, tüylü ve siyah bir köpek olduğu için ölüm alameti olan Ecel ya da Azrail ile karıştırılmasına sebep olmuştur.

Sirius ile ilgili Sevin Okyay’ın duygusal anıları da var…
” En sevdiğim karakter, herkes gibi ben de ölmesini tahmin ediyordum ama istemiyordum. Editöre, eğer ölüyorsa bana söyleme, dedim. Ama o “söyle” dediğimi sanmış. Ve evet söyledi. Çevirmeyi reddetme noktasına geldim. Sonra düşündüm, ölecekse bari benim elimde ölsün.” :( 

Bellatrix Lestrange (Black ailesinden)
Bellatrix ismi Fransızca olup, hoş, güzel ve asil anlamındadır. Ayrıca dişi savaşçı anlamına da gelir ve Orion’un yıldızlarından biridir. İlginç bir şekilde Orion Takımyıldızı aynı zamanda Sirius’un bulunması için kullanılan yıldız takımıdır. Bunun ilginç olmasının sebebi de anne tarafından kuzen olan Sirius ve Bellatrix’in birbirlerinden ölesiye nefret etmeleri :)

 

 


Minerva McGonagall
Karakterin adı, mitolojide bilgeliğin tanrıçası (Athena) Minerva’dan gelmektedir. Soyadı ise on dokuzuncu yüzyılda yaşamış, İngiliz şiirinin genellikle en kötü şairi olarak anılan William Topaz McGonagall’dan almıştır. Minerva ve McGonagall da isabet olmuş. :)

 

 

 

 

 


Muggle
İnsanlardaki büyü durumunu ifade eden bir sözcük olup, cadı ya da büyücü olmayan kişiler için kullanılır. Irkçılık ya da ayrımcılık olarak da görülür. Bu sözcüğü çevirmemekle oldukça iyi bir iş yapmışız, diyen Kutlu, bu kelimenin çevrilmemesi üzerine de olumlu yorumlar almış.”I’m not muggle!” yazan tişörtler giyen, bu sayede birbirlerini tanıyan Harry Potter hayranlarını ve bunu aralarında bir espriye dönüştürmüş olmaları örneğini verdi bizlere.

 

 

Hogwarts Evleri/ Binaları
Bu konu ile ilgili bir dinleyiciden soru geldi,

“Hogwarts evleri Fransızca kitapta çevrilmiş, neden Türkçe ya da diğer dillerde aynı kaldı, neden çevirmeyi tercih etmediniz?”

Yanıt:
Kutlu “Var olan Viktoryan yapının ve İngiliz dokusunun korunmasını istedik, bulacağımız ifadelerin o dokuyu verememesi durumu vardı.”

 

 

Quidditch
Yine bir soru Quidditch ifadesinin kaynağı ile ilgiliydi,
Yanıt Kutlu’dan geldi.
Rugby ve futbol karışımı sert bir spor. J.K. Rowling, Rugby izleyicisidir, hatta kendisi, Sinir sistemim Rugby izlemek için yeterli bile değil, neden izliyorum?, demiştir. Benzerliklerin olduğunu görüyoruz, havada halkalar, sert manevralar ve tehlike boyutu mesela.”

 

 

Dinleyicilerden gelen başka bir soru ise Harry Potter serisinde anaerkilliğe bir gönderme olup olmamasıydı. Kutlu ve Okyay, buna yanıt olarak böyle bir şeyin dikkatlerini çekmediğini ama olabileceğini de eklediler.

Olabilme ihtimalinin de seri boyunca baba figürünün çok bulanık olması ve bir türlü biri tarafından doldurulamamasına rağmen anne figürünün çok keskin hatlarla ayrılışından kaynaklı olabileceğini söylediler; bu iki anne Harry’nin annesi Lily Poter ve Draco’nun annesi Narcissa Malfoy oluyor. Yine de Molly Weasley’i de unutmamakta fayda var :)

 

Son soru da anti-kahramanlarla ilgiliydi. Dinleyicilerden bir tanesi serideki anti-kahramanlar ve Slytherin’in sonradan kahramanlaştırılması gibi konular hakkındaki görüşlerini sordu Kutlu ve Okyay’a.

Kutlu buna anti-kahramanların çok baskın olmadığını düşündüğünü ama kendi fikrine göre buna en yakın örneğin Lanetli Çocuk’ta verildiğini söyledi (bkz: Scorpius ve Albus). “Slytherin’in kahramanlaştırılması” ifadesi akıllara Severus Snape’i getirdiği için Sevin Okyay da bu konuda, en başından beri Snape’e güvendiğini ve sonunda da haklı çıktığı için gurur duyduğunu belirtti.

Kutlu, anti-kahraman kavramının günümüze gelirken değiştiğini de ifade etti. Anti-kahramanların 80’li yıllarda yükselişe geçtiğini ve o dönemde sadece şövalye gibi davranmayan (leydisini korumamak gibi) kişilerin anti-kahraman görüldüğünü ifade ederken, bugünün anti-kahraman sıfatının çok büyük kötülükler yapan kişilere ait olduğunu da ekledi.

 

Bu son soruyla beraber söyleşi sona erdiğinde salonu bir hayal kırıklığı sardı. Biz de tadına doyamamıştık :( Sonrasında Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu tarafından çevrilmiş kitaplarını kapıp gelenlerin imza için kuyruğa girdiğini gördük. Kardelen hayıflanmadan edemedi doğrusu. Neyse artık, bir dahakine diyerek dilek tuttuk.

Her Harry Potter hayranı gibi bizim için de unutulmaz bir akşamdı gerçekten. Düşünseli’mizdeki güzel anılar arasında yerini aldı :)

Bir dahaki söyleşilerde görüşmek üzere!

 

Melis&Kardelen

 

Quietus

 

 

 

 


Kaynakça:

Zorlu PSM Etkinlik

Tags: