“Kimler çevirmen olamaz?” sorusundan çok çevirmenlerin yeterliliklerine odaklanmak ve yapıcı eleştirilerle çevirmen olmak isteyenleri beslemek, tecrübe aktarımı yapmak ve destek vermek bizi nereye götürür?

Belki de ropdöşambır cennetine.

Kim bilir?

“Bu, yeterince kültürlü değil. Günde 5 saat kitap okumadığına kalıbımı basarım.

Şu, nasıl kendine çevirmen diyor? Bağlaç olan de’yi ayrı yazmamış, yazıklar olsun!

Onu geçen yemek programı izlerken görmüşler. Hatta günahı boynuna artık, ben sadece duydum ama içimde de kalmasın, galiba belgesel izlemeyi sevmiyormuş.

Öğrenciler her şeyi bilmiyor, nasıl olur? Öğrenci oldukları için mi? Çok saçma!”

Hadi hemen çeviri kulübünden atalım! Sadece bir avuç insan kalalım.

Gönlünde çeviri aşkı olan ama deneyimi olmayan çeviri öğrencilerine kulaklarımızı tıkayalım. Sabaha kadar da birbirimizi övelim. Hiç tartışma olmasın ve sadece klasik müzik dinleyerek ropdöşambırlarımızla gezelim.

Ama ülkemizde biri ropdöşambır alacaksa TDK’ya bakmıyor.

Bütün büyük tekstil firmalarını gezin, anahtar kelime buluculara sorun, kaç kişi bunu doğru yazıyor acaba?

Ben söyleyeyim, çoğu kişi robdöşambr yazıyor. (Onu dahi yazamıyor da benimki biraz hayal gücü yüksek bir yazı olsun.)

Firmalar bunu bu şekilde satıyor, insanlar bu şekilde alıyor. Çünkü kimse doğrusunu söylemiyor!

Türk çeviri sektörü de öyle. Biz bu insanları uzaklaştırdıkça onlar yine çeviri yapmaya devam edecek. Etmeyecek mi?

Bizi yanlışa sürükleyen, sektörümüzü mahvettiğine inandığımız şeyleri eleştirmek yerine, doğrusunu göstererek ilerlesek, nedenini açıklasak, tartışarak en güzelini bulsak?

Desek ki:

“Bu fiyata çeviri yaparsan hem mesleğimize hem kendine zarar verirsin; emeğine yazık.

Yazım kurallarına dikkat et. Önce Türkçemizi öğren, ana diline sahip çık. Hemen sana bir örnek ile bu kuralı açıklamaya çalışayım.

Meslekleşme önemli; gel, birlik olalım. Böyle çevirmişsin ama bunun doğrusu böyle.

Beraber atölye yapalım mı? Tecrübe aktarımı çok mühim.”

Kanyak ve puromuzu azıcık kenara bıraksak da desek ki:

“Benim elimden kimse tutmadı, ben gençlerin elinden tutayım.”

Çünkü bizim kanyak yazdığımızı gören yapay zekâ bile bize “Konyak mı demek istediniz?” diyor.

Saygı çerçevesinde ve olabilecek en kibar biçimde!

Ve öğreniyoruz…

ÇeviriBlog 2009’da bunun için kuruldu ve o zamandan beri de bunun için çalışıyor.

Siz de destek olmaya ne dersiniz?

Tags:

Bir cevap yazın