Üniversiteleri Tanıyalım Projesi: Hacettepe Üniversitesi

Üniversiteleri Tanıyalım Projesi: Hacettepe Üniversitesi

Merhabalar! Çeviri Blog’un yeni projesi “Üniversiteleri Tanıyalım” ile ülkemizde bulunan çeviri bölümlerini tanımaya, tanıtmaya ve kurduğumuz sevgi ortaklığına her geçen gün yeni bir üniversite eklemeye başladık. Günümüzde ancak sayılı şehirlere ulaşılıyor, yine o şehirlerde etkinlikler düzenleniyor olmasından şikayetçi çeviri öğrencileri için artık o günler geride kaldı!

Üniversiteleri tanımak, gerektiğinde destek olmak, güzel dostluklar kurmak adına başlatılan projemizin beşinci konuğu ülkemizin en köklü üniversitelerinden bir tanesi olan Hacettepe Üniversitesi oldu! Almanca-Fransızca-İngilizce Mütercim Tercümanlık bölümlerini tanıyoruz.

Beytepe’deki Dört Çevirmen Adayının Kaleminden…

Hacettepe Üniversitesi, Sıhhıye Kampüsü ve Beytepe Kampüsü olmak üzere iki kampüsten oluşmaktadır. İşte bizim göz bebeğimiz olan mütercim tercümanlık bölümü, yeşilin yüzlerce tonunu görebileceğiniz, sonsuz gökyüzünü sınırlar olmadan izleyebileceğiniz Beytepe Kampüsü’nde bulunan Edebiyat Fakültesi’nde yer almaktadır. Beytepe Kampüsü’ne ulaşmak ise sanıldığı kadar kolay değildir… Kampüse giden yol uzun ve meşakkatlidir. Medeniyete giden yol nasıl Mısır’ın çöllerinden geçmişse öyle ıssızdır yolumuz. Ancak sonunda ilim vardır, irfan vardır, insan vardır, hayat vardır… Kampüsümüze kuş uçuşu bakma fırsatım olmadı hiç. Ama resmi kafamda canlandırabiliyorum. Yemyeşil bir tuvalin üstüne ‘h’ harfini oluşturacak beyaz bir kampüs resmedilmiş.

Kampüsümüz geniş ormanlık alanları ile birçok canlıya ev sahipliği yapar. Her köşede yeşilin bir başka tonunu görmek mümkündür. Hacettepe ile uzaktan veya yakından herhangi bir ilgisi olan herkesin Yeşil Vadi’yi duymuşluğu vardır mesela. Yeşil Vadi’de bulunan göl, kısa bir yürüme mesafesindedir ve göldeki balık, kaz ve ördekler temiz havayla birleşince sizi derslerin ve günün yorgunluğundan biraz olsun kurtarabilir. Kısacası Beytepe Kampüsü doğa ve spor severler için cennet gibi bir yer. Vadi dışında, arkadaşlarınızla doyasıya tadını çıkaracağınız sonsuz çimler, Beytepe Alışveriş Merkezi kısaca “BAM” ismi ile andığımız bir çok yemek ve içecek dükkanının bir arada bulunduğu; arkadaşlarınızla bol bol vakit geçireceğiniz güzel yer ve bamın meşhur bankları sizleri bekliyor olacak. Size bunları anlatıyorum çünkü bazen derslerden çok burada geçirdiğiniz vakti özleyeceksiniz.

Kampüste başka neler var peki?

Kampüs, özel yurtların ve devlet yurtlarının çokluğu bakımından oldukça şanslı, ancak yeterli mi değil mi sorgulanabilir elbette… Kampüste ayrıca yemek yiyebileceğiniz, eğlenebileceğiniz, bir nebze sosyalleşebileceğiniz BAM (Beytepe Alışveriş Merkezi) ve City adında iki alışveriş mekanı vardır. Ayrıca açık oyun sahaları, spor salonu, kondisyon salonu (spor bilimlerinin dersi veya bir takımın antrenmanı olmadıkça) öğrencilere açıktır. Bunların yanı sıra pek çok kafe, çeşitli banka şubeleri ve amfi salonlar vardır. Amfi demişken, festivallerin yegâne mekanı amfi tiyatroyu da unutmayalım. Kampüsümüzün tek avantajı bunlar da değil, sağlıklı kalabilmek için Bisiklet Topluluğu‘ndan kampüs içinde ulaşımı sağlamayı kolaylaştıran bisikletlerden ödünç alabilir, kampüs içi ve dışındaki turlara katılabilir, BESYO’nun spor salonuna gidebilir ya da olimpik yüzme havuzuna üye olabilirsiniz. Karar sizin.

Bunlara ek olarak devlet üniversitesi olmamızın bizlere sağladığı bir takım mali avantajlar da söz konusu. İhtiyacı olan öğrenciler ve derece yapan öğrenciler için burs imkânları vardır. Yemekhanelerimizde günde üç öğün yemek çıkar ve her öğünde dört çeşit yiyecek oldukça cüzi bir fiyata öğrencilere sunulur (bu sene kahvaltı 1.65, diğer öğünler 2.05 lira idi.).

Fakat kampüsümüzün en güzel tesisi bizce kütüphanemizdir. Kütüphanemiz üç katlıdır ve 24 saat açıktır. En üst katında türlü konulardan farklı dillerde yüzlerce kitap vardır. Aynı zamanda tek kişilik çalışma odaları ve sanat odası da mevcuttur. Giriş katında daha çok sözlük ve ansiklopedi benzeri materyaller yoğunluktadır. Alt katta ise projeksiyonlu grup çalışma odaları vardır. Her katta lambalı uzun masalar ve (dinlenmelik) rahat koltuklar vardır. Görsel-işitsel kaynaklar, tez odası, film salonu ve online kitaplar da öğrencilerin hizmetindedir. Tüm bunların yanı sıra kütüphanenin bitişiğinde bir otomatlar odası bir de çok amaçlı (bilgisayarların olduğu) çalışma salonu vardır. Bu haliyle kütüphaneyi sınavlar denizinde bir cankurtaran, bir kara gün dostu olarak görmemek elde değil. Kütüphanemiz, bizim can damarlarımızdan biridir.

Eğer kampüse dair kafanızda bir resim oluştuysa sizinle ufak bir yolculuğa çıkalım.  Beytepe’nin yemyeşil çimenlerinin arasından yürüyorsunuz. Kütüphaneyi geçtiniz, biyoloji bölümünü gördünüz. Oradaki kısa tüneli de geçince bir yol ayrımı çıkacak karşınıza. Sağdaki yoldan dümdüz devam edince önünüze beyaz büyük bir bina çıkacak. Edebiyat Fakültemize hoş geldiniz. ‘A’ kapısından girdiğinizde sağa dönüp gördüğünüz ilk koridora giriyorsunuz. O koridorun sonundan sola sapıyorsunuz ve bir koridora daha giriyorsunuz. O koridor, İngiliz Dilbilimi bölümünün mavi koridorudur. O koridoru da takip ettikten sonra sola döndüğünüz anda koridordan çıkacaksınız. Panolara doğru yürüyüp sağa döndüğünüzde o meşhur kırmızı kapı ve tepesindeki tabelayı göreceksiniz. “Mütercim Tercümanlık Bölümü”.

Sizlere yol tarifi gibi gelen bu kısım aslında bölümümüze yeni başlayan bir öğrencinin bölümle ilgili yaşayacağı ilk tecrübedir. Çünkü Hacettepe’de Mütercim Tercümanlık Bölümü’ne başlayan bir öğrencinin yapacağı ilk şey bölümü bulmaya çalışmaktır. Bu zor görevi tamamladıktan sonra biraz da bölümümüze bakalım. Giriş kapısı gibi kırmızı renkte bir sürü kapı göreceksiniz. Onların her birinde birbirinden değerli hocalarımız vardır. Bölümümüz, Türkiye’nin çeviribilim alanında öncü niteliği taşıyan, alanlarında uzmanlaşmış, hem tecrübeli hem de dinamik hocalardan oluşan bir akademik kadroya sahiptir. Her birinin dersinde hem alanımıza hem de hayata dair çok değerli bilgiler öğrenir, tecrübeler edinirsiniz.

Kırmızı kapıların ardında kimler olduğunu öğrendik. Ancak bölümümüz sadece hocaların koridorundan ibaret değil. Gelin devam edelim yürümeye. Koridorun bitiminde sağda bir merdiven, önünüzde ise başka bir koridorun başladığını göreceksiniz. O koridorda bölüm dersliklerimiz bulunmaktadır. Koridorun sonunda ise Türkiye’de çok az sayıda mevcut olduğu hâlde sahip olduğumuz bir ayrıcalık, Andaş Çeviri Laboratuvarı’mız vardır. Bu laboratuvar, sözlü derslerini almış olan herkesin zaman zaman soğuk terler dökmesine sebep olmuş olsa da üç dilin öğrencileri için de güzel anılar biriktirmelerine sebep olmuştur.

Pekiii, gelelim tercümanlıklarımız arasındaki ayrıma. Mesela Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü’nde okumak isteyenleriniz, ne yapmalı? Biraz da bundan bahsedelim.

Öncelikle YGS ve LYS sınavlarının ardından yaptığınız tercihler sizin doğrudan bölüme geçmenizi sağlamıyor çünkü bir de okulun yaptığı hazırlık sınavını veya muafiyet sınavını geçmeniz gerekiyor. Bölüme nasıl geçerseniz geçin, Almanca atasözünü “Übung macht den Meister” yani Türkçedeki “işleyen demir ışıldar ” atasözünü eklemeden geçmek istemiyorum. Yani hayat boyu eğitimi hayat felsefesi edinmeniz, hem çeviride hem de dilde daha yetkin olabilmek için her zaman sizin bir adım önde olmanızı sağlayacaktır.

Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü’nde, üçüncü sınıfa kadar ortak zorunlu dersler, seçmeli bölüm içi ve çeviriye temel oluşturan dersler yer alıyor. Üçüncü sınıfta yazılı ve sözlü çeviri olarak ayrılıyor dersler. Şimdiden “hangisini seçeceğim ben? … ” korkusunu yaşamanıza gerek yok çünkü o zamana kadar yazılı ve sözlü çeviriye giriş niteliğindeki dersler, size uygun olanı bulmanız için çok yararlı olacaktır. Ayrıca bölüm dışında eğitim hayatınıza katkı sağlayacak bir kaç imkan da var: İngilizce ya da Fransızca Mütercim tercümanlık Bölümü’nden bir tanesiyle çift anadal programı ve/veya çiftdilli programı, çeviride uzmanlık alanı sağlayabilmek için ya da ilgilendiğiniz alanda dersler alabilmek için bir bölümde yandal programı. Bunlar haricinde yabancı diller yüksek okulunda verilen çeşitli dilleri alarak, çoğu dilde açılan 8 dönemlik dersler sayesinde, ki bu da 4 yıllık lisans programı süresine denk geliyor, ikinci yabancı dilinizi lisans eğitiminiz boyunca B2 seviyesine kadar öğrenebilirsiniz.

Peki, ya Fransızcada durum nedir?

2014-2015 eğitim-öğretim yılına kadar sadece Fransızca sınavı ile bölüme öğrenci alınıyordu fakat artık İngilizce sınavına girmiş üniversite adayları da bu bölümü tercih edebilmektedir. Bu da bir soruyu aklınıza getiriyor muhtemelen “ Fransızca bilmeden bu bölüm okunuyor mu?” tabii ki de sorunuzun cevabı “Hayır”. Bu cevabın üzerine iki seçenek mevcut: birincisi, eğer yeterli düzeyde Fransızca bilgisine sahipseniz YDYO (Yabancı diller yüksek okulu)’nun yaptığı düzey belirleme sınavına katılıp dil seviyenizi kanıtlayabilir ya da dili yeterli düzeyde bildiğinizi gösteren DELF-DALF-YDS gibi sınavlarla dil düzeyinizi kanıtlayıp ve bölümde eğitim almaya başlayabilirsiniz. İkinci seçenek ise hazırlık sınıfı okumaktır. Bir sene hazırlık sınıfında dil eğitimi aldıktan sonra muafiyet sınavına girip yeterliliğinizi kanıtlayıp bölüme geçebiliyorsunuz. Hazırlıkta ne kadar iyi dil eğitimi veriliyor olsa bile kişinin kendini sürekli geliştirmesi ve öğrendiği dili günlük yaşantısının içerisine iyice yedirmesi gerekmektedir. Bölüme geçtikten sonra da dili sürekli kullanmalı ve birçok alanda kişinin kendisini geliştirmesi gerekmektedir. Öncelikle tıp, hukuk, patent gibi özel alanlara hakim olmak bölümde sizleri bir adım öne geçirecektir. Tüm bunların yanında akademik açıdan çok güzel üç seçenek daha bulunmaktadır. Bunlar da çift anadal, iki dilli program ve yandal programlarıdır. Çift anadal programı ile birlikte 4 sene içerisinde iki tane lisans diploması ile mezun olabiliyorsunuz. Tabii ki bu programlara katılabilmek için belirli şartları yerine getirmek gerekiyor. Yandal programını istediğiniz herhangi bölümden yapabilirsiniz. Yandal programında da şartlar yapmak istediğiniz bölüme göre değişmektedir. Bunların yanında bir de Strasbourg programı sayesinde lisans yılınızın bitiminde, çoğu zaman tam aynı dönemde olmasa da, Strasbourg üniversitesinden de diploma alabiliyorsunuz.  Tabii, bu diplomayı alabilmek için son sene Strasbourg’dan gelen heyetin sınavından da başarılı olmak gerekmektedir.

Tüm bu akademik yükü omuzlarımızda ağırlık olarak hissettiğimiz anda Erasmus avantajı karşımıza çıkmaktadır. Ben de Erasmus yapmış bir öğrenci olarak şunu söyleyebilirim ki “Hem öğrencilik yaşamınızda akademik bir ilerleme hem de hayat tecrübesi edineceğiniz en güzel fırsat nedir?” diye sorsalar “Erasmus.” derim. Belçika, Fransa ve İspanya başta olmak üzere daha birçok ülkede yaşama ve eğitim alma fırsatı önünüze seriliyor.

İngilizceye gelecek olursak;

İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü’ne kayıt olmanız, tıpkı diğer iki dilde de olduğu gibi doğrudan bölüme başlamanızı sağlamaz. Eğer doğrudan bölüme başlamak istiyorsanız hazırlığı atlamak için gerekli olan sınavları başarı ile geçmiş olmanız gerekiyor. Bu sınavları geçtikten sonra bölüme başladığınızda ilk senelerde sizi tercümanlığa hazırlayacak temel dersleri alırsınız. Yazma, okuma, konuşma ve dinleme becerilerinizin gelişeceği bu derslerin ardından üçüncü senenizde Sözlü ve Yazılı grubu olmak üzere ikiye ayrılırsınız. Bu ayrılmadan sonra her iki grup da farklı dersler almaya başlar. Örneğin yazılı çeviri grubu; Hukuk Çevirisi, AB Metinleri Çevirisi, Popüler Yazın Çevirisi, Ekonomi Çevirisi, Tıp Çevirisi, Teknik Metinler Çevirisi, Sosyal Bilimler Metinleri Çevirisi gibi çevirmenlik mesleğinde kendilerini geliştirebilecekleri temel dersleri alırken, sözlü çeviri grubu; Konferans Çevirmenliği, Ardıl Çeviri, Andaş Çeviri, Yazılı Metinden Sözlü Çeviri dersleri gibi temel sözlü çeviri derslerini alarak kendilerini mezuniyet sonrası meslek dünyalarına hazırlamaya çalışırlar.

Ayrı ayrı bahsettiğimize bakmayın, Almanca, Fransızca ve İngilizce dillerindeki çoğu şey birbiriyle bağlantılıdır. Birisi için geçerli olan şart, genelde diğeri için de geçerlidir. Almanca veya Fransızcada yapabileceğiniz çift anadal, yandal, çiftdilli programları, İngilizce için de geçerlidir, örneğin.

Sizlere, okulumuzu ve bölümümüzü tanıtmak için uzuuunca bir yazı hazırladık, umarız ki sizler de bu yazımız sayesinde bizleri biraz daha iyi tanımış olursunuz veya aklınızda yer alan soru işaretleri varsa onları gidermiş oluruz.

İzninizle, yazımızı Hacettepe’nin mottosu ile tamamlamak istiyor, hepinizi selamlıyoruz!

‘Daha ileriye, en iyiye’

Dipnot: Üniversitemizin sanal turuna katılmak için: 360.hacettepe.edu.tr


Konuk Yazarlar Hakkında

Ceren Selin Çağlayan

1996 yılında doğan Ceren, liseyi Ordu’da okudu. Lisans eğitimine Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü Fransızca anabilim dalında devam etmektedir. Ceren, aynı zamanda serbest çevirmenlik yapmaktadır.

Ece Beril Özen

1997 yılında Ankara’da doğan Ece Beril, Hacettepe Üniversitesi Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü ikinci sınıf öğrencisi ve çeviriyle dost olan her alanda yeni şeyler öğrenme sevdalısı.

Fatih Serdar Çıtak

1998 yılında Eskişehir’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi. Bir çeviri aşığı olan Fatih, HÜÇEV’de (Hacettepe Üniversitesi Çeviri Topluluğu) başkan yardımcılığı görevini sürdürmekte.

İbrahim Macif

1998 yılında Denizli’de doğan İbrahim, öğrenim hayatının üniversiteye kadar olan kısmını Afyonkarahisar’da geçirmiştir. Merkez Anadolu Öğretmen Lisesi’ni bitirip il birinciliği ile Hacettepe Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Bölümü’nü kazanmıştır. Şu anda ikinci sınıf öğrencisi olan İbrahim, uzmanlaşmak istediği sözlü çeviri ve hukuk çevirisi alanları için gerekli altyapıyı oluşturmakla ve topluluk etkinlikleri yoluyla sosyal becerilerini geliştirmekle meşgul. Çeviriye dair ise her şeyi seviyor.


KAYNAKÇA

360.hacettepe.edu.tr

Resim için:

library.hacettepe.edu.tr

akademikpersonel.org

Bir Cevap Yazın