1988 yılından bu yana, Mart ayının son haftası Fransızca konuşan ülkeler tarafından “Frankofoni Haftası” olarak kutlanıyor. Frankofonlar, yani Fransızca konuşan topluluklar için Frankofoni bir Dil Bayramı niteliği taşıyor.

Birçok kaynakta, Fransızca konuşan kişi veya topluluklar “Frankofon” olarak adlandırılıyor. Ancak bu tanımın biraz eksik bir ifade olduğunu söyleyebiliriz. Zira, Frankofon sadece Fransızca konuşan demek değildir; aynı zamanda Fransız diline, kültürüne, yaşam biçimine yakınlık duyan ve gerek kültürel gerek dilsel bağlamda bu dile hakim olabilen kişi demektir. Başka bir deyişle, bir Fransız gibi düşünebilme ve hissedebilme becerisine sahip olabilmektir.

“Frankofoni” kelimesi ilk kez 1880 yılında, Fransız dilini konuşan ülkeler topluluğunu ifade etmek için Fransız coğrafyacı Élisée Reclus’un kardeşi Onésime Reclus tarafından kullanıldı. O günden bu yana Mart ayının son haftası, jeopolitik konum fark etmeksizin anadili veya ikinci resmi dili Fransızca olan ve Fransız dilini öğrenmekte olan her yaştaki kişiler ve topluluklar tarafından çeşitli etkinliklerle “Frankofoni Haftası” olarak kutlanmaya devam ediyor.

Ayrıca, Fransızca konuşan ülkelerin oluşturduğu uluslararası bir birlik olarak faaliyetlerini sürdüren Uluslararası Frankofoni Örgütü de bulunmaktadır. Batı Afrika ülkelerinin birçoğu; Belçika, İsviçre, Kanada, Yunanistan, Ermenistan, Romanya, Avusturya başta olmak üzere, pek çok ülke bu birliğin üyesidir. Ancak Frankofoni’yi kutlamak için bu birliğe üye olmak veya herhangi bir jeopolitik konumdan olmak şart değildir. Örneğin ülkemizde, Fransızca eğitim veren Fransız Kültür Merkezi, Galatasaray Üniversitesi ve Fransız liseleri gibi kurumlar Fransız dilini ve kültürünü bu özel hafta içerisinde oldukça geniş bir kapsamda kutlamaktadırlar.

Dünya dilleri arasında ilk beşte yer alan Fransızca günümüzde yaklaşık 300 milyon insan tarafından konuşuluyor. Fransız dilinin değerlerini korumayı ilke edinen Frankofoni’nin başlıca amaçlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Fransızca aracılığı ile kültürel ve dilsel çeşitliliği teşvik etmek.
  • Barışa, demokrasiye ve insan haklarına vurgu yapmak.
  • Eğitime ve araştırmalara destek vermek.
  • Sürdürülebilir kalkınma için ekonomik işbirliğini geliştirmek.

Aslında hepimiz biraz da olsa Fransızca konuşuyoruz; bu durum bizi birer Frankofon yapmaz belki ama dilimize Fransızcadan geçen çok sayıda kelime mevcut.
Fransızcadan dilimize geçmiş bazı kelimeleri alfabetik sırayla aşağıda bulabilirsiniz:

A- Abajur / abat-jour

B- Balkon / balcon

D- Daktilo / dactylo

E- Eşarp / écharpe

F- Fragman / fragment

G- Gitar / guitare

H- Hoparlör / haut-parleur

İ – İskelet / squelette

J- Jimnastik / gymnastique

K- Kravat / cravate

L- Laboratuvar / laboratoire

M- Morg / morgue

N- Nostalji / nostalgie

O- Otel / hôtel

P- Plaj / plage

R- Rötuş / retouche

S- Saksafon / saxophone

Ş- Şövalye / chevalier

T- Tolerans/ tolérence

Yeryüzündeki tüm diller çok değerlidir. Bugün duygu ve düşüncelerimizi yazılı veya sözlü bir şekilde ifade edebiliyorsak bu tıpkı insan gibi yaşayan ve sosyal bir varlık olan “dil” sayesindedir. Bu nedenle, dillerin kültürle birlikte yitip gitmemesi için gerekli önemin verilmesi ve doğru bir şekilde kullanılması gerektiğinin altını bu yazımızla birlikte bir kez daha çizmek isteriz.

Dil, insanların geçmişlerinden aldıkları en önemli mirastır.

Dil, kültürün ruhudur.

Fransız dili ve kültürü kutlu olsun!

 Vive la Francophonie! (Yaşasın Frankofoni!)


Kaynakça:

Tags:

Bir cevap yazın