Kitap Çevirmeni Yaprak Onur ile Söyleştik!

Kitap Çevirmeni Yaprak Onur ile Söyleştik!

Sayın kitap çevirmeni Yaprak Onur’un çevirdiği Kudret, bilimkurgu alanında tanınan Kayıp Rıhtım‘ın “2016’nın En’leri Yarışması” kapsamında üçüncü olmuştu. Biz de bu vesileyle kendisiyle bir röportaj yapmak istedik. Kendisine davetimizi kabul ettiği için yeniden teşekkür ediyoruz. :)

 

Merhabalar Yaprak hanım. Röportaj davetimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 🙂 Nasılsınız?

İyiyim çok teşekkürler. Ayrıca röportaj davetiniz için de teşekkürler. Siz nasılsınız? :)

İyiyim ben de teşekkür ederim. 🙂 Öncelikle röportajımıza da vesile olan Kudret’in başarısı için yeniden kutlarım. 🙂 Kudret’i ne kadar sürede tamamladınız?

Teşekkürler. Kudret serinin ikinci kitabı, benimse üçüncü çevirimdi. Dört aylık bir çalışmanın sonucuydu.

Ellerinize ve emeğinize sağlık.🙂 Kudret, normalde de okuduğunuz kitap tarzına yakın bir kitap mıydı yoksa sizin için yeni bir deneyim mi oldu?

Kudret benim çok severek okuduğum bir türde, yani bilimkurgu. Fakat serinin özgün niteliği çok ayrı bir deneyim olmasını sağladı.

Bilimkurgu, çok özel fakat ülkemizde daha çok çeviri ile beslenen bir alan. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Genel anlamıyla katılıyorum, geçmişte Türk edebiyatında bilimkurgu türünde çok fazla eser çıkmıyordu ama günümüzde bu değişiyor. Bence dilimizde de çok değerli bilimkurgu kitapları basılmaya başladı.

Çeviri haricinde siz de yazı yazıyor musunuz?

Çeviri yapmaya başlamadan önce kendi kalemime çok güvenmiyordum açıkcası ama edebi çeviri yapmak elbette bir yazım kabiliyeti de gerektiriyor. Çeviri yaptıkça da bu kabiliyetimi güçlendirdiğime inanıyorum. Yine de şimdilik sadece var olan kitaplar hakkında yorum ya da bazen inceleme olarak adlandırılabilecek yazılar yazıyor ve bunları blogumda yayınlıyorum. Bir de Kayıp Rıhtım sitesinde çeviri maceralarımı anlattığım Çevirmeseydim Yazamazdım isimli bir yazı dizim var.

Blogunuzun ismini bizim de öğrenmemiz mümkün mü acaba?

yaprakonur.wordpress.com 🙂 Kendi adımı kullanmayı tercih ettim.

Ellerinize sağlık. Peki, bizim de siz blogunuzda paylaşmadan önce Kudret’in dört aylık çeviri ve edit sürecini sizin ağzınızdan kısaca dinlememizin mahsuru olur mu? 🙂 Çeviri süresince yaşadığınız sıkıntılar, saatlerce araştırmak zorunda olduğunuz sözcükler oldu mu örneğin?

Kudret aslında rahat çevirilerimden biriydi. Bir önceki kitap Adalet’te zaten birçok önemli kelimenin kararı verilmişti. Yazarın dili de artık daha tanıdık gelmeye başlamıştı. Ann Leckie’nin mekan tasvirlerini tek cümle ile vermek gibi bir özelliği var, yani karakter bir odaya girdiğinde ya da yeni bir yere gittiğinde o odadaki ya da yerdeki en ufak ayrıntıyı dahi tek cümlenin içine sığdırılmış şekilde veriyor. Açıkçası kitabın en çok zorlayan (ve en hoşuma giden) yanı buydu. O cümleleri ben de elimden geldiğince bölmeden anlaşılır bir şekilde tutabilmek için bir cümleyi bazen 10 – 15 ayrı şekilde yazdım. Onun dışında bilimkurgu türünün getirdiği bir özelliktir ki, karşıma devamlı gerçek hayatta var olmayan kelimeler ve deyimler çıkıyordu. Bunların gerçekten var olmadığına ya da herhangi bir kelimenin ya da deyimin değiştirilmiş hali olmadığına emin olmak için araştırma yapmam gerekti.

Bunun yanı sıra, kitabın yine sevdiğim özelliklerinden biri olan cinsiyetsiz dile de az başımı ağrıtmadı. 🙂 Kaynak metinin tamamı ‘she’ olarak geçiyordu. 🙂 Aynısı tüm cinsiyet belirten kelimeler için de geçerliydi, örneğin sister ya da mother kullanılıyordu ama okura bu kişilerin cinsiyeti hakkında hiçbir bilgi verilmiyordu. Biz editörümle ilk kitapta bütün olası ifadeler sırıttığı için tüm metni cinsiyetsiz tutma yolunu seçtik. Seri boyunca cinsiyetinden emin olduğumuz yalnızca tek bir karakter vardı. 🙂

Kadın çalışmalarıyla yakından ilgili biri olarak bu konuyu epey merak ettim doğrusu. 🙂

Kitaptaki evren cinsiyetsiz toplumun çok güzel tasvir ediyordu. 🙂 Bilimkurgu seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.

Editörünüzle sık temasta bulundunuz mu? Son metni çevirinizden ne kadar farklı buldunuz?

Editörümle temasım ilk kitaptaki kadar yoğun olmasa da vardı. Son metin çevirimle birebir olmasa da ondan çok uzak değildi, bazı cümlelerim daha güzelleştirilmiş ve gözümden kaçan yazım hataları düzeltilmiş haldeydi.

Editoryal süre zarfında üçüncü kitabı çevirdiğim için o dönemde daha sık bir iletişim haline geçip değişikliklerin tutarlı olması üzerinde çalıştık.

Kudret ve önceki çevirilerinizle ilgili eklemek istediğiniz başka bir konu yoksa magazinel sorulara geçiyorum. 🙂

Buyurun. 🙂 Korkmalı mıyım?

Sektörün sevilen ve etkin çevirmenlerinden Arzu hanımın başlarda sizinle ilgili farklı düşünceleri olduğunu fakat sizin sonradan kendi kararınızla kitap çevirmeni olmak istediğinizi biliyorum. Doğrusu bu süreci de merak ediyorum. 🙂 İlk baştaki kariyer hedefiniz neydi, nasıl değişti, annenizin yoluna girmeye ne zaman karar verdiniz, ilk tepkiler nasıl oldu?

Benim eğitimim pazarlama üzerine fakat bu alanda eğitim aldıkça sektörde çalışma isteğim de azaldı. Kanada’da yaşadığım dönemde bir Türkiye ziyaretim sırasında annem çeviri yetiştirme telaşındaydı ve ben de onunla zaman geçirmek adına sürekli omzunun üzerinden ekranı izleyip kelimenin tam anlamıyla ukalalık yapıyordum. Fakat bu ukalalıklarımı yapıcı eleştiriler olarak görmüş olacak ki al bari okumasını yap diye bana verdi. Açıkcası o güne kadar hiç bir kitabın hem kaynak metin hem de çevirisiyle haşır neşir olmamıştım, hatta uzun bir süredir de çeviri kitap okumuyordum. Onun okumasını yaparken kelimelerle oynamak, cümleleri en güzel haliyle nasıl söyleyebilirim bulmacasını çözmek çok keyifli geldi. Neden bu mesleğim olmasın diye düşünmeye başladım, annemin editörü Tuğçe Nida’dan onun aracılığıyla bir deneme çevirisi istedim ve çeviri mikrobu bana da bulaşmış oldu. Deneme metni teslim ettiğimde bu işi yapmak istediğime karar vermiştim. Elbette çevremden potansiyelimi harcadığım, tüm eğitimimi çöpe attığım ve kendimi eve kapatmak için çok genç olduğum yönünde çeşitli eleştiriler aldım. Bu süreçte annem desteğini hiç esirgemedi. Sonuçta ben mutluydum; ilk çevirimin de basılmasıyla çevrem gerçekten ne kadar mutlu olduğumu gördü ve herkes bu kararımı kabullenip desteklemeye başladı.

Yanlız bir noktayı düzeltmezsem Arzu Altınanıt bana çok kızar. Onun benden beklentisi zaten mutlu olduğum işi yapmamdı. Sadece bunun farklı bir şey olacağını düşünüyordu. 😀

Peki Kanada’da ne kadar süre kaldınız ve bu sürenin dil ve çeviri bilginize katkısı oldu mu peki?

Kanada’da dört sene yaşadım. Dil bilgisi bakımından ve argo kullanımlar konusunda çok faydası oldu, elbette bu çeviri konusunda da yardımcı oluyor. Çoğu çevirmenin araştırıp bulması gereken bazı kullanımları daha önce duyduğum için rahatça çevirebiliyorum.

Çok keyifli bir sohbet oldu Yaprak hanım, çok teşekkür ederim bizi kırmadığınız için. 🙂

Ben teşekkür ederim. Beni röportaj yapmaya layık gördüğünüz için. Gerçekten çok keyifli bir sohbetti.

Bir Cevap Yazın