Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mümtaz Kaya ile üzerine kitaplar kaleme aldığı ve uzmanı olduğu görsel-işitsel çeviri hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi bu alanın RTÜK tarafından daha tanınır hale getirilmesi için çalıştaylar düzenlemiş ve daha da resmileşmesi adına uğraş vermiştir. Keyifli okumalar!

  • İşitme ve Görme Engellilerin Yayın Hizmetlerine Erişiminin İyileştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in yürürlüğe girmesine giden yolda sizlerin en zorlandığı anlar nelerdi?

2018 Aralık ve 2019 Ocak aylarında sonuç bildirisiyle tamamlanan çalıştaya değinmeden önce, önemli bir tarihi hatırlatmakta fayda var: Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun engellilere yönelik çalışmaları. Yanlış hatırlamıyorsam bu çalışmaların 2007 yılında “Özürlülerin Televizyon İzleme/Dinleme Eğilimleri Kamuoyu Araştırması” ile başladığını vurgulamak isterim. Kamuoyu araştırması ve devamında RTÜK şemsiyesi altında yürütülen çalışmalar engelsiz erişimle ilgiliydi. Bu çalışmalar küçük bir adım gibi görünse de esasında çok önemli bir adımdır. Sadece terminolojik bağlamda düşünsek bile “özürlüler” sözcüğü yerine “engelliler” sözcüğünün kullanılıyor olması ne kadar yol alındığının bir göstergesidir. Ama elbette ki kullanılan sözcükler ister “özürlüler”, ister “engelliler”, ister “dezavantajlı bireyler” hatta ve hatta son zamanlarda kullanılan “özel gereksinimli bireyler”  olsun, bütün bu farklı kavramların kullanılıyor olması bir sorunun çözülmüş olduğu konusunda bir gösterge olamaz.

2007 yılındaki bu çalışmadan sonra engellilere yönelik yayın hizmetlerinin iyileştirilmesi konusunda kararlılıklarını sürdüren RTÜK yetkilileri, isim anmam gerekirse, özellikle RTÜK üyesi Nurullah Öztürk ve RTÜK Eğitim Daire Başkan Yardımcısı Feyza Gizligider’in Sesli Betimleme Derneği (SEBEDER) ile iletişime geçip bu konuyla alakalı yapılacak olan yeni bir çalıştaya kimlerin davet edilmesi hususunda bilgi talep etmesi üzerine ilk defa çeviribilim alanında çalışan akademisyenler davet edildi. Sağırlar, işitme ve görme engellileri temsil eden STK başkanlarının yanı sıra çeviri bölümündeki akademisyenler de böylelikle davet edilmiş oldu. Bizler, Bilkent Üniversitesinden Doç. Dr. Şirin Okyayuz ve Ebru Kanık ve Hacettepe Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümünden Doç. Dr. Zeynep Oral ve ben, bir nevi dil içi çevirisi sayılan engelsiz erişimle ilgili çalışmalara çoktan başlamıştık.

2018 Aralık ve 2019 Ocak aylarında sonuç bildirisiyle tamamlanan çalıştayda, daha açık söylemek gerekirse,  İşitme ve Görme Engellilerin Yayın Hizmetlerine Erişiminin İyileştirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik‘in yürürlüğe girmesine vesile olan bu çalıştayda şunları anlattık.  Yayın hizmetlerine erişim konusu çeviriyi ilgilendiren bir alandır. Çalıştayda, STK’lardan gelen temsilciler, sağır ve işitme engelliler, görme engelliler, bir de başka bir kesim olan televizyon kanalları temsilcileri vardı. Oradaki temsilcilere bizi örneğin Mümtaz Kaya Hacettepe Üniversitesi çeviri bölümünden, Şirin Okyayuz Yener Bilkent Üniversitesi çeviri bölümünden diye tanıttıklarında oradaki temsilciler belki de “İngilizce ve Fransızca Mütercim-Tercümanlık hocalarının ne işi var burada?’’ diye düşünmüş olabilirler. En zorlandığımız kısım bu olabilir. Biz orada engelli kesimin bir nevi sözcüsü olduk. Zaten onlarla öncesinden de tanışıyorduk ve zaman zaman birlikte çalışmalar yürütüyorduk. Mesela en çok ne isterler; hangi programın ayrıntılı alt yazıyla, sesli betimlemeyle ya da işaret dili çevirisiyle yayınlanması isterler gibi sorulara yanıt bulmak amacıyla beraber yürüttüğümüz çalışmalarımız vardı. Bu çalışmaları yaparken şunu anladık: birçok programa erişimleri yok, en büyük sıkıntıları da eş zamanlı erişim. Mesela şu anda röportaj yapan Yasin’in ve konuşan Mümtaz‘ın ne dediklerine ne anlattıklarına aynı anda erişmek istiyorlardı. “Neden bir saat sonra veya yayının tekrarında bu konuşmaya erişelim?” gibi bir sitemleri vardı. Ama ne yazık ki bütün bu istekler gerek ayrıntılı alt yazı, gerek sesli betimleme, gerekse işaret dili ile çeviri, hatta ve hatta canlı alt yazılama maliyetli bir süreç. Bizler, yani duymayan/görmeyen kesimlerin temsilcileri ve bu tür çeviriler konusunda (göstergeler arası/dil içi) çeviri çalışmaları yürüten akademisyenler olarak bu süreci anlatırken zorlandık. RTÜK yetkililerinin ve de çeşitli televizyon kanalı temsilcilerinin hakkını teslim etmek lazım. Böylesine hassas bir konuda çok uyumlu bir çalışma gerçekleştirdik. RTÜK üyesi Nurullah Özataç, Eğitim Dairesi Başkan Yardımcısı Feyza Gizligider ve kanal temsilcileri dahil herkes çok iyi niyetliydi. Ayrıca şuna da değinmek lazımdır ki TV kanalları sonuçta kar amacı güden kuruluşlardır. Belli kısıtları vardır. Örneğin; ayrıntılı alt yazı görüntüyü etkileyecek veya işaret dili ile eş zamanlı çeviri yapıldığında da yine aynı şekilde görüntü etkilenecek. Ama sonuç olarak gerek kanal yetkilileri gerek bizler gerek dernekler çok iyi bir iş çıkardık. Her kesim de iyi niyet odaklı bir çalışma yürüttü. Sonuç bildirisiyle de bu çalışmayı taçlandırdık. RTÜK bu çalışmasıyla tarihe geçti desem abartmış olmam diye düşünüyorum. Nitekim “SAĞIRLARIN, İŞİTME VE GÖRME ENGELLİLERİN YAYIN HİZMETLERİNE ERİŞİMİNİN İYİLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK” Cumhurbaşkanımızın onayından sonra 11 Ekim 2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı.

  • Bu konuda kanallar ne gibi hazırlık aşamasından geçmeli ve engellilerin erişimine nasıl fayda sağlamalı?

Aslında yönetmeliğin ikinci bölümünde Madde 5/C’de şöyle bir ifade geçiyor: “En az %10’u ayrıntılı alt yazı, en az %10’u işaret dili, en az %10’u sesli betimleme çeviri türlerinde olmak üzere %40 oranına beş yıl içinde ulaşılmak zorundadır.” Demek ki 5 yıl içerisinde engelsiz erişimin %40’ı sağlanmak durumunda. Bu şu anlama geliyor bence; %40’tan sonra çok hızlı bir şekilde %100’e ulaşılacak. Bence televizyon kanallarının bir an önce az önce zikrettiğim çeviri türlerini yapabilecek çevirmen istihdamına yönelmeli. Çeviri bölümlerinde Görsel-İşitsel Çeviri türleriyle ilgili derslerin bir an önce müfredata dahil edilmesi gerekmektedir. TV kanalları çeviri bölümleri ve işitme ve görme engelli STK’larla işbirliği içinde çalışmalı. Nihayetinde alıcı kitle sağır toplum ile işitme ve görme engelliler olacak. Akademisyenler olarak bizler de çevirideki kalite nasıl iyileştirilebilir konusunda çalışmalar yürütmeliyiz. Elbette ki bu çalışmalara sağırları, işitme ve görme engellileri de dahil etmeliyiz. Onlardan gelecek olan dönütlere göre çalışmalara yön vermeliyiz. Zaten senin de bildiğin gibi Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlanınca hemen GİMEK-Ç’yi (Görsel-İşitsel Medyaya Engelsiz Erişimde Kalite Çalıştayı) düzenledik. TÜBİTAK desteği ile yaptık bu çalıştayı. TRT’den tutun da Anadolu Ajansı gibi birçok kanal temsilcisi geldi. Bilkent ve Hacettepe ortaklığıyla yürütülen bir çalıştay oldu. İki rektörümüz de Prof. Dr. Abdullah Atalar ve Prof. Dr. Haluk Özen de açılış konuşması yaptılar. RTÜK’ten yine Nurullah Öztürk bir konuşmayla katıldı. Bu işi takip ettiklerinin de bir göstergesi esasında. Bu yönetmelik çıkmasına çıktı ancak asıl mesele şu, kalite nasıl sağlanacak? Bu konu ekseninde bir çalıştay oldu. Yurt dışından da bu konuda uzmanlar çağırdık. Birleşmiş Milletler’den engelsiz erişimle ilgili bir yetkili, Barselona Üniversitesinden engelsiz erişim konusunda uzmanlaşmış bir profesör ki İspanya %100 erişim sağlayan bir ülkedir, diğeri de BBC‘den yine engelsiz erişimle ilgili bir diğer uzman olmak üzere 3 kişiyi davet ettik. Dernek temsilcilerini, yani ilgili tarafları çağırdık. Tercümanlarımız vardı. İşaret diliyle çeviri yapıldı, konuk öğretim üyeleri İngilizce konuştukları için eş zamanlı çeviri yapıldı, bu eş zamanlı çeviriden hareketle işaret diliyle de çeviri yapıldı. Bir başka ifadeyle söylersem; İngilizceden Türkçeye doğru çeviri yapıldı. Türkçesinden de KODA’lar işaret dili ile sağırlara çeviri yaptılar. İnanılmaz bir organizasyondu. Çalıştayda çeşitli konulara değindik. TV Kanallarına yönelik mesajlarımız oldu. Neler  yapmaları gerektiğini anlattık.

Bir kanal sesli betimlemenin ne olduğunu bilmeli. Sesli betimlemeyi kime yaptırır, bunun editörlüğünü kim yapar bilmeli. Alt yazı ile ayrıntılı alt yazı arasındaki fark nedir? Alt yazı dil bilmeyen bir seyirci için yapıldığında farklı, sağırlara ve işitme engellilere yapıldığında farklı. Bu durumda yapılan alt yazı ayrıntılı alt yazı diye nitelendirilir ve normal alt yazıdan çok farklıdır. Örneğin; sağır bir bireyin duyamadığı dış sesler (görüntüde anlaşılmayan/görülmeyen), bir bardak yere düşüyorsa bir başka odada, duyan seyirci için sorun yok ama duymayan seyirci için o bardağın sesini ekrana taşımak gerekir. Bir başka deyişle konu için çok önemliyse o dış sesin, ekranda “görünmeyen sesin” alt yazıya dahil edilmesi lazım. Buna ayrıntılı alt yazı deriz ve bu iş bizlerin, yani çevirmenlerin işidir. Dil içi çeviri de olsa diller arası çeviri de olsa çeviri bizim işimizdir. Bu işin Mütercim Tercümanlık Bölümünden mezun olan, görsel işitsel çeviri alanında ders almış kişiler tarafından yapılması gerektiğini “piyasa” bilmek zorundadır.

Bir de bu işin editörlük kısmı var. Çeviriyi bizler yapsak bile eğer sağır kitle hedef alınmışsa, bir tane sağır editörün kontrol etmesi ve varsa gerekli düzeltmeleri yapması lazım. Sağır editör şunu söyleyebilir;  “Ben bu bilgiyi okudum ama devamında çok fazla işime yaramadı.” veya “Keşke filmin/belgeselin şu noktasında şu bilgiyi de ekleseydiniz.” alt yazıya vb. önerilerde bulunabilir. Bu bir ekip işidir ve kanalların da zorlanacağı budur bence.

  • Bu sektör Türkiye’de çok yeni ya da son zamanlarda resmiyet kazandı. Bunun getirdiği bir avantaj olarak istihdama ne gibi bir katkısı olacaktır?

Alan yeni, yani bu konunun çeviri bağlamında değerlendirilmesi yenidir. Nerede engelsiz erişimle ilgili bir toplantı varsa hemen dil bölümlerine başvurulmalıdır. Çünkü bu bir dil meselesidir. Yani görmeyen kişiye görmediği şeyi tarif etmeniz lazım, bunun adı da sesli betimlemedir. Yani bir görseli çeviriyorsunuz. Alt yazıyı hepimiz biliyorduk, müfredatlar bu yönde değişim içerisinde. Ayrıntılı alt yazı, GİÇ (Görsel İşitsel Çeviri) gibi dersler konuluyor. Bu tür derslerin engelsiz erişim bağlamında da faydası var. Ortada bir de şöyle bir durum var ki Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra dünyaya en çok dizi ihraç eden ülke konumundadır. Muhteşem Yüzyıl, Diriliş Ertuğrul, Gümüş, Kurtlar Vadisi gibi diziler yurt dışına ihraç edilmektedir. İnanılmaz bir sektör ve dünyada şu anda ikinci sıradayız. Öyle bir dönem vardı ki biz yurt dışından alıyorduk dizileri ve Türk toplumuna uyarlıyorduk. Biz şu anda en çok dizi ihraç eden ülkelerin arasındayız. Dizi satışını bütün Orta Doğu’ya, Arap ülkelerine kültürlerimizin yakınlığı gibi unsurlar sebebiyle gerçekleştiriyoruz. Bu dizilerin çevrilmesi de GİÇ (Görsel İşitsel Çeviri) adı altında istihdam sağlamaktadır ve sağlayacaktır da. Engelsiz erişime geri dönersek, şunu söylemek istiyorum; öğrencilerimizi engelsiz erişim için çeviri türleri konusunda bir an önce hazırlamalıyız ve yetiştirmeliyiz.

  • Bu alana yönelmek isteyen öğrencilere ne gibi tavsiyeleriniz olacaktır?

Öncelikle bu alanla ilgili bol bol makale okunmalı ve hedef kitlenin ihtiyaçları belirlenmeli. İkinci olarak ise belli programlar var internette, o programlar kullanılarak amatör bir şekilde hedef kitleye yönelik (sağır, görme engelli) dizi çevirileri yapılabilir. Engelsiz erişim söz konusu olduğu için sesli betimleme veya ayrıntılı alt yazıyı değerlendirecek olan alıcı kitle ile işbirliği içinde olmak lazım. Hedef kitleyle diyaloğunuz yoksa, hedef kitleyi tanımıyorsanız tam bir verim alamazsınız. Onların arasına girmek içinse onlar Türkçe öğrenemeyeceklerine göre biz çevirmenler işaret dilini öğrenmeliyiz. İşaret dili de bir dildir esasında. Türk işaret dilini, yani sağır toplumun dilini öğrenmek zorundayız ve bu alanda da açılacak olan dersleri takip etmeliyiz.

  • Bu alanın esaslarını ve yöntemlerini anlattığınız, A. Şirin Okyayuz ile beraber yazdığınız Görsel- İşitsel Çeviri Eğitimi kitabı bu alanda kendini geliştirmek isteyen insanlara ne gibi katkılar sağlayacaktır?

Biz o kitabı yazdığımızda engelsiz erişimi hedeflemedik. Genel anlamda GİÇ eğitimi ile ilgili bir çalışmaydı. Türkiye’de de GİÇ eğitimini anlatan kitap anlamında bir ilktir. Bu alanla ilgili kitaplar var lakin bunun eğitimi konusunda ilktir. GİÇ alanına ilgi duyan eğitimci olsun yahut olmasın, herkesin okumasını isterim. Sadece üniversite öğrencilerine yönelik değil, herkese yönelik bir kitaptır. Bir temel oluşturur ve sonrasında o temel üzerine de ayrıntılı alt yazı çevirisi, sesli betimleme çevirisini ele alır ki o da Şirin Hoca’nın yazdığı diğer kitaplarda mevcuttur. Şirin Hoca’nın engelsiz erişimle ilgili diğer kitapları alınıp okunabilir. Görsel-İşitsel Çeviri Eğitimi başlıklı kitabımıza gelince, uygulamalar ve örnekler de var kitapta. GİÇ (Görsel İşitsel Çeviri) alanında yapılan kültürel ögelerin çevirilerinden tutun da hukuk ve tıp alanları gibi birçok konuda örnekler var. Hukuk derken hukuk içerikli diziler ya da tıp derken Doktorlar gibi tıp içerikli dizilerden bahsetmekteyim.

  • Canlı altyazı alanı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

     Aslında canlı alt yazı konusu çok önemli bir çeviri türüdür. Yapmamız gereken şey bir an önce canlı alt yazılama dediğimiz konuyla ilgili çalışmaları takip etmek ve bunu bir an önce Türkiye’ye getirmektir. Ebru Kanık, Bilkent’te konferans çevirmenliği programı koordinatörüdür ve bu anlamda çalışmalar yapıyor. Doktora tezini bu konuda yürütmek düşüncesinde. Eş zamanlı alt yazı yapabilmek elbette mümkün değil ama teknolojik gelişmeler sayesinde ve elbette bir konferans çevirmeninin özelliklerine sahip olan bir çevirmen sayesinde canlı alt yazılar 5-6 saniyelik farkla ekrana yansıyabilmektedir. Saniyeler çok da önemli değil bence, sonuçta konuşma 6 saniye gecikmeyle canlı alt yazıyla takip edilebilmektedir.

Tags: