ÇeviriBlog’dan herkese merhabalar!

Bu yazımızda, İspanya La Liga’da Barcelona ile şampiyonluk yarışında olan Real Madrid’in Athletic Bilbao’yu 1-0 yendiği maçta İngilizceden İspanyolcaya hatalı çevrilen bir futbol kuralının sonuçlarını ele alacağız. Ardından hep beraber çeviride hata ne gibi nedenlerden kaynaklanır? Bu hata nelere sebebiyet verebilir? Her zaman hatadan dönmek mümkün müdür? Hatayı minimuma indirgemek için neler yapmak gerekir? gibi çeşitli soruların cevaplarını bulmaya çalışacağız birlikte.

Kısaca aktardığımız söz konusu maç sonrasında, İspanyol basınında Real Madrid’in öne geçtikten sonra ceza alanında yaşanan, değerlendirilmesi yapılan pozisyonda bir ihmal olduğu haberleri yazılıp çizilmeye başlandı. İncelemeler sonrasında, IFAB‘ın kurallarında yer alan İngilizce-İspanyolca dil çiftindeki çeviri hatası sebebiyle penaltı kararı verilmediği ortaya çıktı. Yaşanan bu olay, futbol camiasında büyük bir sansasyona neden oldu.

Sorunun kaynağı IFAB‘ın İngilizce kurallarının bulunduğu Oyun Kural Kitabı’nın 12. maddesinde ceza alanında yaşanan topsuz pozisyonla ilgili olarak herhangi bir atıfta bulunulmazken aynı kitabın İspanyolca çevirisinde ise penaltı olması için topun o bölgede olması gerektiği yazmaktadır.

Görüldüğü üzere, futbolda yaşanan bu olay çevirinin hayatımızın her anında karşımıza çıktığına vurgu yaparak çevirinin önemini bir kez daha göstermiş oluyor.

Çeviri; deneyim, uzmanlık, beceri, titizlik, dil yetkinliği, analitik düşünme ve sorumluluk gerektiren bir eylemdir. Ancak günümüzde çeşitli sektörlerde olduğu gibi çeviri sektöründe de kimi zaman hatalar/yanlışlar yaşanabiliyor. Sizlerle paylaştığımız haber de direkt bunun bir örneği niteliğinde. Maalesef, bu hatalar kimi zaman çok ciddi ve bazen de geri dönülemez sonuçlara sebebiyet verebiliyor. Örneğin, bir ticari anlaşma çevirisinde yapılan bir hata o anlaşmanın hükümsüz kılınmasına neden olabilir. Siyasi alanda yapılan bir çeviri hatası politikada çeşitli sıkıntılara ve krizlere yol açabilir. Hukuk alanında yapılan bir çeviri hatası ise yanlış kararlar verilmesine yol açarak yanlış veya haksız yargılanmalara neden olabilir. Bu alanlarda yapılan çeviri hatalarının “hatadan geri dönme” gibi bir ihtimal payı olabilir… Ancak çeviride asla hata kabul etmeyen bir alan vardır bu da tıp ve medikaldir. Sizlerin de tahmin edebileceği gibi, bu alanda bir insan hayatı söz konusudur. Dolayısıyla tek bir yanlış sözcük seçimi insan hayatını doğrudan etkileyebilir.

Bir çevirmen olarak, çeviri sürecini en az hatayla, hatta mümkünse hiç hata yapmadan tamamlayabilmek bizlerin vazgeçilmez ilkesi olmalıdır. Emek gerektiren hiçbir iş kolay değildir ve bu işi tam anlamıyla gerçekleştirebilmek için de birtakım gereklilikler vardır: Çevrilecek metnin ait olduğu alana dair terminoloji araştırması yapmak, kaynak metni çözümlemek, hedef kitlenin yapısını ve ihtiyaçlarını incelemek, mesajın anlaşılabilir olmasını sağlamak, en yakın ve en uygun eşdeğerleri belirlemek, çeviri tamamlandıktan sonra son okuma ve kontrolleri yapmak… Bu adımlar eksik kaldığında çeviri de eksik kalabiliyor ve sözcükler hiç de uygun olmayan karşılıklara bürünebiliyor. Yazılı çeviri yaparken bu adımları takip etmek çevirmen için daha kolaydır. Önünde zaman vardır, sindire sindire çözümler kaynak metni. Sözlü çeviri ise yazılı çeviriye kıyasla ayrı bir yetenek, önbellek ve deneyim gerektiren bir çeviri türüdür. Hata yapılmaya en müsait çeviri türü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bir yandan konuşan bir yandan da kaynağı anlamaya ve mesajı aktarmaya çalışan çevirmenin işi hiç de kolay değildir! Saniyelerle, dakikalarla yarışır. Zihninden geçen kelimeler bir nevi o an havada uçuşur. En yakın kelimeyi yakalamak isterken de karşısındaki kalabalığın vermiş olduğu gerginlikle hata da yapabilir.

Çevirmenlik zor ve dikkat gerektiren bir meslek. Bu geçmişte de böyleydi, şimdi de böyle. Dolayısıyla bir çevirmen, omuzlarında büyük bir yükle çıkar çeviri yolculuğuna. Çeviri mesleğinin arka planına birazcık baktık mı, içinde bulunduğumuzun teknolojik çağın bizlere birçok olanak sunduğunu görebiliriz. Mesela şu anda belli uygulamalar sayesinde yapılan bir işte veya çeviride herhangi bir yanlış/eksik/fazlalık olduğunda karşı taraf rahatlıkla geri bildirim verebilir durumda. Dolayısıyla çevirmen için yapılan hataları telafi etme süreci çok daha hızlı ve kolay olabiliyor. Geçmişte yaşanan ve tarihin seyrini değiştiren, devletlerarası ilişkilerin zarar görmesine, savaşların çıkmasına neden olan çeviri hatalarından günümüzde olduğu kadar hızlı bir şekilde geri dönülememesi de bunun bir kanıtı aslında.

Hata yapmak ne kadar sorunlara ve çıkmazlara neden olan bir eylem olarak görünse de bir yandan fark edildiğinde ve düzeltildiğinde yeni bir bakış açısı kazandıran, doğruyu görmeye imkan sağlayan bir eylemdir. Bir başka deyişle, önemli olan yapılan hatalı uygulamaları devam ettirmemek ve doğru kullanımları olabildiğince geniş kitlelerle paylaşmak ki bu sayede hata oranı minimuma inebilir.

Hata yapmak bir şey değildir, hata yaptığını unutmak kötüdür.

Confucius
Tags:

Bir cevap yazın