Tarihin en büyük sözlük projelerinden biri olan “Oxford İngilizce Sözlüğü’nün” 1850’li yıllara dayanan ortaya çıkışının arkasındaki sıradışı hikaye geçtiğimiz aylarda Netflix’in öncülük ettiği “The Professor and The Madman” isimli filme konu oldu. Londra Filoloji Derneği, 1857 yılında İngiliz dilinin şanına yakışır bir sözlüğün bulunmadığını, var olanların da eksik ve yetersiz olduğunu belirtir. Dernek, İngiliz dilinde Anglo-Sakson döneminden bu zamana kadar var olan kelimelerin tümüyle incelendiği, her kelimenin kökeniyle var olduğu yeni bir sözlüğün oluşturulması çağrısında bulunmuştur ancak bunu takip eden 20 yıl içerisinde Oxford’un entelektüel dilbilimcileri pek bir ilerleme kaydedememiştir.

Nihayet 1870’lerin sonuna doğru, Oxford’un en başarılı hocalarının altından kalkamadığı bu görevi, okumamış, alt sınıf mensubu olan, ancak kendi azmiyle 7’den fazla dil öğrenen başarılı İskoç Filolog James Murray üstlenir. Derin filoloji bilgisi bir diplomaya dayanmayan Murray’e dönemin ihtişamlı okulu Oxford’un mütevelli heyeti çok güvenmese de, sözlüğü bir an önce bitirip nakde çevirmek istiyormuş. Esasen kendisi de başlarda zorlanmış. Mesela, “art” kelimesine geldiklerinde tıkanmışlar. Bu tıkanmalar sonucunda Murray ve ekibinin aklına dahiyane bir fikir gelmiş: Milli seferberlik ilan etmek. Tüm halka, kullandıkları kelimeleri ve anlamlarını yazıp mektup olarak gönderme çağrısında bulunmuşlar. Halktan insanların kullandıkları sıradan kelimeler ekibin masasına yağmaya başlamış. Artık sözlüğün yapımı birkaç dilbilimciye değil, halka mal edilmiş. Çalışmalar da böylelikle büyük bir ivme kazanmış fakat birkaç yılın sonunda mektuplar kesilmiş. Halk, artık kullandıkları kelimeleri mektuplarla göndermekten bıkmış, usanmış.

Ancak sadece bir kişi, bir deli; 20 yıl boyunca hiç durmaksızın mektup göndermeye devam etmiş. Öyle ki on binlerce kelime, sözlüğün kanlı canlı sayfalarında onun sayesinde hayat bulmuş. Mektuplarla kelimelerin anlamlarını, nerede kullanıldıklarını hatta İngiliz edebiyatında, geçmiş yüzyıllarda bu kelimeyi kullanmış olan şair ve yazarlardan verdiği örneklerle açıklayan William C. Minor’ın, Murray’e ilk mektubu şöyle:

“Gönüllü olarak kendimi size takdim etmek isterim. Size yolladığım, edebiyatın derinliklerinden alıntıların yer aldığı bu bin parça kağıdı kabul edin. Anahtar oluşturdum: bir tür sözlük içinde sözlük. İstediğim şey oldukça basit: Sizin yükünüzü hafifletmek. Bana yazın. Şu anda ulaşamadığınız tüm kelimeleri benimle paylaşın. Bırakın başkaları ağ atıp okyanuslarda arasın. Benden istediğiniz anda oltamı atıp sizin kaçırdığınız tüm cümleleri çekip almak için arayışıma devam edeceğim.”

Yıllar yılı kovalamış, James Murray ve ekibi hırsla, gayretle çalışmaya devam etmişler. En çok 17. yy kelimelerinde zorlanmışlar, ulaşamadıkları kelimelere Wiliam C. Minor sayesinde ulaşmışlar. Bir zaman sonra James Murray, sözlüğün oluşumuna katkı sağlayan mektup arkadaşıyla tanışmak istemiş ve adrese vardığında oldukça şaşırmış. Burası meğer bir akıl hastanesiymiş. Sözlüğe yadsınamaz ölçüde katkı sağlayan kişi bir akıl hastasıymış. Hastanenin en azılı hastalarından olan William’a hastane yönetimi kitap okuma ve sözlük için araştırma yapma hakkı tanımış.

William Minor aslen başarılı bir cerrahtı. Amerikan iç savaşında komutanının kendisinden bir asker kaçağının yüzünü yakmasını istemesiyle delirmişti. ABD ordusunda askeri hekim olarak görev yapan Minor, kaçak askerin yüzünü yaktıktan sonra kendini ağır sanrıların ve halüsinasyonların içinde bulmuştu. Savaşın ardından İngiltere’ye dönen hekim, içindeki suçluluk duygusunu da beraberinde getirmişti. Yine ağır sanrılar gördüğü bir gece, altı çocuk sahibi bir adamı kendisini takip ettiği ve evine zorla girdiği gerekçesiyle öldürmüştü. Mahkeme deliliği yüzünden beraat kararı verirken, akıl hastanesine yatırılmasını zorunlu kılmıştı. Hastanede, bacağı demir sütunlara geçen bir gardiyanın hayatını, hekimlik bilgisini kullanarak kurtarmasıyla hastane yönetimine kendisini sevdirmiş ve listelediği tüm kitaplar ona verilmişti. Katili olduğu adamın eşi Eliza, onu akıl hastanesinde ziyaret ediyordu. Ziyaretinin asıl amacı Minor’ı yıkık ve yenik görmek olmasına rağmen bir zaman sonra birbirlerine aşık olmuşlardı. Tam filmlere konu olacak bir öykü diyecekken, zaten öyle olduğu akıllarımıza geliyor. Minor, derin bir suçluluk hissi altında ezilirken, Eliza’nın da kendisine aşık olmasıyla bir kriz geçirmişti. “Şimdi onu kalbinde ikince kere öldürdüm.” diyerek öldürdüğü şahsı tekrar öldürdüğü hissine kapıldığını anlatmaya çalışmıştı aslında. Bu his onu bir intihar girişimine sürüklemişti. Neyse ki sağ kalmıştı. Sözlüğün yapı taşlarını oluşturan bu delinin hayat hikayesi oldukça sıra dışı. Ancak büyük devrimler sıra dışı insanlar tarafından yapılır. Günümüzün en büyük sözlük projelerinden biri olan, 350.000’den fazla kelimeyi kökenleriyle beraber barındıran, dilbilimcilerin başucu kitabı olan “Oxford İngilizce Sözlüğü” işte böylesine ilginç bir akıl hastası ve gayretli bir dilbilimci sayesinde ortaya çıktı. Eşi, James Murray’in sıradan, küçük, deri parşömeninin üzerinde onun hayat felsefesinin yazılı olduğunu söylüyor: “Sadece gayretli bir yaşam.” Biz de şuraya, Murray ve daha niceleri gibi “gayretli” bir yaşamı ilke edinmişlere ithafen, sözlükten konuya yaraşır bir kelime bırakalım.


Diligence: Careful and persistent work or effort.

Tags:

1 Comment

Bir cevap yazın