Thursday, December 12, 2019
ÇEVİRİ VE ÇEVİRMENLERİN DÜNYASINDAN KISA KISA


Röportaj|Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümünü Kazandım, Döneme Nasıl Başlamalıyım?

ÇeviriBlog ailesi olarak Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümünü kazanan tüm arkadaşlarımızı tebrik eder, başarılarla dolu bir akademi hayatı dileriz.

Yazar: E. Derya YAMANER , Kategori: Çeviri , Tarih: 16 Eylül 2019 Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Sizlere bölüm hakkında fikir vermek ve güzel bir başlangıç yapmanıza yardımcı olmak adına Slav Dilleri üzerine Yeminli Tercüman, Tıp Hukukçusu ve İSG Uzmanı Nuray ÇELİK ile bir röportaj gerçekleştirdik, yeni başlangıçlara ışık tutmasını diliyoruz.

Slav Dilleri üzerine Yeminli Tercüman, Tıp Hukukçusu ve İSG Uzmanı Nuray ÇELİK

Merhaba Nuray Hanım, sizinle tanıştığımıza çok memnun olduk. Slav Dilleri ve Edebiyatları, en çok merak edilen bölümlerden birisi. Döneme başladığımız bu haftalarda yeni arkadaşlarımıza neler önerirsiniz?

Öncelikle bu bölümü kazanan veya bölüme ilgi duyan arkadaşlar ”Cześć, привет (privet)”. Bu bölümü kazanan arkadaşlarıma iki yönlü bir tavsiyem olacak; birincisi, bölümden en iyi şekilde mezun olmaları adına, diğeri ise mezun olduklarında karşılaşacakları iş ve işsizlik sorunları adına. Bu tavsiyeler bizzat tarafımca deneyimlenmiş olup sizlere yararlı olmasını diliyorum.

Bölümle ilgili tavsiyelerim,

Slav Dillerine gönül vermiş gelecekteki meslektaşlarım, bu bölüm emek ister çaba ister demeyeceğim; her bölüm ve her meslek çaba ister. Rahat geçerim, üniversite hayatı yaşayayım diye düşünmeyin, ilk sene çok önemli, dilin temeli ilk dönem atılıyor. Siz bir bina inşa ettiğinizi varsayın; temeliniz sağlam olmazsa üstüne diğer katlar için çok çaba harcasanız da bana güvenin, tamamlamakta güçlük çekersiniz. Sizden ricam baştan sıkı tutmanız yönünde. Şimdi diğer bir açıdan değerlendirelim; bir dili en iyi öğrenme yolu her zaman o dilin kültürü, edebiyatı veya tarihinden en az birini sevmekten geçer. Merak ve ilginizi kaybettiğiniz zaman zaten alfabe ve gramer yapısı olarak Türkçe ve İngilizceye benzemeyen bu diller arasında kendinizi içinden çıkılmaz bir hale düşmüş hissedebilirsiniz. Bu yüzden kendi kültürünüzü unutmamak şartıyla kendinizi köklü bir kültür olan Slav kültürüne bırakın. Bu, sizin çift yönlü gelişimize yardımcı olacaktır ki bir yandan dilinizi geliştirirken diğer yandan genel kültürünüzü geliştirip belki de bambaşka bir sizi tanıyacaksınız. Çok sevdiğim bir Çek atasözü der ki: ”Yeni bir dil öğren, yeni bir ruh edin.”  Bu söz kesinlikle siz anlattıklarımın özeti niteliğine haiz.

Sevgili geleceğin Slav Dili filologları, yeni bir dil öğrenirken karşımıza sıkça çıkan problem; ana dilimiz Türkçenin gramerine hakim olmadığımızdır. Hem Slav gramerinde zorlanmamak adına hem de doğru çeviri yapmak adına lütfen ana dilimizin gramerine tam hakimiyet sağlayınız.

Mezuniyet sonrası  için tavsiyelerim ise,

Sevgili arkadaşlarım, geleceğiniz için en önemli noktalardan birinin burası olduğunu düşünüyorum. Sadece Slav Dilleri ve Edebiyatları için konuşmuyorum. Genel olarak dil ve edebiyat bölümlerinde öğrenim görecek ya da görmekte olan arkadaşlarım için de bir tavsiyede bulunacağım. Bu bölüme girerken ve devam ederken ”Bize işlenen ve sürekli anlatılan güzel iş imkanları ile prestijli çeviri bürolarında, şirketlerde ya da okulda kalıp akademik çalışırım” diye düşünen sevgili arkadaşlar… Hayallerinizin ve kurduğunuz bütün o güzel planların gerçekleşmesini dilerim öncelikle. Size, başta ben ve benim dönemimin dil ve edebiyat mezunu bir çok arkadaşım adına bir sözcü gibi konuşuyorum. Mezun olduğunuzda doğrudan güzel bir iş bulma imkanınız olmayabilir. Filologların piyasası bugünün şartlarında ne yazık ki düşüş yaşamakta. Ben Ankara Üniversitesi mezunuyum. Genel olarak piyasada yabancı kökenli göçmenlerin çalıştırıldığına şahit oldum. Örneğin Rusça tercüme için şirketler genelde Azeri kökenli göçmenleri tercih etmektedir. Sebebi ise dillerinin Türkçeye yatkınlığı ve Rusçayı ana dili gibi konuşmalarının yanında piyasanın altıda bir oranında ücretle çalışmaları. Özellikle büyük şehirde yaşayan arkadaşlar, özel piyasanın durumu bu yönde ilerlemekte. Değinmem gerek bir çok problem var ama sizleri sıkmak istemem. Bu yüzden siz Slav Dilleri ve Edebiyatlarının yanında Açıköğretim’den Uluslararası İlişkiler, Dış Ticaret ya da dili kullanabileceğimiz başka bir alan seçin ve iki üniversiteyi bir arada götürün. İnanın bana mezun olduğunuz zaman hak vereceksiniz. Zor gibi gözükmesin gözünüze. Ben bu yollardan geçtim ve dillerimi şimdiki yeni alanlarıma bir ek olarak kullanıyorum. Yeni alanlarım ne derseniz Tıp, Hukuk, İş Sağlığı ve Güvenliği, yüksek lisanslar ve Slav Dilleri ve Edebiyatları bölümüne ek bir lisans daha bitirdim. Ben yaptım siz de başarabilirsiniz. Meslek hayatınızda yolunuzun açık olması dileği ile…

Teşekkür ederiz bu kadar açık ve net olduğunuz için. Peki, üniversite öğrenimi boyunca ”İyi ki…” demeleri adına yeni arkadaşlarımıza önereceğiniz kitaplar nelerdir?

  1. Franz Kafka – Milena’ya Mektuplar
  2. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski – Karamazov Kardeşler
  3. Carlos Batista – Çevirmenin Başucu Kitabı’ nı tavsiye ederim.

Bir de üniversite yılları boyunca katkı sağlaması açısından genel kültür ve Slav Dilleri ve Edebiyatları’na yönelik hangi kitapları tavsiye edersiniz?

Slav Edebiyatına yönelik tavsiyeleri genelde tarih aralıklarına bölerek veriyorum. Devrim öncesi, sonrası veya iki savaş arası dönem gibi incelemek daha yerinde olacaktır. Çünkü Rus edebiyat ve sanatında büyük dehalar çıkmışsa eğer, bunun en önemli nedenlerinden birisi, bütün bu yazar ve sanatçıların, Rus devrimci düşüncesi ve siyasetiyle iç içe olmalarıdır.

Rus (SSBC) ve Nazi Almanyası etkisinde olan Polonya Edebiyatı da bu dönemlerde en az Rus Edebiyatı kadar güçlüdür. Kültürünü, dilini ve edebiyatını gizli bir şekilde devam ettirmeye çalışılan Polonyalı yazarların çektikleri sıkıntılar kesinlikle etkileyici bir edebi dille eserlere yansımıştır. Kamp Edebiyatı dediğimiz Nazi kamplarından kaçmayı başaran yazarların eserleri ise okunmaya değerdir. Siyaset, sanat ve edebiyatla toplumsal gerçeklik arasında zorunlu evrensel bir ilişki vardır. Bu ilişki Slav edebiyatları incelendiğinde göze çarpmakta ve hatta aynı yazarların, toplumun siyasi görüşünün değişmesi ile eserlerinde savundukları görüşlerin tam zıttı yönünde eserler verdikleri görülmektedir.

  1. Holokost – 2. Dünya Savaşı Döneminde Yahudi Soykırımı

  2. Lev Nikolayeviç Tolstoy –  Savaş ve Barış, Kazaklar (Rus Edebiyatı)

  3. Vladimir Ilyiç Lenin – Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi (Rus Edebiyatı)

  4. Witold Gombrowicz –  Ferdydurke  (Polonya Edebiyatı)

  5. Czeslaw Milosz – Tutsak Edilmiş Akıl  (Polonya Edebiyatı)

  6. Ivo Andriç –  Drina Köprüsü (Sırp Edebiyatı)

 7. Dimitır Dimov – Tütün (Sırp Edebiyatı)

  8. Yordan Yovkov – Sınır Boyundaki Çiftlik (Bulgar Edebiyatı)

  9. Taras Şevçenko – Kobzar (Ukrayna Edebiyatı)

 10. Franz Kafka – Dönüşüm (Çek Edebiyatı)

Bu verdiğiniz örnekler benim için o kadar değerli ki… ÇeviriBlog yazarlarından Leh Dili ve Norveç Edebiyatıyla ilgilenenlerimiz de var. Ben de Çek Edebiyatı ve Polonya Edebiyatı sevenlerdenim. Fakat Türkiye’de bunları bilen pek kişiyle karşılaşamıyoruz doğrusu. Bir sorum daha var, yeni kazanan biri hangi seviye dil bilirse Slav dillerinde olan dersleri/ derste kullanılan kaynakları daha iyi anlayabilir?

Yeni kazanan arkadaşlar için Slav dillerinde ders anlatımı başlangıç seviyesinden başlamaktadır. Bu yüzden dersleri baştan sıkı tutarlarsa anlamakta zorluk çekmezler.

Genel kültür edinimi açısından yeni kazananlara neler önerirsiniz?

Ankara Üniversitesi mezunu olduğum için bizim okulumuz adına konuşmam gerekirse yurtdışında staj, Erasmus ve okuduğumuz bölümün kendi konsoloslukları tarafından verilen çeşitli burs imkanlarına sahiptik. Kazanan öğrencilere, 1. sınıftan sonra bu burs fırsatlarını değerlendirmelerini tavsiye ederim. Çünkü hem dillerini geliştirirken hem de o ülkenin kültürüne hakim olurlar. Yurtdışı bursu imkanı olmayan arkadaşlarıma tavsiyem ise, dilini öğrendiğiniz ülkenin gündemini her gün takip edin. Sabahları kalktığınız zaman açın bir Rus gazetesi okumaya çalışın ya da Lehçe (Polonya dili) haber kanalları izleyin. Aksan için tavsiyem; müzik dinleyin ve hatta dinlemekle kalmayın şarkı söyleyin ki bu aksan sorununa yardımcı olacaktır.

Her bölümden yapılan röportajlarda Erasmus’la ilgili iyi şeyler söylendi. Bence de olmazsa olmazlardan biri. Biliyoruz ki bu bölümü kazananlar İngilizce bir sınav ile geldi. Bu bağlamda ikinci dil edinimi açısından yeni arkadaşlarımıza önereceğiniz dil öğrenim teknikleri nelerdir?

Anadili Slav olmayan arkadaşlarımız dışında herkes İngilizce bir sınavla geldi bölüme, bildiğim kadarıyla. Bildiğiniz gramer bilgilerini kesinlikle bir tarafa bırakın. Slav dilleri arası kıyaslama yapılması haricinde gramer kıyaslaması sizin için en büyük hata olacaktır. Tavsiyem öğrendiğiniz dillerin gramerine odaklanmanız yönünde. Sadece gramerden bahsetmek yersiz, Slav dillerinde yazılışı ve okunuşu aynı ama anlamları farklı kelimeler sıklıkla karşınıza çıkacaktır. En büyük sorunlardan birisi budur. Çevirdiğiniz dile düşünme mantığını oturtmanız zaman alsa da bir süre sonra tam hakimiyet sağlayacaksınız. Eş anlamlı kelimelere dikkat ediniz. Eş anlamlı kelimeleri yan yana yazdığınız bir defteriniz olsun. Slav dilleri 3 cinsten oluşmaktadır. Dişil, eril ve nötr kelimeler cinslere göre ayrım gösterirken, özellikle Lehçede istisnalar fazladır. İstisna kelimeler için ayrı bir dosya ya da defteri tutmanızı öneririm.

Biraz da bölümün derinliklerine inelim. Slav dilleri deyince hangi dillerden bahsediyoruz aslında? Bu diller birbirlerine çok yakın diller mi, yani birini öğrenince diğerlerini öğrenmek de kolay mı oluyor?

Kesinlikle çok sık karşılaştığım sorular: Hangi dilleri kapsıyor? Arnavutça ve Romence Slav dillerine mi bağlı? Arnavutça ve Romence, Slav dillerinden değildir.

Şimdi bu sorulardan önce Slav dillerinin bağlı olduğu dil ailesini netleştirelim. Slav dilleri, Hint-Avrupa dil ailesine bağlı olup fonetik ve gramer yapıları, sözcük hazneleri açısından benzerlikler gösterir ve Batı, Doğu ve Güney Slav dilleri olarak üç gruba ayrılır. Slav dilleri: Bulgarca, Rusça, Sırpça, Ukraynaca, Slovence, Hırvatça, Makedonca, Boşnakça, Lehçe, Çekçe, Slovakça.

”Bu diller birbirine yakın mı?” sorusuna gelince; Türkçe ve Azerice gibi yakın. Tabi bu yakınlık dereceleri için de kendi içlerinde sınıflandırma yapılması yerinde olur. Gramer, alfabe ve kelime yönünden benzerlikleri kadar ciddi anlam yanlışlarına sebebiyet verecek yazılışları aynı ancak anlamları farklı kelimeler vardır. Lehçe, Slovakça ve Çekçe, bir Rusçadan daha yakındır. Bu yakınlık avantaj gibi dursa da bazen dezavantaja dönüşebilir. Yazılışları aynı anlamları farklı olan kelimeler bu dillerde en büyük sıkıntıdır. Avantaj ise bir Slav dilinin mantığını oturttuktan sonra diğerlerini öğrenme ve anlamanın kolay olmasıdır. Diller arası karşılaştırma, bu durumda sizin en çok geliştirmeniz gereken yönünüz olmalı.

Evet, çok iyi anlıyorum. Ben de Çek Cumhuriyeti’nde okurken Polonyalı arkadaşların bazı kelimeleri kötü anlama gelebiliyordu, çok ilginçti. Bir de Slav Dilleri için Kiril Alfabesi ve Slav Alfabesi kullanılıyor diye duymuştum. Neden iki alfabe var ve bu alfabelerin kullanımı dilde bir farklılık oluşturuyor mu?

Bu diller kendi aralarında alfabe yönünden iki temel ayrıma gitmektedir: Latin alfabesini kullanan Slavlar ve Kiril Alfabesini kullanan Slavlar. ”Peki, bu ayrımın temelinde ne yatmaktadır?” sorusu sıklıkla sorulmakta.  Bu ayrımın temelinde ”din faktörü” bulunuyor. Katı bir Katolik olan Batı Slavlar yani Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya, Slav ailesinden olsalar da tarihte İtalya’ya bağlılığını belirtmek için Kiril alfabesi yerine Latin alfabesini seçmiştir. Kiril Alfabesi ise Bulgaristan’da Kiril adlı bilimci tarafından Yunan alfabesinden etkilenilmesi ile ortaya çıkmıştır. Kiril Alfabesi, Ortodoks dinine mahsup olan Güney Slavlar ve  Doğu Slavlar  tarafından kullanılmaktadır.

Temel fark hiç kuşkusuz ki alfabelerden ortaya çıkmaktadır. Buna örnek olarak; Lehçe 32 harften oluşmakta ve Latin alfabesi kullanmaktayken; Slav dillerinden Makedonca ise 31 harfte oluşmakta ve Kiril alfabesini kullanmaktadır. Rusça ve Ukraynaca, ikisi de Kiril Alfabesi kullanıyor olup ikisi de 33 harften oluşsa da bu iki alfabe içinde farklı harfler bulunmaktadır. Bu yüzden alfabelerin farklı olması fonetikte olduğu kadar gramerde de farklılıklara sebebiyet vermektedir.

Nuray Hanım, bir yaşıma daha girdim bu bilgilerle. Gerçekten bu zamana kadar hiç kimseden duymadığım şeyleri sizden öğrendim, oldukça verimli bir röportaj oldu. Çok teşekkür ediyorum size, bol sağlık ve mutluluk diliyorum.

KAYNAK

Öne Çıkan Görsel

Dijital Tercüme Logo
Ana Sponsor
Dijital Tercüme
Netroma Teknoloji Logo
Barındırma Sponsoru
Netroma Teknoloji
Basit.Website Logo
Web Site Sponsoru
Basit.Website

Pin It on Pinterest

Share This