Biz çevirmenler, dillerin arasında dikiş dokuyan, kültürleri birbirine örmeye çalışan insanlarız. Hepimiz, farklı bölgelerde, birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanların kurmak istedikleri iletişimi sağlamaya çalışıyoruz; hayatı paylaşmalarını sağlıyoruz. Çeviri sektörü, sizlerin de bildiği gibi çok yeni bir sektör. Fakat içinde bulunduğumuz sistemin hızına yetişebilmemiz için de bütün çevirmen ağlarını bir araya toplayıp, birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Şu anda dünya bulanık bir dönemden geçiyor, biz de bu süreç içinde sizlerin, hayatınızla olan iletişiminizi sağlamak amacıyla çeviri kulüplerimizin sesi olduk, sizlere bir yol haritası sunmaya çalıştık. Çeviri kulüplerimizi tanıtan, sizlere birer rehber olacağını düşündüğümüz yazı serimiz bugünden itibaren yayına alınmaya başlayacak.

1972′de Nice’te toplanan uluslararası çeviri kurultayında şair Guillevic şöyle diyordu: “Çeviri olmasaydı, İncil, dağınık ya da bir arada yasayan Yahudi topluluklarının malı olarak kalacaktı; Homeros ve Platon eski Grek uygarlığıyla birlikte yitip gidecekti; Marx, Freud ve Jung, Almanca konuşulan toprakların ötesine, geçemeyecekti; Fransızlar Shakespere’i, Ossian’ı, Goethe’yi okumasalardı, Fransız romantizmi başka bir görünüm içinde gelişecekti.” 

Biz, hepimiz feda edilmiş kahramanlarız, fakat bu sektörde tek başımıza değil birlikte olursak varız. Akıp giden yaşamın iletişimini sağlayan çevirmenlerin, kafa kafaya vermeye, birlikte yürütmeye, meslekleşmeye ihtiyacı var.
Hadi siz de bize katılın, kendi sesiniz; hepimizin, çevirmenlerin sesi olun.
Yarınımızı beraber şekillendirelim

Tags:

Bir cevap yazın